PARTİ SORUNU-4: İTTİHAT VE TERAKKİ CEMİYETİ/FIRKASI-2

yonetici

… İttihat ve Terakki Cemiyeti, özellikle askeri amaçlı özel görevleri yerine getirmek için ‘fedai’ adını verdiği birimler oluşturmuştu. En güvenilir ve inanmış üyelerden oluşan bu birimler, silahlı şiddet dahil, her türlü yöntemi içeren eylemler gerçekleştirmişlerdir. ‘Fedailer’ eylem sırasında ölürse, yeminde verilen söz yerine getirilir ve ailelerinin bakımı üstlenilirdi. Örgütün emir ve amaçlarına aykırı davranan üyeler için, Merkez Kurulları yargılama yapar ve suçlu bulunması durumunda, üye cezalandırılırdı. Örgütte o denli güçlü bir disiplin sağlanmıştı ki, Abdülhamit’in çok iyi çalışan gizli polis (hafiye) örgütüyle bu disipline dayanarak baş edilebilmişti… İttihat ve Terakki’nin öne çıkan bir başka özelliği, Masonlukla olan ilişkileriydi. İmparatorluğun Batı’ya bağlanmasıyla orantılı olarak artan Masonluk; Jön Türkler, özellikle de İttihatçılar arasında oldukça yaygındı. İttihat ve Terakki, ağırlıklı olarak, İmparatorluğun en gelişkin yöresi olan Selanik çevresinde örgütlenmişti. Aynı yörede Masonlar da iyi örgütlenmişlerdi. İttihat ve Terakki yöneticileri, Masonlarla geliştirecekleri işbirliği aracılığıyla, onların gizli örgütlenme yöntemlerinden yararlanacaklarına ve bu yolla kendilerini Abdülhamit’e karşı koruyabileceklerine inanıyorlardı. Ayrıca onlar bu yolla, Avrupa’daki arkadaşları Jön Türklerle haberleşme imkanını da elde ediyorlardı… 20.Yüzyıl başlarında, Araplarla İttihat ve Terakki’nin ilişkilerini inceleyen Büyük Britanya Dış İlişkiler Dairesi, Arap liderlerin ittihatçılara iki nedenle güvenmediğini ileri sürer. Bu iki neden, “İttihat ve Terakki liderlerinin tümünün ayırımsız farmason” olması ve “Selanik dönmelerinin İttihat ve Terakki Cemiyeti’yle bütünleşmesi”ydi… Mustafa Kemal, İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne üye olmasına karşın İttihatçı liderlerle hemen hiçbir konuda anlaşamadı, onlarla sürekli bir anlaşmazlık ve gerilim içinde oldu. 1908’de Selanik’te öldürülmek istendi… Ancak, İttihat Terakki içinde sürdürdüğü, karşıt görüşlerini açıklamaktan hiçbir zaman vazgeçmedi. Trablusgarp delegesi olarak katıldığı 1909 Kongresi’nde yaptığı öneriler, kendisine yönelen tepkiyi daha da arttırdı. İttihatçı liderleri rahatsız eden önerilerinde; “Cemiyet’in parti haline getirilmesi, ordunun politikaya karıştırılmaması, Cemiyet’in Masonlukla ilişkisinin kesilmesi, örgüt üyeleri arasında eşitliğin sağlanması, hükümet işleriyle din işlerinin birbirinden ayrılması” yer alıyordu. Öneriler üzerine Örgüt Merkezi “Mustafa Kemal’den kurtulma” kararı aldı. Bu başarılamayınca orduda yükselmesi önlenmeğe çalışıldı, terfileriyle oynandı. 1926’da İzmir’de suikaste uğradı. Abdülhamit’in bile kapatamadığı Mason örgütlerini kapatması, uğradığı suikastler ve İstanbul’un devşirme direnci; bir bütün olarak ele alındığında, olaylar daha anlaşılır olacaktır…

yonetici
yonetici

Yorum Yapabilirsiniz

eighteen − fourteen =