TÜRKİYE ÜZERİNE NOTLAR 1919-2015

TÜRKİYE ÜZERİNE NOTLAR 1919-2015

 

TC3BCrkiye-C39Czerine-Notlar

 

Metin Aydoğan’a

Biz, Mustafa Kemal’in henüz Milli Mücadele başında bütün ümidini bağladığını ifade ettiği Türk Gençleriyiz!

Biz, “Mandayı savunursa Mustafa Kemal’e de karşı çıkarız” diyen Tibbiyeli Hikmet’leriz! Biz, Kaymakam Kemal Bey’in cenazesinde emperyalizmi yurttan atmaya ant içenleriz! Biz, askeri liseden Ankara’ya kaçan, Milli Hükümet Harbiyesi’nin ilk öğrencileri ve ilk mezunlarıyız, 19 yaşındaki Enver ve 16 yaşındaki Lütfü’yüz! Biz, Hasan Tahsin’iz, İsmail Hakkı’yız! Biz, Kuvva-i Milliye’yiz; Yörük Ali’yiz, Yahya Kaptan’ız, Ödemişli Hamdi’yiz, Faik’iz, Gördesli Makbule’yiz, Hafız Halit Kızı Nezahat’ız! Biz Türk Devrimi’yiz; Mustafa Necati’yiz, Mahmut Esat’ız!

Biz efsanevi Saka Kızlarıyız! Yurt savunmasını haysiyet sayan Sumer’iz!

Biz Türk Genciyiz! Biz insanlık bilmeyen sömürge beyinlilerin devşirdiği üç beş çocuk değiliz! Biz Asya’yız, Mezopotamya’yız, Avrasya’yız; biz Anadolu’yuz, Türkiye’yiz!

Biz devşirmekle, saptırmakla, hatta öldürmekle bitmeyiz! Biz, yarınız!

Biz sizden esinleniyoruz… Sizden güç alıyoruz!

Siz bizim çürüdü sanılarak tarihin en izbe dehlizlerine gömülen köklerimizi de, yalan kaplı bir taşa bağlanarak denizin dibine tekmelenen ulusal gerçeklerimizi de içine itildiği gölgeden sökerek üstündeki tortuyu temizlediniz; bilimsel ve evrensel çerçevede, bu günümüzle bir daha ayrılmamak üzere buluşturdunuz.

Siz, küresel tekelcilerin hoşuna gidecek sipariş bir münevver değil, elektrik şebekesi tepkesiyle halka ulaşan bir Türk Aydınısınız!

Siz, onyıllarca yalanla, kirli siyasetle hepsedilen, kuşatılan Türk Ulusu’na gerçeği taşıyan kağnı kollarısınız, ulusal uyanışı mütevazı bir tıkırdamayla karış karış yayan telgraf tellerisiniz. Siz, Cumhuriyet’in devrimci ruhunu, bir yurdu tren raylarıyla donatırcasına sabırla ve köklü bir şekilde bugüne işlemektesiniz.

Biz birlikte varız, birlikte var olacağız!

Sayenizde ve sayemizde… “Her şeye rağmen muhakkak bir nura doğru yürümekteyiz!”

Can Güçlü, Cem Erkli, Ayça Yılmaz, Beril Veziroğlu, Tayfun Acar, Sarp Ateş, Oğulcan Güngör, Gizem Girişmen

—●—

Saygıdeğer Metin Aydoğan,

Ben Turgay Sayılan. İstanbul’da yaşamaktayım. 25 yaşında profesyonel bir aşçıyım. Kitap kurdu ve karıncası olmaya son 1,5 yıldır başladım. Kilometre taşlarını okuyarak size kadar geldim (Geç kalmış olduğumu düşünmek bile istemiyorum).

Ülkemin düştüğü açmazdan yakınarak siyasi bir mücadeleye de başladım. Örgütlü olarak! Osman Pamukoğlu’nun Genel Başkan olduğu Partide İstanbul İl Gençlik Kolu Başkanı ve Bakırköy İlçe yönetim kurulunda görev üstlenmekteyim. Yurtsever bir Çukurova çocuğuyum.

Türkiye Üzerine Notlar: 1923-2005 kitabınızın bir okuyucusu olarak, içimden geleni size bu yol ile aktarmak istedim. Ekte size ait birkaç cümlem var hocam. Sağlıkla kalın.

Turgay Sayılan

—●—

Saygıdeğer, nadir bulunan, ufkumu uzak yolculuklara çıkaran, zihnimin yaşam kaynağı ve bilginin yıldırım muhafızı olan Metin Hocam,

Bir solukta okuduğum 1923-2005 kitabınızı, üç farklı eylemsel tavırda bitirdim.

Birincisi; bağrımdaki gonca gülleri koparan kışın, soğuk duvarları bile olmayan evreninde çaresizlik içindeydim. Kapana kısılmış gibiydim.

İkincisi; yalnız olmadığımı, vatan toprağına düşen yağmur tanelerinin zamanı geldiğinde nice çeşitlikte güller yarattığını gördüm. Gönlüm şenlendi.

Üçüncüsü; ilk eylemime tekrar geri döndüm. Fakat nereden geldiğimi anında hatırlayıp heybetlendim. Anladım ki, ‘havası’ soğuk olan memleketimin güneşe ihtiyacı var. Ateş olmak için daha hızlı koşmaya başladım.

Sağolun! Varlığınız, topraklarımızda yetişen nice nesilleri bereketlendiriyor/bereketlendirecektir. Anadolu kokan yüreğiniz önünde saygıyla eğiliyorum. ‘Sağlık’la kalın.

Turgay Sayılan

—●—

Sayın Metin Aydoğan,

Ben bir lise öğrencisiyim. O kadar yalnız, gerçekten o kadar sa-hipsiziz ki kitaplardan başka tutunacak dalı yok biz lise öğrencilerinin. Yuvalanan ocaklar, eylemlerde öne sürmeye çocuk arayan bölücü gruplar, Mustafa Kemal’in gölgesi altında terörizmle karanfil alış verişinde bulunan bilimsel sosyalistler, ulus kavramını yıkmaya çalışan fedoal komünistler ve daha niceleri…

Her gün biriyle, bir ikisiyle ya da her biriyle mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Bir arkadaşımızı daha kapanlarına kıstırmamaları için. Bu metni okuyacak olanlar “neden kapana kısılmak olsun ki” diyebilirler, “gençler oraya buraya ya da iktidara tepkilerini gösteriyorlar canım işte” diye düşünebilirler. Ancak böyle düşünenler yaşamsal bir soruyu yanlış yorumlamaktadırlar.

“Bizim Mücadelemiz kime?”

Bizim Mücadelemiz, ne istemimiz dışında değişen iktidarlara, ne de bizim gibi düşünmeyen insalara karşı; mücadelemiz kuşkusuz Cumhuriyet’in ilk dönemlerinden beri artarak süregelen gericiğiliğe karşı. Bunun için kısa vadeli çözümlerle, gereksiz eylemsellikle bir ar-kadaşımızın bile harcanmasını, enerjisini yitirip umutsuzluğa kapılmasını istemiyoruz.

Gereken eylemselliğin ne olduğu, ideoloji ve pratiğin nasıl bir arada yürütüldüğünün cevabının Türk Devrimi’nde saklı olduğunu biliyoruz. Ancak günümüz yazarlarının ve aydınlarının gayri millici tavırları ve popülist kaygılarından ötürü Türk Devrimi ve Türk Bağımsızlık Savaşı hakkında yeterli ve çarpıtılmamış bilgiye ulaşamıyoruz.

Bu noktada devreye siz ve sizin gibi gerçek aydınlar giriyor.

Lisemde Atatürkçü Düşünce Kulübü başkanlığı yaptığım dönemde tüm ekibime okuttuğum “Türkiye Üzerine Notlar” tam anlamıyla Kemalizme giriş kitabı. Anlatımda ve aktarımda sadelik, yalnızca bilgi kirliliği yapan gereksiz yabancı kavramlardan uzaklık gerçekten muhteşem. Bir liselinin çantasından asla çıkarmaması gereken bir kitap. Size ne kadar teşekkür etsek az.

