Yazar Hakkında

Metin Aydoğan
Metin Aydoğan

Metin Aydoğan, 1945'de Afyon'da doğdu. İlk ve Orta öğrenimini İzmir'de, yüksek öğrenimini Trabzon'da tamamladı. 1969'da Karadeniz Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesini bitirdi. Yüksek öğrenimi dışında tüm yaşamını İzmir'de geçirdi. Örgütlü toplum olmayı uygarlık koşulu sayan anlayışla, değişik mesleki ve demokratik örgütlere üye oldu, yöneticilik yaptı. Çok sayıda yazı ve araştırma yayınladı, sayısız panel, konferans ve kongreye katıldı. Sürekli ve üretken bir eylemlilik içinde olan Metin Aydoğan, yaşamı boyunca yazdı, yaptı ve anlattı. Evli ve iki çocuk babasıdır.

Metin Aydoğan
Dünya’nın bugünkü durumunu izlemek, yüz yıllık eski bir fotoğrafa bakmak gibidir. Etkinlik bölgeleri için çatışma, ülkeler ve bölgeler arası gerilim, askeri ve ekonomik savaşım, dün olduğu gibi bugün de yaşanıyor. Gücün belirleyiciliği, geçerli kural olmayı sürdürüyor. Yüzyıl başındaki İngiltere’nin yerini bugün ABD aldı. İngiltere–Fransa sömürgeciliğine karşı Alman tepkisinin yerinde şimdi, ABD–Japonya–Almanya çekişmesi var. Yüzyıl...
Metin Aydoğan
Bu ülkede; ulusal değerler tümüyle yok olmadıysa, ulus yaşam yeteneğini tümden yitirmediyse, insanlar kendi haklarına yabancılaşmadıysa ve gelecek kuşaklara acı çekecekleri bir gelecek bırakılmayacaksa; Atatürk bugün her zamankinden çok önem kazanmış demektir. Bu durum, isteğe bağlı olmayan nesnel bir gerçekliktir. Olumsuzluklardan kurtulmak için, Kurtuluş Savaşı ve devrimler, öncesi ve sonrasıyla dikkatlice incelenmeli, güncelliğini koruyan...
Metin Aydoğan
… İşgalcilerle işbirliği halindeki molla grupları ve onların siyasi temsilcisi konumundaki Hürriyet ve İtilâf Fırkası; Kurtuluş savaşı süresince, Ankara’ya tertip içindeydi. Güçlerini, ülkenin ticaretine ve mali yaşamına egemen olan azınlıklardan alıyorlardı. Onlar için gerçek düşman; ‘bolşevik ve ittihatçı’ saydıkları Kemalistlerdi… 15 Mayıs 1922’de, içlerinde din adamlarının da bulunduğu 76 kişi; İngiltere’nin İstanbul Yüksek Komiserliği’ne...
Metin Aydoğan
… Yedinci Ordu Komutanlığını yaklaşık iki ay sürdürdü ve Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı gün (30 Ekim 1918), Yıldırım Orduları Komutanlığı’na atandı. Bu görevi, 4 Temmuz’da padişah olan Vahdettin’in, orduyu 8 Kasım’da dağıtması nedeniyle, yalnızca bir hafta sürdü. Teslim olmak, teslim etmek, ordu dağıtmak gibi yapısına hiç uymayan işler ona yaptırılacaktı… Ordunun dağıtılmasını elden geldiğince önlemeye...
Metin Aydoğan
… Çağrısına ilk karşılık verenler, terhis edilmiş genç subaylar oldu. Kendisi, Osmanlı Ordusu’nun en genç generaliydi. Ona katılan subaylar da öyleydi. Padişaha bağlı kalan rütbeli subayların yaş ortalaması 58’ken, ona katılanlarınki 38’di. Subaylar, sayıları giderek artan gönüllüleri de beraberlerinde getirdiler. Onu dinleyen ya da giriştiği işi duyan yoksul ve yorgun köylüler; yavaş yavaş uyanmaya,...
Metin Aydoğan
… Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, dünyanın hemen her yerinde, bölgesel ya da uluslararası gerilim ve çatışma yaşanırken Türkiye’de, barış ve bağımsızlık temeli üzerinde yeni bir devlet kuruluyor; toplumsal yapı, sıradışı bir hızla ileriye doğru değiştiriliyordu. Tarihsel özellikleri, yerel gelenekleri ve bölgesel dengeleri gözeterek; yabancılaşmadan, öykünmeden ve bağımlı duruma gelmeden yoksulluktan kurtularak gelişmenin yol ve...
Metin Aydoğan
… Mustafa Kemal Atatürk, Türk tarımının gelişimine büyük önem veriyor bu önemi; ‘yeni ve ileri teknikler uygulamak’, ‘üretimde kalite ve verimliliği yükseltmek’ ve ‘üreteni koruyarak alın terinin karşılığını vermek’ biçiminde açıklayarak üç temel ilkeye bağlıyordu. 1 Mart 1922’de, daha savaş bitmemişken, Meclis açılışında tarım ve köylü sorunlarına ilişkin olarak şunları söylüyordu: “Milletimiz çiftçidir. Köylü,...
Metin Aydoğan
… Birinci Dünya Savaşı öncesinde Arapların yaşadığı Osmanlı toprakları, haber alma örgütlerinin cirit attığı, tam bir cadı kazanıdır. Ortadoğu ve Anadolu’yla ilgilenmeyen ve bölgede etkin siyaset yürütmeyen büyük devlet kalmamış gibidir. Herkes, bölgedeki Türk egemenliğine karşı kitle tabanı oluşturabilmek için; Arapların, Kürtlerin, Rum ve Ermenilerin peşindedir. Diplomatlar, yerli-yabancı ajanlar ve misyonerler yoğun bir çalışma...
Metin Aydoğan
… Atatürk’ün, 13 Ekim 1920’de, ‘Rusya’daki Bolşevik modelin Türkiye’de de uygulanmasını’ isteyenlere karşı şunları söylemişti; “Rusya’da Bolşevik partisinin kullandığı devrim yöntemlerini burada, yani Türkiye’de uygulamayı düşünmek kadar devrimcilikten haberdar olmayış düşünülemez. Her şeyde körü körüne taklitçilik kötüdür, özellikle de devrimcilikte” … 1924’te Trabzon’da şunları söyledi; “Halk Fırkası’nı yaratan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti,...
Metin Aydoğan
… Partiler, tüm zamanını parti çalışmalarına veren profesyonel kadrolar tarafından yönetilmelidir. Profesyonel kadro, işi parti çalışması olan kişidir ancak her parti çalışanı bir profesyonel kadro değildir. Burada söz konusu edilen profesyonel kadro, kendisini her yönden yetiştirmiş, partinin öncü kadrolarıdır. Bunlar ne denli çoksa ve ne denli iyi yetişmişse, partinin gücü ve başarısı da o...