TARİKAT TÖRENLERİ

yonetici

… Rufaî törenleri, insan aklının güç açıklayacağı taşkın gösteriler ve çırpınmalı haykırışlar halinde yapılırdı. On kadar mürit, şeyh karşısında yere diz çökerler, onun kısık bir sesle söylediği ‘Allah, Allah’ sözcüğünü yineleyerek, alınları yerdeki halıya değecek biçimde secdeye varırlardı. Bunu uzun bir sessizlik izler, daha sonra şeyhin yüksek sesle söylediği ve törene katılan tüm müridlerin, sürekli bir biçimde yineledikleri ‘Allah, Allah’ sesleri, ‘yüz, beş yüz, bin, iki bin, belki de beş bin kez’ ve yüksek perdeden haykırışlara dönüşene dek söylenirdi. Üç saat süren tören süresince, başlar, sanki bir makinenin yavaş yavaş hızlanışı gibi, bir omuzdan bir omuza doğru sallanırdı. Hareket hızlandıkça, uğultu güç kazanır, gittikçe yükselen ve ivedileşen hareketler, bir çırpınma ritmine dönüşerek sürerdi. Tarikatça önemli sayılan günlerde, bu coşkun törene, kendine işkence sahneleri eklenirdi. Birkaç mürit, sivri bir şişi kendi vücuduna batırır, bir bölümü de mangaldaki kor halindeki ateşi alarak ağzında söndürürdü… Tarikatlar, 20.yüzyıla doğru halkın desteğini tümüyle yitirmiş, gelirsiz kalmıştı. Bu durum yozlaşmayı hızlandırmıştı. gelir sağlamak için, ibadet törenleri ‘bir ziyaret ticareti’ haline getirilmiş, ‘ilginç şeyler görme merakındaki turistlere’ açılmıştı. Buraya gelen yabancılar, değişik ve bir daha hiç göremeyecekleri hareketlerin ilginçliğini yaşıyor ya da şaşkınlık içinde ve kaçarcasına törenden ayrılıyorlardı. Ragüs Dükü Mareşal Marmon, bir Rufai töreni için şunları söylemişti: “Tanrı kavramını kutsallaştırdıklarını ve ibadet ettiklerini sanan bu insanlar, bende derin bir üzüntü yarattı. İnsan zekasının çöküntüsü karşısında duyduğum acıma duygusu, bana sıkıntı verdi. İnsanların kendi düşüncelerinden doğan kavramların gariplikleriyle, sürüklenebilecekleri aşırı davranışlara şaşırarak oradan çıktım”

Kaynak: METİN AYDOĞAN; “Atatürk ve Türk Devrimi”

yonetici
yonetici

Yorum Yapabilirsiniz

4 × four =