Aslında bakarsanız bazen düşünüyorum da ya siz olmasaydınız? Yazdığınız onlarca kitap olmasaydı? Umutsuzluğa kapıldığımızda, enerjisiyle ve gülümsemesiyle bize güç katan, Metin abimiz, Metin amcamız, Metin hocamız olmasaydı? Bizlere kim sahip çıkardı?

Barış Ozan Özdemir-ÇEAŞ Anadolu Lisesi Öğrencisi

—●—

Sevgili hocam, üstadım…

Kitaplarınızı, yazılarınızı büyük nutkun bir açılımı gibi algılarım. Bendeki etkisi bu.

Batı dünyasının 200 yılda gerçekleştirdiği aydınlanma devrimini Atatürk’ümüz, 1919 başlangıç sayarsak 19 yıla sığdırmıştı. Onun yaptıklarını yıkmayı hala bitiremedik. Siz, bu kazanımların nasıl gasp edildiğini, nasıl yok edildiğini ve nasıl satıldığını kitaplarınızda adeta haykırdınız.

Sevgili hocam ben bir okurum, aynı zamanda bu güzelim kısrak başı ülkemin yurttaşıyım. Biz okurlar kalemi yalnızca satırların altını çizmek için kullanırız. Ancak, 11 yıl önce “Bitmeyen Oyun”u okuduğumda, sesinize ses vermek için özdeş duygular içinde sizin için kalemi elime aldım ve özdeyişlerle göndermeler diyebileceğim amatör şiirimi yazdım.

2003 yılında okuduğum Bitmeyen Oyun kitabınıza ithafen yazdığım aynı isimli şiirimi, gönderiyorum. Bu, benim size naçizane hediyemdir. “Yazılı Kaya” dergisinde yayımlanan bu şiir, kitabınızın bendeki ruhun yansımasıdır.

Hastalığınız döneminde çok üzüldük, şimdi iyi olmanız bizleri çok mutlu etti. Size daha çok ihtiyacımız var, sağlıklı nice yıllar diliyorum. Saygılarımla

Kamil Afacan

BİTMEYEN OYUN

Batırın/gemilerini umudun

Durdurun,

Durdurun yolcuyu koşmasın.

Kapıları kilitleyin.

Yakın paraların hepsini,

Açmasın.

Kazıyın yüreklerden acıları, suları denize, ateşi çöle bırakın.

Bağlayın gözlerini bir bir üzümlerin.

Alın yatağı altından Arslanın,

Harcayın ak akçeleri…

Tetiklerini kırın silahların.

Davullarını çalın suların.

Ateşi alın elinden Neronun,

Kapılarını kapatsın Bağdatın Genç Osman…

Kuyularını yıkın Orta Doğunun,

Şeytanın kanı akmasın.

Çağırın aç kurtları…

Ondokuzla Otuzsekiz arası,

Yeni bir Dünya koyun sofraya,

ULUSAL BAĞIMSIZLIĞI HAYKIRSIN

Bitsin bu oyun,

Analar ağlamasın…

Kamil Afacan

—●—

Sevgili Hocam,

Bilmem anımsar mısınız, üç yıl önce sizi Urla’da ilk ziyaret ettiğimde anlatmıştım; TED Ankara’da lise son sınıf öğrencisiyken bir yandan üniversite sınavına hazırlanıp, bir yandan tarihe ve dünya siyasetine ilişkin okuyabildiklerimle çevrede ve ülkede olan biteni anlamlandırmaya çalışıyordum.

Kaynak çoktu. Kitapların içinde bilgi de çoktu. Temelsiz ve niteliksiz bilgilerle dolu kitaplar çoğunluktaydı. Türkiye’yi ve Türk Devrimi’ni tarihsel-düşüngüsel bakımdan nesnel ve bilimsel olarak ele alabilen kaynakların çoğu ise ya bu çalışmayı doğru düzleme oturtamamış, ya savlarının altını gereğince dolduramamış ya da konuyu gerekli soğukkanlılıkla ele alamamış kişilerin elinden çıkmıştı. Büyük bir iştahla kitaptan kitaba geziyor ve aradığımı tümüyle bulamamanın düş kırıklığına karşın hevesimi ve inancımı diri tutmaya çalışıyordum. Tümüyle bağ kurup sırtımı dayayacak kadar güvenemediğim kaynaklardan edindiğim bilgileri derleyip toparlayıp eleştirerek bir görüş sahibi olma yöntemine razı olmuştum.

18 yaşında birinin tarihten bugüne bir ülkenin kuruluşunun altındaki düşüngüyü, kuruluştan bugüne geçirdiği evreleri, eşzamanlı ve bağıntılı olarak dünya tarihinin içeriğini ve o ülkenin dünya siyasi çerçevesi içindeki konumunu derinlikli ve kapsayıcı biçimde öğrenmesini sağlayacak, aynı zamanda onu hem konuyla ilgili bilimsel düşünmeye yönlendirecek, hem de bunu yapmasını sağlayan altyapıyı sunacak nitelikte bir yapıta henüz denk gelmemiştim.

Dolayısıyla Yeni Dünya Düzeni’ni okumaya okul minibüsümde başladığımda henüz önsözü bitirmeden kapağı ansızın kapatıp, gözümü karşıya dikip, “Şu anda çok önemli bir kitap okuyorum” diye mırıldanışıma, herhalde yanımda oturan arkadaş hiç anlam verememiştir.

Yeni Dünya Düzeni gibi Yönetim Gelenekleri de, ardından Bitmeyen Oyun ve diğerleri de yalnızca düşüngüsel gelişimimde temel yapıtaşları olmadı, aynı zamanda tarihi ve ülkemi bilimsel bir yöntemle ele almamı sağlayacak çalışma ahlakını ve yöntemini de bana kazandırdı, nitelikli kaynaklar bulmamı kolaylaştırdı.

Yönetim Gelenekleri’ni okurken kitabın içindeki telefon numarasından Aynur Abla’yı aramış ve numaranızı almıştım. İlk kez telefonda konuştuğumuzda size “bir Türk genci sıfatıyla teşekkürlerimi” sunmuştum.

Yeni Dünya Düzeni’nin önsözünü okurken kapıldığım heyecan da, sizinle görüşüp en azından bir kez teşekkür edebilme isteğini doğuran coşku da beni geçtiğimiz yıllar boyunca yalnız bırakmadı; okuyup araştırma, eğitim ve eylem süreçlerimde hep yanımdaydı ve yanımdaydınız. Kendimi öğrenciniz olarak görmekten kıvanç duyuyorum.

Sonuç olarak bugün Türk Devrim Tarihi’ne ilişkin yazılmış en önemli kitaplardan biri olan Türkiye Üzerine Notlar’ın yeni basımına ufacık da olsa katkı sağlıyor olmanın da, önsözünde çalışmamızdan söz ediyor olmanızın da benim için ne kadar büyük bir gurur olduğunu açıklamak benim için zordu. Telefonda bir teşekkür edememiş olma nedenim budur; bu uzun açıklamayı yazma nedenim de budur.

Sonsuz sevgi ve saygıyla.

Can Güçlü-Ankara

—●—

Sayın Hocam,

Türkiye Üzerine Notları elime almadan önce, dürüst olayım, beni bu kadar etkileyecek ve başucu kitaplarım arasına girecek bir yapıtı okuyacağımı tahmin etmiyordum. Memleketim Selimiye Köyü’nde (Çayeli) geçirdirdiğim okul tatilleri, benim için ülke sorunları üzerinde kafa yorabileceğim, insanlığın nereden, nasıl gelip nereye gittiğini öğrenebileceğim, şehir yaşantısından ve gürültüden uzak, kitaplar içinde geçen süreçlerdir. İşte bu süreçlerden birinde, ay-yıldız ile sanayileşmeyi simgeleyen fabrika bacalarının yer aldığı kırmızı kapaklı bu kitabı o-kurken yakın tarihimizin çarpıcı gerçeklerine erişme olanağı buldum.

