yonetici
Birçok insan, Osmanlı Devleti’nin 470 yıllık payıtahtı (padişahın tahtının olduğu yer) olan İstanbul’un, üstelik payıtaht tanımı aynısıyla kalarak, yeni devletin de başkenti olmasını istiyordu. Oysa, Ankara’nın başkent yapılması, basit bir kent seçimi değil, tarihsel boyutu olan önemli bir siyasi seçimdi; dünya görüşüyle ilgili bir anlayıştı. Gücünü korumak için, Anadolu’yu yüzyıllar boyu sömüren ve bu işi...
yonetici
Bir haftadır Türkiye’de sıradışı olaylar yaşanıyor. Ülke dışındaki gelişmeler, ülke içinde ayaklanmaya yönelen eylemlere gerekçe yapılıyor ve onlarca insan ölüyor. Kamu binaları, okullar ve araçlar yakılıyor. Ne istediğini bilmeyen insanlar yapay bir öfkeyle kırıp döküyor, talan yapıyor. Yaşananların kendiliğinden gelişen kitle eylemleri olmadığı açık. Açık olmayan ise amacı ve ereği. Ancak, karmaşa yaratan eylemlerin...
yonetici
Yazılı tarihin çok öncesine giden ve yaygın bir iç içe geçmişlik içeren Çin-Türk ilişkileri, Çin’de birçok ortak hanedanlık ve bölgesel Türk yönetimleri yarattı. İlişkiler, Çin uygarlığını ileri sıçratan kavşaklardan biri olan M.Ö.9.yüzyılda yeni bir aşamaya ulaştı. Tarım tekniklerini bilen, at yetiştiren ve gelişkin savaş arabaları kullanan Türk boyları, Çin içlerine girerek; güneyde Yangzi Ciang ovasına, kuzeyde Moğolistan’a dek yayıldılar....
Metin Aydoğan
“Uçsuz bucaksız” Çin’in “uçsuz bucaksız” bir tarihi vardır. Bu tarih, M.Ö.7 binli yıllara, söylencelerle (efsanelerle) renklenen, bilinmezliğin ya da unutulmuşluğun karanlıklarına gömülmüş zamanlara dek giden “sonsuz” bir tarihtir. Dünyayı “tanrılar” ve “cinlerle” dolu bir yer sayan eski Çin’den kopup insanlığa benzeri olmayan bir evrim örneği sunarak bugüne ulaşan ve son üç bin yılı yazılı...
yonetici
İstanbul, 6 Ekim 1923 günü Tümgeneral Selahattin Adil komutasındaki 5.Kolordu’nun kente girmesiyle işgalden kurtarıldı. Birkaç yıl öncesinde düşlere bile giremeyen ve Anadolu’daki halk savaşıyla sağlanan bu başarı, Türk ulusu için kuşkusuz büyük bir olaydı. Ancak, bu olayın İstanbul için, bir kentin eylemsel (fiili) kurtuluşunun ötesinde tarihsel ve kültürel bir boyutu vardı. İstanbul, çürüyen bir...
yonetici
Hindistan’ın ulusal bağımsızlığını elde etmesi, yetersiz önderlik nedeniyle uzun sürdü. Ağır İngiliz baskısı, merkezi devlet yapısından yoksunluk ve çok sayıdaki yerel feodal gücün bitmeyen çatışması, işgale karşı tam bağımsızlık bilincinin oluşmasını geciktirdi. Uzun yıllar İngiliz baskısı altında yaşayan Hintliler, boyuneğmeyi neredeyse var olabilmenin koşulu olarak görüyordu. Ancak, İngiltere’nin Anadolu’dan çıkarılması ve tam bağımsızlık temelinde...
yonetici
Türkler, Hindistan’ı yüzlerce yıl yönetmiş, Hint kültürüne kalıcı biçimde etki yapmıştır. Önceki yerleşimleri saymazsak Gaznelilerin gelmesiyle Hindistan’da 857 yıl süren Türk yönetimi yaşanmış ve Hindistan’a göz kamaştıran yapıtlar kazandırılmıştır. 1605-1658 arasındaki Cihangir ve Cihan dönemi; Delhi ve Agra başta olmak üzere birçok taşra kentinde, zerafet ve ihtişamın doruğa ulaştığı yıllar olmuştur. Özellikle Şah Cihan tarihe, Hindistan’da yaptırdığı görkemli yapılarla geçti. Agra’da Anadolu’dan...
yonetici
Hindistan; yaşamı ve insanı anlamaya çalışan düşüncelerin, insancıl inanç dizgelerinin (sistemlerinin) ve köklü bir tarihe dayanan düşünce akımlarının merkezi gibidir. Yaratılan düşünsel gelişkinlik ve olağanüstü kültür o denli kapsamlı ve derindir ki, bu kültür, dünya düşünce tarihinin en önemli aşamalarından birini oluşturmuştur. Varlığını sürdüren ya da yok olan yüzlerce düşünce akımı; binlerce yıl boyunca...
yonetici
Eğitimde sağlanan; kitlesel yaygınlık, sınıflar arasındaki fırsat eşitliği, ayrılan fonlar, sağlanan düzey ve niteliksel başarı gibi konular gelişmiş ülkeler arasındaki eğitim ayrımının odak noktalarıdır. Ekonomik büyümenin ve rekabetin alacağı biçim, bu ayrılıklar üzerinde gelişecek; bilimsel-teknolojik yarışın sonucu eğitime verilen önemle belirlenecektir. Microelektronik, biyorteknoloji, yeni ağır sanayi, robot ve imalat aletleri, bilgisayar ve bilgisayar programları,...
yonetici
Şirket etkinliklerinin denetimsiz sürdürüldüğü dünya ortamı ve bu ortamın insanlığın tümüne dayattığı yaşam koşulları, küresel politikaları üreten ülkelerin insanlarına da umutsuz bir gelecek sunuyor. Bugün, şirket çıkarlarıyla insanlığın gelişimi arasında yeğin (şiddetli) ve ivedi (acil) çözüm bekleyen bir çelişki var. Bugün, gelişmiş ülkelerin bir türlü çözemediği; işsizlik, gelir paylaşımındaki eşitsizlik, artan suçlar, sosyal güvensizlik,...