SUİKASTÇILAR CEPHESİ

yonetici

… Saltanatın kaldırıldığı 1922 yılından beri, gerçekleştirilen hemen her yeniliğe karşı çıkmış olan karşıtçılar cephesi, onunla meşru sınırlar içinde baş edemeyeceğini anlamıştı. Devrim atılımları uygulanıp halka mal oldukça o güçleniyor, karşıtları güç yitiriyordu. Çok yakında, hiçbir şey yapamaz duruma düşecekleri için, zaman yitirmeden ve hangi biçimde olursa olsun durdurulmalı, kurmakta olduğu yeni düzen, daha çok güçlenmeden ortadan kaldırılmalıydı. Suikastçıların amaç ve düşüncesi buydu… Ziya Hurşit’ten Kazım Paşa’ya (Karabekir) dek, konum ve niteliği farklı birçok insan, suikast girişimiyle ilişkiliydi. Tutuklanarak mahkemeye çıkarılan sanıklar; doğrudan katılıp uygulayanlar, özendirip örgütleyenler ve duyduğu halde haber vermeyenler olarak, üç ana kümede toplanmıştı. Gizli siyasi çalışma içindeki eski İttihatçılar, suikastı örgütleyip uygulayan etkin unsurdu. İçlerinde Kurtuluş Savaşı önderlerinin de bulunduğu Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası yöneticileri ise, duydukları halde haber vermeyenler içine giriyordu… 1926 başından beri büyük kentlerde, özellikle İstanbul’da, gizli örgütler kurulmuş, bu işte uzmanlaşmış İttihatçılar, sanki Karakol Cemiyeti yeniden kurulmuş gibi çalışmıştı. Örgütün başında, Eski Maliye Nazırı Selanikli bir Musevi olan Cavit vardı. ‘Doğu Masonlarından dostları ve uluslararası bankerlerle ilişkisi olan Cavit Bey’, örgütün perde arkasındaki beyniydi… Suikastçılar başarılı olsaydı, yitirilen yalnızca onun yaşamı değil, Türk Devrimi olacaktı. “Türkiye halkını ve ondan büyük bir ulus yaratma görevini yerine getirecek bir başka önder yoktu”. Cumhuriyet çok yeniydi, kadro yetişmemişti. Devrim’i, tek başına o temsil ediyordu. ‘O Türkiye’ydi ve onu yok etmek, Türkiye’yi yok etmekti’

Kaynak: METİN AYDOĞAN; “Atatürk ve Türk Devrimi”

 

yonetici
yonetici

Yorum Yapabilirsiniz

15 − five =