En az 2500 sayfalık bir konuyu 250 sayfada özetleyerek -ne yazık ki- uzun kitaplar okumayı pek sevmeyen gençlere sunan, öne sürülen savların kaynaklarla ve sayısal verilerle belgelendiği Türkiye Üzerine Notlar için kitabı yazan size ve emeği geçen herkese gıyabınızda ettiğim teşekkürlerimi bu mektupla da iletmek istedim.

Türk Devrimi, özellikle 2.Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan dünya düzeninden sonra büyük suçlamalarla karşı karşıya kaldı. Soğuk Savaş sonrası küreselleşmeci yeni düzende bu karalamalar giderek çoğaldı. 2015 Türkiyesinde basın-yayın dünyası artık Kemalizme, Atatürk’e, Türk Devrimi’ne saldırmayı erdem sayıyor. Böylesi bir ortamda, Türk Devrimi’nin gerçeklerini ve devrimden dönüş sonrası içine düştüğümüz durumu tüm çıplaklığıyla anlatan bu kitap, vatanseverlerin, Kemalistlerin el kitabı niteliğindedir. Sizin gibi vatansever aydınların açtığı yolda daha iyi ürünler verilene kadar da bir numaralı el kitabı olarak kalacaktır.

Sizin bu kitabı yazmanızdaki amacınız, biz okurların da kitaba dört elle sarılmamızın nedeni, Türk milletini emperyalizmin boyunduruğundan kurtarmak ve insanca bir yaşamın gereklerini tüm yurtta ve dünyada egemen kılmaktır. Türkiye Üzerine Notlar’ın, bu özlemin gerçekleşmesine katkı koyacağına inanıyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Sağlıkla.

Erhan Sandıkçı-Üniversite öğrencisi, İstanbul

—●—

Saygıdeğer Metin Hocam;

Bu satırları Adana’dan, Makine Mühendisi olmasına 1 yıl kalmış bir Kemalist genç olarak yazıyorum. Daha önceleri satır ve cümleleri sıklıkla sıralamış olduğum yerler oldu. Ancak, bu kez yaptığım hepsinden daha ağır, daha heyecan ve onur verici. Çünkü bu kez, ken-dimde asla olmadığına inandığım -sizi okuyana dek- bir çok at gözlüğünü yok eden insana, hocama yazıyorum.

Sizi “Türkiye Üzerine Notlar: 1923-2005” adlı şaheserinizi okuyarak tanıdım. O günleri bir çok insan gibi ben de hayatımda bir dönüm noktası olarak kabul ediyorum. Savunduğum düşüncelerin, ülkeye dair sahip olduğum heyecanların doğruluğuna bu eser ile emin oldum diyebilirim.

Hep aradığımız Müdafaai Hukuk ruhu ile hiç bir zaman duymadığımız gerçekleri bulduk “Türkiye Üzerine Notlar” da. Kemalist Devrim’in sahibi olan önderin, mücadelesi boyunca düşünsel yalnızlık duyduğunu, 19 Mayıs 1919’da aslında hiç bir şeyin hazırda bekle-mediğini gördük. Evet, bunları Nutuk’ta da görmüş ve hissetmiştik. Fakat anladık ki bu gerçekleri 21.yüzyılda da cesaret ile haykıracak aydına ihtiyacımız varmış. Bu ihtiyacı varlığı ile birlikte ilk defa tanıdık.

Bu ihtiyacın varlığı ile olağanüstü bir sorumluluk duygusuna ulaştık. Hangi şartlar altında, sağlığınızı dahi fedekarlık unsurunun içine katıp ne şekilde yazdığınızı öğrendik, bizzat sizden. Gerçeği yazmanın ve örgütlenerek bunu topluma anlatmanın önemini gördük ve bunu namus ile eşdeğer bir sorumluluk olarak kabul edip Kemalist Devrim’i yapanlara borçlu hissettik kendimizi. Çünkü siz sadece yazmadınız, yazdığınızı yapmaya da çalıştınız. Hedefiniz, bireysel değil toplumsaldı. Bunu tertemiz Türkçenizde, satırlarınızda gördük.

İdeolojimizin; eğitimden sağlığa; ekonomiden toprak sorununa kadar çağının en doğrusu, çağdaşlarının en gelişmişi olduğunu öğrendik bu kitapla. Tarih kitaplarımızda kuru bir ifade ile geçen “mazlum milletlere örnek olan mücadele”yi somut örnekler ve nesnel kıyaslamalar ile olduğu gibi anladık. Gelişmeye imkan veren ideolojinin Kemalizm olduğu gerçeği ile tanıştık.

Evet, çoğul fiil ekleri ile yazıyorum. Çünkü siz yazdığınızı yap-maya çalışırken biz okumak ile kalamazdık. Bir parkın meydanında günlerce kitaplarınızı tartışan gençleriz biz, kaleminizin onurunu hiç bir zaman unutmayacak olan. Mustafa Kemal’in dediği, sizin de sıklıkla tekrarladığınız gibi “kendiliğinden devreye giren elektrik şebekesi, tarihin emri” yakındır hocam. Sağlıcakla kalın.

Saygılarımla…

Çağatay Uncu-Çukurova Üni. Makine Müh.Böl.

—●—

Sevgili Metin Hocam,

“Türkiye Üzerine Notlar: 1923-2005” kitabınızı, dün gece 23:30 civarında bitirdim. Askeri kitapları da aynı zaman içinde dönüşümlü olarak okuduğumdan kitabınızı ancak 24 saatte bitirebildim.

Tabii yine çok beğendim ve de zevk alarak okudum. Bu konuda yanılmadığıma eminim, daha iyisi yok. Sizin kitaplarınızda değişik bir tarz var. Okuyanı yormuyor, ikna ediyor ve aklında soru işareti bırakmıyor. Son kitabınız da bu mihverde yazılmış öğretici bir eser. Atatürk’ü çok iyi bilirim diyenlerin okuması gerekiyor. Kitabın bölümleri ile ilgili tesbitlerimi izninizle açıklayayım:

1-Eserinizde adı geçen Alman bilimadamlarını ilk defa duydum, hem gururlandım hem de sevindim. Dünyanın (zamanının) en iyi ilim adamları ülkemizde eğitim vermişler bilimle uğraşmışlar. Bu bölüm benim için oldukça öğretici oldu.

2-Yabancı sermayenin ülkemizdeki işlevinin nasıl olması gerektiğini çok iyi anlatmışsınız. Kontrol bizde olacak. Çünkü sermaye bize muhtaç, biz sermayeye değil.

3-AB’ne alınmama nedenlerini belirten tesbitlerinize sonuna kadar katılıyorum. Kısa ve net bir biçimde durumu özetlemişsiniz. Eminim bu konu hakkında kitap yazarsınız. “Avrupa Birliğinin Neresindeyiz?” de zaten yazdınız. Ama bu kitap hap gibi olduğundan bu kadarı bile, görmek isteyenler için yeter artar.

4-Kitapta beni en çok şaşırtan bölüm ise, 5 Mart 1959 tarihli ABD ile yapılan anlaşma… Anlaşmaya göre belirttiğiniz şartlar oluştuğunda, ABD ülkemize askeri müdahalede bulunabilecek. Pes yani… Ne diyeyim hocam. Önsözde siz demişsiniz zaten. Sanırım Haydar TUNÇKANAT da bu anlaşmayı atlamış! “İkili Anlaşmaların Gerçek Yüzü” adlı kitabını okudum fakat buna rastlamadım. Bunu yazmaması ilginç… Ya da bu olay 1969 yılında (basım tarihi) günyüzüne çıkmamıştı.

