PARTİ SORUNU-3: İTTİHAT VE TERAKKİ CEMİYETİ/FIRKASI-1

yonetici

… İstanbul Askeri Tıbbiye öğrencilerinden beş kişi (Ohrili İbrahim Temo, Arapkirli Abdullah Cevdet, Diyarbakırlı İshak Sukuti, Kafkasyalı Mehmet Reşit, Bakülü Hüseyinzade Ali ) 1889’da bir araya gelerek ‘İttihadı Osmani’ (Osmanlı Birliği) adlı bir örgüt kurdular. İmparatorluğun dağılmasına engel olmak isteyen yurtseverler, kimseyi beklemeden kendi aralarında örgütleniyordu. Bu işin başını çekenler; Tıbbıye, Harbiye, Mülkiye öğrencileri ve Kurmay Okulu’nun genç subaylarıydı. Daha sonra, örgütün adını ‘Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti’ olarak değiştirdiler ve değişik kesimlerden üye almaya, başka okullarda da gizli hücreler kurmaya başladılar. İmparatorluğun kurtarılması için, ‘istibdatın kaldırılması’ ve ‘1876 Anayasası’yla Meclis’e işlerlik kazandırılması’ gerektiğine inanıyorlardı. 20.Yüzyıl başından, Birinci Dünya Savaşı sonuna dek Türkiye’nin en etkin örgütü olan İttihat ve Terakki Cemiyeti/Partisi, böyle ortaya çıktı… 1906 yılında Selanik’te, Osmanlı Hürriyet Cemiyeti adında yeni bir örgüt daha kuruldu. Bu örgüt; mücadele anlayışı, örgütlenme biçimi ve göze aldığı eylemlerin niteliği bakımından öncekilere hiç benzemiyordu. Kurucular ve üyeler artık siviller değil, büyük çoğunluğuyla ordudaki subaylardı… Paris’teki ‘Terakki ve İttihat Cemiyeti’, yeni örgütle ilişkiye geçti. Görüşmeler olumlu sonuç verdi ve iki örgüt, ‘Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyeti’ adı altında birleşti. 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanından sonra, bu kez Prens Sabahattinci ‘Teşebbüsü Şahsi ve Ademi Merkeziyet Cemiyeti’yle birleşmeye gidildi ve ‘İttihat ve Terakki Cemiyeti’ adı alındı. Bu ad, bir daha değiştirilmedi… İttihat ve Terakki, gizliliğe önem veren ve katı kuralları olan savaşkan bir örgüttü. Üye seçiminde çok dikkatli davranılıyordu. Kurallara bağlanmış törenlerle kabul edilen üyeler, yeminlerine ve sorumluluklarına sonuna dek sadık kalıyordu. Güvenilir ‘rehber’ üyelerce önerilen üye adayları, Yemin Kurulu (Tahlif Heyeti) önünde; inandığı dinin kutsal kitabı, hançer ve tabanca üzerine el basarak örgüt yemini ediyordu… Gizliliğe ve örgüte bağlılığa verilen önem, yeminde şu sözlerle dile getiriliyordu: “Hükümet yetkililerinin pençei zulmüne düşüp tutuklansam, etlerimi kemiklerimden ayıran bir işkenceye uğrasam bile, örgütün sırlarını ve üyelerinin adlarını açıklamayacağıma yemin ederim. Örgüt üyelerinden biri herhangi bir felakete uğrarsa, kendisine ve ailesine, elimden geldiği kadar, para dahil, her biçimde yardımda kusur etmeyeceğim… Eğer, namus sözü vererek yükümlendiğim yeminime ihanet edecek olursam, ihanet edenleri takip için örgütün görevlendirdiği yetkililerin uygulayacağı ölüm cezasına karşı, kanımı şimdiden helal ederim”

yonetici
yonetici

Yorum Yapabilirsiniz

19 − 7 =