OSMANLI’DA BORÇLANMA

yonetici

[… Osmanlı Devleti’nin 1854 yılında aldığı ilk borç, 3 milyon sterlin tutarındaydı ve yüzde 6 faizliydi. Bu borca karşılık, Mısır’dan elde edilen cizye vergileri (Müslüman olmayan Osmanlı uyruklularından alınan vergi), Suriye ve İzmir gümrük gelirleri güvence olarak gösterilmişti… 1860 yılında yeniden dış borç alınmak istendi. Ancak daha önce borç vermek için her yolu deneyen İngiltere bu kez, borç koşullarını ağırlaştıran yeni koşullar ileri sürdü ve bilinçli bir ‘isteksizlik’ gösterdi. Ödeme gücünü aşan borçlanmanın, zorunlu olarak yeni borçlanmalar getireceğini biliyorlardı… Osmanlı Devleti, bu kez Fransa’ya başvurdu. Mirés adında bir banker, devlet yetkilileriyle temas kurarak 400 milyon franklık bir borç verme önerisinde bulundu. Mirés bunun karşılığında 6 milyon frank komisyon istiyordu. Osmanlı Devleti Mirés ile anlaştı; karşılık olarak da birçok yerin gümrük gelirini, tuzlu balık resmini, Filibe gülyağı gelirini, Bursa’nın ipek öşürünü gösterdi. Ancak, Mirés Osmanlı Devleti’ni dolandırdı. Borç tahvilleri Avrupa borsalarında satılamadı… Yaşanan mali bunalım, 1862 yılında yeni bir borçlanmayla aşılmaya çalışıldı ve borç arayışı sürekli hale geldi… 12 yıl sonra 1875’te, bütçenin 17 milyon gelirine karşılık 13 milyon lira dış borç ödemesi vardı. Osmanlı bütçesi 1875 yılında, gelirlerinin yüzde 76’sını dış borç ödemesine ayırmıştı. Dış borç toplamı; 150 milyonu anapara, 61 milyonu faiz olmak üzere 211 milyon İngiliz Sterlini’ydi. Borç anlaşmalarının çarpıklığı nedeniyle, bu borcun yalnızca yüzde 53’ü Osmanlı hazinesine girmişti. Kalanı, faiz ve komisyon olarak kaynakta kesilmişti… Borcun büyük bölümü, bugünkü gibi Avrupalı banker ya da bankalardan alınmıştı. Düyunu Umumiye’nin kabul edildiği 1881’de devlet borçlarının; yüzde 40’ı Fransa, yüzde 29’u İngiltere, yüzde 8’i Hollanda, yüzde 5’i Almanya, yüzde 3’ü İtalya’ya yapılmıştı…]

Kaynak: METİN AYDOĞAN; ‘Geri Dönüşten Çöküşe’

yonetici
yonetici

Yorum Yapabilirsiniz

3 × 3 =