Saygıdeğer Hocam;

Daha yazacak çok şey var. Bir solukta okunabilecek bir kitap. Bilgi dolu, belge dolu, özlü anlatımlı, akıcı bir eser. Ancak ben de sizden bir kitap yazmanızı istiyorum. Sanırım bu kitaba tüm ülkenin ihtiyacı var. Önerim şu: Kitabın ana konusu Kemalizm’in günümüze ve günümüz koşullarına uyarlanması. Yani Atatürk yaşasaydı bunu böyle yapardı bunu böyle yapmazdı. Bu Kemalizm’dir, bu Kemalizm düşmanlığıdır. Bu doğrudur bu yanlıştır diye… Adı da şöyle olabilir belki: Kemalizm Bu, ya da Atatürk Yaşasaydı, Gerçek Kemalizm. Ana başlıklar; önce ilkeler sonra yakın tarihimizde meydana gelen olaylar. En son yine Nasıl ve Ne Yapmalı.

Bahsettiğim konular kitaplarınızda dağınık olarak mevcut. Fakat kalın kitapların okunmaması sebebiyle dikkat edilmemiş olabilir. Yani yine bir hap yapmanız gerekecek. Bu sayede herkes gerçek Kemalizm’i öğrensin. Atatürkçülükle hiçbir ilgisi olmayanlar bile işine geldiğinde kendisine Atatürkçüyüm diyor. Bunun net çizgilerle ayrımını ancak siz yapabilirsiniz. Bu da okullarda okutulacak ders kitabı olur. Umarım doğru anlatabilmişimdir. Saygılar sunar ellerinizden öperim. Müzeyyen Abla’ya da sevgi ve saygılarımı iletiniz. Lütfen. Bu sözü sevmiyorsunuz ama kendinize iyi bakın…

Tarık Kalıcı, Yüzbaşı–Erzurum

—●—

Sayın Metin Aydoğan

Türkiye Üzerine Notlar: 1923-2005 ve Ülkeye Adanmış Bir Yaşam Mustafa Kemal ve Kurtuluş Savaşı kitaplarınızı büyük bir heyecanla okudum. Konuları birbirine ustaca bağlıyor ve araya girmeden bütüne ulaşmada büyük başarı gösteriyorsunuz. Okuyucu, sanki kitap okumuyor, iyi çekilmiş bir film izliyor ve onun hızıyla kitabı bitiriyor.

Kitaplarınızın yaptığı etkiyi ve içimde yarattığı coşkuyu anlatmam olanaksız. Akıcı diliniz ve tertemiz Türkçenizle, bize kazandırdığınız yapıtlarınız için binlerce teşekkür. Sevgiler ve saygılar.

Nilgün Sarman, Öğretim Üyesi ve Çevirmen-İst.

—●—

Metin Hocam;

“Türkiye Üzerine Notlar: 1923-2005”  kitabınızda, “geçmişi öğrenip ondan ders çıkarmak isteyenler için önemli olan nereye gelindiği değil, nereden nereye gelindiğidir” diyorsunuz.

Ben ve benim gibi henüz yolun başındaki pek çok ekonomist için, Türkiye Cumhuriyeti’nin kaderini tayin edecek politikaların üretilme sürecini hangi bakış açısıyla değerlendirmemiz gerektiğini ne güzel özetlemişsiniz.

Cumhuriyet ekonomisinin inşa edildiği altın yılları görmüş geçirmiş bir millet olarak; Türk Tipi Kalkınma modeliyle sağlanan başarıdan nasıl bir yoksulluk kısır döngüsüne maruz bırakıldığımızı gösteren değerli bir yapıttır kitabınız. Karşılaştırmalı irdelemenin çok başarılı bir örneğidir.

Biz Kemalist ekonomistler, günümüzdeki yağmacı politikalara, sömürüye dayalı ilkel kapitalizmin insanı hiçe sayan uygulamalarına karşıyız ve buna karşı mücadele ediyoruz. “Türkiye Üzerine Notlar” ile bize, sosyal devletin niteliksizleştirilmesine ve Türk Ulusunun içine çekildiği kültürsüzleştirilme politikasına karşı duruşumuzun ne olması gerektiğini gösterdiniz. En değerli başucu eserlerinden birini bize armağan ettiğiniz için teşekkürü size bir borç bilirim. Saygılarımla.

Zübeyde Ekmekçi-Ankara Üni.Siyasal Bilgiler Fak.

—●—

Sayın Metin Aydoğan,

“Türkiye Üzerine Notlar”, “Bitmeyen Oyun”, “Ülkeye Adanmış Bir Yaşam” kitaplarınızı sayenizde edindim ve hepsini büyük bir zevkle, her cümlenizi belleğime kazıyarak okudum.

Satırlarının altını öfkeyle çizerek okuduğum “Türkiye Üzerine Notlar” kitabınız bende çok büyük bir etki yarattı. Kitabınızda insana utanç veren geri dönüş sürecini, bir bir yok edilen ulusal değerlerimizi, Kuvayi Milliye ruhu ile kovulan emperyalizmin sahte hükümetler ve değişmeyen parti politikaları eşliğinde ülkemizdeki geri dönüşünü gördüm.

“Türkiye Üzerine Notlar” kitabınızda; 1939 yılında başlayan geri dönüş sürecini, Mustafa Kemal’e ve onun eşsiz devrimine vurulmak istenen darbeyi, Türkiye’nin karşılaştığı iç ve dış saldırılar üzerine yazdıklarınızı büyük bir korku içinde okudum. Bu kitap sayesinde Türkiyenin içinde bulunduğu çıkmazdan yalnızca Kemalist Devrim ışığında kurtulacağını bir kez daha anladım.

Kitabınızı bitirdiğimde kendime sorduğum sorular ve bu sorulara bulduğum yanıtlar beni oldukça rahatsız etti. “Bir şeyler yapmalı, Türk gençliği Türk Devrimi’ne sahip çıkmalı” dedim. Ulaşabildiğim herkese bu kitabı okutmaya ve benim gördüklerimi onlara göstermeye çalıştım.

Günümüzü geçmişle birlikte ele alan kitaplarınız ve yazılarınız bizlere bilinçlenme ve örgütlenme yolunda büyük katkılar sağlıyor, Kemalist Devrime olan inancımızı artırıyor.

Milletimizi uyandıracak benzer kitaplarınızı görmeyi umut ediyorum. Bilginiz bol ve kaleminiz güçlü olsun. Saygılarımı sunarım.

Sena YAŞAR-Adana Sungurbey Anadolu Lisesi

—●—

Sayın Metin Aydoğan,

Ben sizin bir okurunuzum. 2000’li yılların başında Eskişehir’de üniversite eğitimi aldığım dönemde “Bitmeyen Oyun”, “Avrupa Birliği’nin Neresindeyiz?”, “Yeni Dünya Düzeni Kemalizmve Türkiye 1-2” başta olmak üzere pek çok kitabınızı okumuştum. Ve tabi büyük bir hayranınız olmuştum. Hatta o zamanlar sizinle e-posta vasıtasıyla birkaç kez de yazışmıştık.

Siyaseten Kemalist/Sol çizgide bir insanım. Sorulduğu zaman siyasi görüşlerimin oluşmasında üç kişinin etkili olduğunu söylerim. İlk ikisi Doğan Avcıoğlu ve Attila İlhan’dır. Diğer kişi de sizsiniz. Üniversite yıllarında kitaplarınızı tekrar tekrar okur ve arkadaşlarımla da paylaşırdım. Bugüne kadar okuyup en beğendiğim kitap sorulduğundaysa ilk olarak Milli Kurtuluş Tarihi’ni, ikinci olarak Türkiye’nin Düzeni’ni, üçüncü olarak da sizin Bitmeyen Oyun, Avrupa Birliği’nin Neresindeyiz ve Yeni Dünya Düzeni Kemalizm ve Türkiye başlıklı kitaplarınızı sayarım.

Üniversitede öğrenci olduğum yıllardan beri çeşitli gazete ve dergiler için siyasi yazılar kaleme alıyorum. Şu ana kadar pek çok çalışmam Cumhuriyet Gazetesi ve ekleri, BirGün Gazetesi ve ekleri, Jeopolitik Dergisi, 21.Yüzyıl Dergisi, Bilim ve Gelecek Dergisi, Müdafaa-i Hukuk Dergisi başta olmak üzere saygın yayın organlarında yer aldı. Yazım tekniğimin gelişmesinde eserlerinizin büyük katkısı oldu. Ayrıca pek çok makalemde sizin eserlerinizden alıntılar yaptım. Hatta yüksek lisans tezimde bile sizin kitaplarınızdan alıntılar vardı.

Yüksek lisans tezimi “İnsani Müdahale” kavramı üzerine İngilizce olarak yazdım ve 2009 yılında bu tez İstanbul Kültür Üniversitesi’nde kabul edildi. Hatta tezin bir kopyasını Prof.Dr.Noam Chomsky’e gönderdim ve şaşırtıcı şekilde kendisinden cevap aldım. Tez 300 sayfaydı ve hazırlamak iki yılımı aldı. Bu tezin temelini üniversitede lisans öğrencisiyken yazdığım “İnsan Haklarının Manipülasyonu ve Siyasal Amaçlı Kullanımı” başlıklı makalem oluşturuyordu. Bu makale daha sonra Jeopolitik Dergisi’nde özel dosya olarak yayımlandı. Bu makalenin ilhamını da sizin yukarıda saydığım eserlerinizden aldım. Özellikle Bitmeyen Oyun kitabı olmasaydı o makaleyi hiç yazamayabilirdim.

Lisans eğitimimi Eskişehir Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi’nde aldım. Yüksek lisansımı ise İstanbul Kültür Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler üzerine yaptım. Bu süreçte Danimarka’da Aalborg Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Bölümü ve Viyana Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde bulundum. Oldukça uzun bir eğitim-öğretim hayatım oldu. Her zaman siyasi olayların içinde yer aldım. Küçüklükten beri Atatürk sevdalısı olarak yetiştirildim ama siyasi görüşlerimin bilimsel temele oturması sizin gibi yazarlar sayesinde oldu.

Şu anda çoğunluğu CHP üyesi gençlerden kurulu Kadro Hareketi’nin üyesiyim. Bu yeni kurulan bir oluşum. Hizipçi bir hareket değiliz. Zaten harekette benim gibi CHP üyesi olmayan başka arkadaşlarımız da var. Elimizden geldiğince politika üretmeye çalışıyoruz. Ama henüz çok yeniyiz. Ve önümüzde uzun bir yol var.

Size en derin sevgi ve saygılarımı iletiyorum. Bana ve benim gibi pek çok gencin yoluna ışık tuttuğunuz için çok teşekkür ederim.

Saygılarımla

Gönenç Ünaldı

—●—

Değerli Hocam,

“Türkiye Üzerine Notlar: 1923-2005” kitabınızı uzun bir zaman önce okumuş olmama rağmen kitabınızın fikirlerim üzerinde yarattığı etki hala ilk günkü gibi; aydınlatıcı, sarsıcı, sorgulatıcı ve bir o kadar da bir şeyler yapmalı dedirtecek ve ayağa kaldıracak biçimde dürtükleyici…

Metin hocam, karşıdevrimin devletin yapısını güçsüzleştirme amaçlarını, nedenlerini, yöntemlerini ve sarsıcı sonuçlarını öğrenim gör-düğüm Kamu Yönetimi bölümünde aldığım temel eğitim sayesinde değil, birçoğunu, sizden öğrendim. Geçmişle günümüzü birlikte ele aldığınız, sade ve akıcı diliniz ile bizlere sunduğunuz kitaplarınızdan –özellikle bu kitap ve Bitmeyen Oyun- gerçek ve nitelikli bilgiler edindim, bilinçlendim.

Ne Yapmalıyız sorusunun yanıtını, Kuvayı Milliye anlayışı temelinde gösterdiğiniz yol ve yöntemlerle bizlere sundunuz. Atatürk’ün biz gençlere olan emanetini, karşı devrimcilerin elinden kurtarabilme umudunu ve direncini de bizlere verdiniz.

Yarattığınız düşünsel zenginliği, halkın ruh ve vicdanından almış olduğunuz ve gerçek aydın ayrımını yapabilmemize imkan tanıdığınız için size teşekkürü bir borç bilirim. İkinci kurtuluş mücadelemizde biz gençlere olan inancınızı ve desteğinizi o kadar fazla hissediyoruz ki bunun için size minnettarız. Aydınlık gelecekte beraber olabilme, sizden ve eserlerinizden mahrum kalmama dileğiyle, sağlıcakla kalın.

Size ve sizin kadar değerli eşiniz Müzeyyen Hanım’a sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Simge Kalyan-Dokuz Eylül Üni. Kamu Yönetimi Böl.

—●—

Sevgili Metin Hocam,

Ekonomik Bunalımdan Ulusal Bunalıma” ve “Türkiye Üzerine Notlar: 1923-2005” kitaplarınızı okudum. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, ülkemiz ve aziz milletimiz için hiç yorulmadan fedakârlık ederek, karanlıkta kalanları aydınlattığınız için canı gönülden teşekkürlerimi iletirim. İyi ki ışığını hiçbir karanlığa satmayan; gerçeği, bilimi ve nesnelliği ilke edinen sizin gibi bir aydınımız var.

Kitaplarınızı okurken en çok etkilendiğim nokta araştırmalarınızı, ulaştığınız bilgiyi ve anlatmak istediklerinizi okura bu kadar net, açık, anlaşılır ve duru bir Türkçeyle anlatmanız. Kitaplarınızın bu özelliği ışığınızın lise çağındaki hatta ortaokul çağındaki gençlerimize ve çocuklarımıza ulaşmasını sağlıyor. Kitaplarınız Türk gencinin elinden düşmemeli.

Sizin kitaplarınızı okuduktan sonra vermiş olduğunuz bilgiler ve aktarmaya çalıştıklarınız gerçekler sayesinde, yalnızca bilgiyi alıp eylemsiz kalmayı değil; soru sormayı, bilgiye emek vererek ulaşmayı ve mücadele etmeyi öğrendim. İşte bu öğreti gençlerimize ve çocuklarımıza verilecek en kalıcı ve yol gösterici imkan. Bu imkânı aziz vatanın geleceği olan gençlere sağladığınız için size minnettarım.

Kitaplarınızın her sayfa ve ve satırında hissettiğim duygu ve heyecan, bana Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözlerini hatırlattı.

“Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel, her şeyden evvel Türkiyenin istikbâline, kendi benliğine, millî ananelerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzûmu öğretilmelidir.” (1 Mart 1922 TBMM açış konuşmasından)

Türk Milletinin bu haklı mücadelesine tüm gücünüz, vatanınıza ve milletinize olan sevdanızla hiç yorulmadan ışık tutuyorsunuz. Işık tuttuğunuz bu yolda mücadeleden yılmadan, korkmadan, emin adımlarla yürümek ve hatta koşmak Türk Gençliğinin en asli görevidir.

Sevgili Metin Hocam bana kattıklarınız ve yolumu aydınlattığınız için teşekkürlerimi sunuyor, ellerinizden öpüyorum. Size ve ailenize yüreğimdeki tüm sevgi ve saygılarımla.

Ümit Osman Yılmaz-Öğretmen Ordu

—●—

Sayın Metin Aydoğan

Sayın kelimesi; biraz resmiyet, biraz uzaklık, biraz saygı uyandıran bir kelime. Genellikle çok yakın olmadığımız kişilerle, yazışmalarımızda kullanıyoruz. Sevgi ise elbette daha anlamlı, yakınlığı ifade eden ve içinde duygu barındıran bir sözcük. Karşılık beklemeden yapılan özveriler, sevginin gücüyle anlatılabilir.

Ülkemiz için özverili çalışmalarınız yurt sevginizin açık bir ifadesi olduğu için, izin verirseniz size bundan sonra “sayın” değil “sevgili Aydoğan” olarak hitap etmek istiyorum. Ulus için mücadele edenlere, ben ve benim gibi nefer olarak katılanlar ancak sevgi duyabilir. Sevgi sözcüğü, bence sonsuzluğun da simgesi olmalıdır.

Sevgili Aydoğan,

Türkiye Üzerine Notlar: 1923-2005, önceki yapıtlarınıza da yansıyan kültürel birikiminizin, mükemmel bir başka ürünü. Önsözde dile getirdiğiniz amacınızı sağlayan rafine, bir yeni ürün. Okuyunca insan hüzünleniyor ama acı gerçeği de açıkça görüyor. Üzülelim ya da hüzünlenelim ancak kaybedilen değerlerimizi ne olduğunu bilelim. İçinde bulunduğumuz şartları bilmeden bir şey yapamayız. Kaybedilenleri bilelim ki, onları yeniden kazanıp daha ileri götürebilelim. Topluma bilgi veriyorsunuz; ne mutlu size. Bir ulusun kaderinde yer alabilmenin bence övüncünü yaşatıyorsunuz. Sizin gibi, ülkemin tekrar ayağa kalkarak onurlu yaşaması için, duru ve yalın bir mücadele içine giren kişilere çok şey borçluyuz.

Türkiye Üzerine Notlar’ı diğer kitaplarınız gibi, çevreme tanıtıyor, okumalarını sağlıyorum. Kitabınızın etkisini görseniz çok mutlu olursunuz. Okuyacağını hiç ummadığım, değişik görüşten insanlar bile çok etkileniyor ve benden başka kitaplarınızı istiyor.

Yeni yapıtlarınızı bekliyor, size ve ailenize sağlıklı günler diliyorum. Bilginiz bol, kaleminiz güçlü olsun. Sevgilerimle.

Erkan Başıbüyük, Emekli Öğr.-Balıkesir

—●—

Sayın Metin Aydoğan,

Türkiye Üzerine Notlar: 1923-2005 ve Ülkeye Adanmış Bir Yaşam Mustafa Kemal ve Kurtuluş Savaşı kitaplarınızı okudum. Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti ile ilgili, hemen tüm kitap ve belgeleri inceleyerek; esaslı, cesaretli ve bir bütün halde kitaplaştırmışsınız. Bu yaşıma kadar, yüreği vatan ve millet sevgisiyle dolu bir vatanseverle ancak karşılaşabilmiş olmanın burukluğu ile beraber, yüksek sevincini yaşıyorum.

Birçok kitapta göremediğimiz, niyet ve maksada yönelik açık, cesaretli ayrıntıları ve önemli tespitleri öğrenme şansını buldum. Türk gençliği, kitaplarınızı en geç lise çağlarında okumalı ki, tarihimizdeki acıları bir daha yaşamayalım, refah ve mutluluğa ulaşalım.

Selahatin Gürsoy, Tank Albay-Ankara

—●—

Değerli dost, Metin Aydoğan,

Sana ne diyeceğimi bilemiyorum. “Türkiye Üzerine Notlar: 1923-2005” başta olmak üzere, gönderdiğin kitapları aldım ve dağıttım. Şimdiye kadar hangi yazar sizin gibi böylesine duyarlı, böylesine yurtsever bir tavır takınabildi? Benim bildiğim kadarıyla böyle bir örnek yok. Seni coşku ile kutluyorum.

Verdiğin ödevi yurtseverlik anlayışın çerçevesinde yerine getirmeye çalıştım ama herhalde bazı yanlışlarım da oldu. Ama kitapları dağıtırken gerçekten coşkulandım. Millet öyle bir saldırdı ki görmeni isterdim. Örneğin orta yaşın üstünde biri geldi. Kitapların geldiğini önceden duymuş ve ben gitmeden orda bekliyordu. Anamurca “Ulen ay arkadaş, ben okuyamadım, cahil kaldım. Üç çocuğum var. Onarın okumasını istiyorum. Orda burda birtakım laflar ediyorlar. Atatürk olmasaydı hepiniz rum tohumu olacaktınız diyorum. Başkasına aklım ermiyor. Ama çocuklarımın cahil kalmasını, Atatürk’ü bilmemelerini istemiyorum. Sen bu kitapları bedava veriyormuşsun. Çocuklarım cahil kalmasın, hepsinden istiyorum” demez mi? Öylesine etkilendim ki tuttum kitaplarınızın tümünden bir takım yapıp verdim. Bu da benim zaafım.

Kitapları, özellikle kitle örgütleri kütüphaneleriyle okul kütüphanelerine vermeyi yeğledim. Hepsi de öylesine sevindiler ki, inan güzel dost, gönderdiğin kitapların beş on mislini göndersen Anamur’a yetmeycek. Sürekli telefon alıyorum. “Biz de kitap istiyoruz” diyorlar. Artık kaçıyorum.

Size bir şey söylemek durumundayım. Anamur, nüfus oranına göre Türkiye ölçeğinde üniversitede en çok öğrenci okutan bir ilçe. Anamurlu öğrenciler hem il ölçeğinde hem Türkiye ölçeğinde derece alan öğrenciler. Okumayı çok seviyorlar ama olanakları yok.

Size bir şey daha söyleyeyim. Hani ilk konuşmamızda, kitap oku-mak isteyenlere kitap ulaştıracak arkadaşların var mı demiştiniz, yanlış anımsamıyorsam. Elbette var. Örneğin Gülnar ilçesinde Eczacı yazar ve şair Ali F. Bilir var. Aydıncık ilçesinde Mustafa Yalçınar var. Yalçınar Gazi Üniversitesi Fransızca Öğretim Üyeliğinden emekli çok sağlam bir devrimci.

Bir de benim oğlum. TRT’de seslendirme sanatçısı. Ona size telefon etmesini söyledim ama telefon ettiğini ve edeceğini sanmıyorum. Çok iyi bir okur ve sürekli benden kitap istiyor. Bendeki kitaplar bana lazım. Ona gönderemiyorum. Ona da kitap göndermek olabilir mi?

Şimdilik bu kadar.

Sevgi ve saygılarımı gönderiyorum.

Sağlıklı bir yaşam diliyorum. Kendinize mukayyet olun lütfen.

Güngör Türkeli, Anamur

—●—

Sevgili Metin Hocam,

Okuyup öğrenmenin ne kadar önemli olduğunu fark etmem, sizin “Türkiye Üzerine Notlar” kitabı sayesinde oldu. Çünkü farkında olduğum gerçekleri savunmam için o gerçeklerin geçmişini ve nedenini öğrenmem gerektiğini gördüm. Ve o tarihi gerçekleri büyük bir heyecanla öğrenmemi sağlayan da “Türkiye Üzerine Notlar” oldu.

Kitabı her Türk insanının okuması gerektiğini düşünüyorum, çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin 1838’den 2005 yılına kadar olan tarihi, çok açık ve net bir biçimde ortaya koymuşsunuz. Ayrıca kitapta Osmanlı’nın çöküşü, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve daha sonra gerçekleşen devrimden ödünler kısımları, sayısal verilerdeki gerçek-lerle göstermişsiniz. Atamızın çökmüş bir devletten, nasıl bağımsız, demokratik, çağdaş ve laik bir devlet kurduğunu çok güzel bir şekilde anlatmışsınız.

Metin Hocam, böyle bilgi dolu bir kitap yazıp, beni okumaya teşvik ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Atamızın bizlere miras bıraktığı ülkemize sahip çıkmak için sizin gibi vatansever yazarlarımızın bilgilerine ve kalemine çok ihtiyacımız var.

Elinize ve yüreğinize sağlık Metin Hocam…

Semra Taşdurmazlı-ÇEAŞ Anadolu Lisesi Atatürkçü Düş.Kul.

—●—

Sayın Hocam,

Saygı ve hürmetlerimi sunuyorum. Öncelikle tekrar geçmiş olsun der ellerinizden öperim.

Hocam dört kitabınızı okudum. Bitirdiğim son kitap “Türkiye Üzerine Notlar: 1923-2005” beni çok etkiledi. Atatürk’ün 15 yılda başardıkları ve 67 yılda bunların yok edilişi. Bir ulus büyük başarılardan sonra nasıl bu kadar kolay eskiye döner? Ancak üzüntü sorun çözmüyor. Bilgilenmek ve gereğini yapmak gerek. Siz, verdiğiniz bilgilerle kendinizin bile belki farkında olmadığınız büyük bir iş başarıyorsunuz; bulunduğum çevrede çok okunuyor ve saygı görüyorsunuz. Onlarca kitaba imza atan; elinize beyninize ve özellikle bu vatan için çarpan yüreğinize sağlık…

Kitaplarınızı okuduktan sonra; “acaba ben hocama ne gönderebilirim?” diye düşünürken efkarlanıp, zaman zaman yüreğim kabarıp da kaleme aldığım makale ve denemelerimden birkaç tanesini göndermek aklıma geldi. Okuyup da birkaç kelime de olsa yorumunuzu almak benim için onur olacaktır.

Hocam,

Kitaplarınızı okurken sizinle aynı hisleri yaşadım. Hani; pek gün yüzüne çıkmamış ya da yeni basılmış kitapların bir kokusu vardır. İşte bu koku beni öylesine sarıp sarmalar ki… Sürekli benim de sizinki gibi bir kitabım olsun istedim. İnşallah emekli olunca diyelim… Çünkü şu an yazdıklarımla bulunduğum kurumu bağlamak istemem.

Yazdıklarımı okursanız göreceksiniz ki; sokakta dolaşan sade bir vatandaşın olan bitene gözlerini ve özellikle de yüreğini kapatmayan bir Türkün, haykırışlarını göreceksiniz… Zaten ilerde bir kitabım olursa bu kitap hem konusuyla hem de adıyla siyasi değil duygusal kitap olacak. Bu kitapta, yüreği acıyan çocukların, gençlerin, Türk insanının, ihtiyar dedelerin, ninelerin haykırışları bulunacak.

Hocam, tekrar teşekkür ederim. Ellerinizden öperim.

Yüksel Erginkale, Binbaşı-Ankara

—●—

Metin Bey,

“Bitmeyen Oyun” ve “Türkiye Üzerine Notlar: 1923-2005”i adeta soluk almadan okudum. Geceler boyu okudum. Hemen öncesinde okuduğum “Şu Çılgın Türkler” kitabının etkisiyle soluk soluğa. Bitirir bitirmez işyerinde birlikte çalıştığım iki arkadaşıma verdim. Bitirmek üzereler. Ağustos ayında çıkacağımız izin döneminde 16 yaşında Anadolu Öğretmen Lisesinde başarı ile okuyan kızıma da okutacağım.

Tüm çalışma arkadaşlarım sırada şimdi. Kime vereceğimi şaşırmış durumdayım. Bu iletiyi o yüzden gönderiyorum. Sizden birkaç kitap istiyorum; daha çok insana ulaşmasını sağlamam gerek.

Sevgi ve saygılarımla.

Filiz Demirler, Bilecik

—●—

Değerli Metin hocam,

Yazılarınızla bir arkadaşım vasıtası ile tanıştım. Birçok okurunuzun bildiği gibi, sizin bilgiyi paylaşmak, aydınlatmak amacıyla hediye ettiğiniz kitaplardan birini, “Türkiye Üzerine Notlar” kitabınızı okuyarak tanıştım sizinle…

Aydın olmanın, koşula bağlı kalmadan gerçekler ışığında toplumun her bireyini aydınlatmaktan geçtiğini; bilmeyenlere öğrettiniz, unutanlara hatırlattınız.

Sizinle geç de olsa tanışmanın, benim için çok değerli olduğunu söylemeliyim.

Size bir iktisat öğrencisi olarak çok teşekkür ediyorum. Bize üniversitelerde iktisadın hep liberal boyutunu öğrettiler. Sıkıntılardan kurtulmaya seçenek olarak önümüze sunulan hep yabancı kökenli, ülkemize uygulanmasının tam olarak nasıl ve kimler için çıkış olduğunu oturtamadığım yöntemlerle dolu bir yığın teori öğretildi.

Ders kitapları seçildi, anlatıldı. AB, Gümrük Birligi, ortak Pazarlar vs., anlatılırken iktisat okumalarımız zayıf bırakıldı. Kendini çarşıda, pazarda halkın ekonomiyi görüp hissettigi yerde anlatamayan ekonomistler yetişti. Kendi teorik dünyamızın çerçevesini onlara akademik dil hariç anlatmaya zorlandık. Çünkü kendimiz de bilemedik…

Size teşekkür ederim hocam.

Bir ülkenin inşasında ve varlığını sürdürebilmesinde iktisadi varlığının ve yaşamının ne kadar önemli olduğunu hepimize en yalın şekilde anlattığınız için; anlatılanların bir başka yönünü işaret ettiğiniz için; Marksist ekonomiyle kapitalizm arasında tercih yapmak zorunda bırakılan ve kendine bir üçüncü seçenek yok mudur diyenlere Kemalist bakış açısını ve Türk Tipi Kalkınmanın nasıl mümkün olabilecegini tarihten bugüne aktardığınız ve inancımı  arttırdığınız için…

Varolun ve yeni yapıtlar üretmeyi sürdürün sevgili hocam…

En derin saygı ve sevgilerimle.

Berrin Karadeniz, Kocaeli Üni.Atatürkçü Düş. Kul. Baş.

—●—

Değerli Hocam,

Askerlik görevim sırasında çok etkilendiğim Binbaşı Aydın Taneri tarafından verilen bir konferansın ardından tanışmak kısmet oldu çok değerli kitaplarınızla. Terhis olduktan sonra komutanımdan konferansı esnasında kullandığı dokümanları istediğimi belirten e-postanın ardından birbirinden değerli üç kitabınızı aldım “Bitmeyen Oyun” adlı kitabınızın hemen ardından “Türkiye Üzerine Notlar: 1923-2005” adlı kitabınızı şimdi bitirdim.

Şu an saat 05:36. Birazdan güneş doğacak. Kelime uygun olur mu bilemiyorum ama büyük bir hırsla okuduğum kitaplarınızdan “Türkiye Üzerine Notlar”ın hemen ardından, size teşekkür etmeyi artık bir borç ve görev olarak kabul ettim.

Hocam,

Özellikle özelleştirme uygulamaları ve AB ile ilgili bölümleri inanılmaz bir hüzün bir o kadar da öfke içinde okuduğumu belirtmeliyim. Artık olaylara çok daha farklı bakıyorum. Anlamadığım nokta ise bu kadar Atatürkçü içinde Atatürkçülük’ten nasıl uzaklaşıldığı ve sizin ifadenizle denenmiş ve başarısı kanıtlanmış uygulamaların nasıl ve neden terk edildiği… Yabancılar bile (adını koymaktan çekinseler de) Atatürk’ün ilkelerini kullanarak güçlenirken, bizim bu ilkelere sırt çevirmemiz nasıl açıklanabilir? Bu işte gerçekten bir gariplik olmalı…

Hocam,

Değerli kitaplarınız ve kitaplarınızda kullandığınız duru Türkçeniz için size ve şahsınızda kitaplarınızla tanışmama vesile olan değerli komutanım Binbaşı Aydın Taneri’ye çok teşekkür ediyor, bu vesileyle Ulu Önder Atatürk’ü bir kez daha rahmet ve minnetle anıyorum. Sonsuz sevgi ve saygılar.

Levent Şahiner, Gaziantep

—●—

Merhaba Metin Bey,

Ben Harun Simsaroğlu. Bodrum’luyum ve Bodrum’da yaşıyorum. 25 yaşındayım. Ticaretle uğraşıyorum. Bende sekiz cilt kitabınız var. Şimdilik üçünü okudum ama ilerki zamanlarda hepsini okuyacağım. “Türkiye Üzerine Notlar” Atatürk döneminde yapılanları bana öğretti, meğerse hiçbirşey bilmiyormuşum.

16 yaşındayken ciddi bir okuma alışkanlığı edindim. O zamanlardan beri kültürümü çok yönlü olarak geliştirmeye çalışıyorum. Her gün dükkanımda müşteri beklerken okuyorum. Bandırma İmam Hatip Lisesi mezunuyum ama üç yıldır bu okulda öğretilenlerle hiçbir ilişkim yok. Bizleri neden Atatürk düşmanı yetiştirdiklerini şimdi daha iyi anlıyor ve onları nefretle anıyorum.

Para kazanma sürem, Nisan’dan Kasım’a kadar. Kışın boşum. Ünlü Barlar Sokağı’nda binamız var. Seneye ya da daha sonraki senelerde binamızı kiraya verebiliriz. Bu olursa bütün yıl boş olacağım. Rahat değilim; Türkiye ve dünyadaki olumsuzlukların ortadan kaldırılması için birşeyler yaparak yaşamak istiyorum. Annem İzmir’de yaşıyor. Yani İzmir’de istediğim kadar kalma olanağım var. Oraya gelsem, size yardımcı olabileceğim, Türkiye’nin kurtulması için yapabileceğim işler var mı? Ücretsiz çalışmaktan sözediyorum.

Cevabınızı sabırsızlıkla bekliyorum efendim.

Saygılarımla.

Harun Simsaroğlu, Bodrum

—●—

Sevgili Metin Hocam,

Yazdığınız ve söylediğiniz gibi, Kemalizm emperyalizme karşı ilk ulusal kurtuluş savaşını başaran bir devrimin ideolojidir. Her ideoloji gibi Kemalizm de; sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan ele alınır. Bunu en iyi siz yaptınız sevgili hocam.

Türk Devrimi’ni her alanda incelediniz. Bu çok önemliydi. Sayenizde, o dönemin siyasi-ekonomik koşullarına tanık olduk, analiz yaptık.

Kitabınız, öz ve anlaşılır yazılması nedeniyle yeni başlayanlar için çok iyi oldu. Kitap, iki yaygın ideolojiye karşı Kemalizmin başlıbaşına bir üçüncü yol olacağını; Türkiye’nin toplumsal yapısı nedeniyle, en iyi kurtuluş yolunun bu olduğunu ortaya koyuyor. Pek çok açıdan, ülkemiz için sosyalizmden daha kapsamlı bir ideoloji olduğunu gösteriyor. Özellikle sosyalizm ve Kemalizm arasında kalmış henüz ideolojik bilgisi tam oturmayan kişiler için bu kitap çok yararlı olmuş-tur. Kemalist olsun ya da olmasın ulus-devleti içselleştiren ve bu uğur-da mücadele veren, milli duyarlılığa sahip okurlar, bu kitabı mutlaka okumalıdır.

Miray Ilgaz Algan, Çukurova Üni.Resim Öğr.Böl.

—●—

Saygıdeğer Metin hocam,

Sizinle ve “Türkiye Üzerine Notlar: 1923-2005” kitabınızla 1 yıl önce tanıştım. Kitabınızı büyük bir dikkatle, aynı derecede zevkle okudum. Okuduktan sonra, hayatın sizle ve sizin eserlerinizle beni neden 24 yaşımda tanıştırdığına biraz isyan etsem de, hiçbir şey için geç olmadığın da çok fazla geçmeden farkına vardım.

25 yaşındayım, Niğde Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünde okumaktayım. Günümüz gazeteciliğini örnek almayan, aldırmayan bir duruşla gazetecilik mesleğinde kendime yer bulmaya çalışıyorum. Ancak, bu düzende çabalarımın nafile kalacağını da görmüyor değilim. Ama bu, dürüst, ilkeli, ahlaklı gazetecilik inancımı sarsmıyor, aksine daha da perçinliyor.

Ayrıca, Niğde Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü Yönetim Kurulu Başkanıyım. Kemalizmi, çok çizgili düşüncelerine basa-mak yapan siyasiler ve aydınlardan değil, sizin gibi ilkeli gerçek aydın gördüğüm yazarlardan öğreniyoruz. Arkadaşlarıma ve insanlara sizi öneriyor, sizin görüşlerinizi akaktarmaya çalışıyorum. Kitaplarınız, bizim ışığımızdır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış sürecini, hangi nedenlere dayanarak çöktüğünü, kurulan yeni Cumhuriyetin eğitimden ekonomiye ne gibi süreçlerden geçtiğini ve 2005’e gelene kadar neler olduğunu bizlere açık ve net bir şekilde anlatıyorsunuz. Bırakın bir Kemalisti, her Türk vatandaşının başucu kitabı olmalıdır “Türkiye Üzerine Notlar: 1923 – 2005”.

Bunun yanı sıra, kitaplarınızı insanlara ulaşması için verdiğiniz mücadele, kendini aydın diye tanımlayan kişilere örnek olmalıdır.

Çok yakın zamanda siz ve değerli eşinizle yüz yüze tanışma, sohbet etme imkanını buldum. İnanın o gün, mücadele isteğim iki kat arttı. Sizin yaşam öykünüzü, verdiğiniz mücadeleleri, bu yolda bize vereceğiniz öğütleri kendi ağzınızdan duymak beni çok onurlandırdı. O gün için size bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum.

Sonsuz sevgi ve saygılarımla.

Mehmet Aman, Niğde Üni.Atatürkçü Düş.Kul.Baş.

—●—

Sayın Metin Aydoğan,

Ben 19 yaşında bir öğretmen adayıyım. Bu güne kadar ne siyasetle ne de ekonomiyle ilgilendim. Bir yandan sınav telaşı derken bir yandan da sanki bu konular beni ilgilendirmezmiş gibi gelir, haberler canımı sıktığı için izlemezdim.

Üniversiteye başlayınca her şey değişmeye başladı. Ben kendimi bazı şeylerden soyutlarken aslında yetiştireceğim öğrencileri de çoğu şeyden mahrum bırakacağımı anladım. O zaman bir şeyler canlanmaya başladı içimde. Kendimi yetiştirme kararı aldım. Kitaplığıma yeni kitaplar almaya başladım. Sonra birgün arkadaşımın ablası sizin kitabınızı okumam için verdi.

“Türkiye Üzerine Notlar: 1923-2005”. İnanın içim sızlıyor okurken. Meğer ülkemizin üzerinde neler dönüyormuş da bizim haberimiz yokmuş! Bu kitap bitince diğer kitaplarınızı da okuyacağım. Siz benim için bir dönüm noktası oldunuz. Bunun için size nasıl teşekkür etsem azdır. Şimdiden arkadaşlarıma sizden bahseden sitelere girmelerini, kitaplarınızı okumalarını tavsiye ediyorum.

Afyon’da doğmuşsunuz. Ben de Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde okuyorum. Sizi Üniversitemizde bir konferans verirken görmeyi ne çok istiyorum anlatamam. Umarım memleketinize gelirsiniz ve bir konferans verirsiniz. Ben ve arkadaşlarım da hem sizinle tanışma fırsatı hem de kitaplarımızı imzalatma şansını yakalayabiliriz.

Benim pek yeteneğim yoktur ama ilk ve son defa derece aldığım bir kompozisyonun vardı: Cumhuriyet ve Atatürk’le ilgili. Lise yıllarında yazmıştım. Bunu sizinle paylaşmak istedim.

Birilerinin bir yerlerden başlaması gerektiğine çok iyi bir örneksiniz. İnşallah bizler sizlerin sayesinde daha da bilinçleneceğiz ve Kemalist, ülkesini seven nesiller yetiştireceğiz. Yazımı uzun tutarak değerli zamanınızı çaldığımın farkındayım. Kusura bakmazsınız ve bunu heyecanıma verirsiniz umarım. Başarılarınızın devamını, kaleminizin uzun ömürlü olmasını ve nice eserler daha yazmanızı diliyorum. Her şey için çok teşekkürler.

Gönül Dirik, Bursa

—●—

Sayın Metin Aydoğan,

Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde yaptığınız konuşmada sizi dinleme fırsatını buldum ve o günden beridir de kitaplarınızı arıyorum, bulamıyorum. Doğrusu bulamadığıma da şaşırmadım… Yalnızca ‘Türkiye Üzerine Notlar’ kitabınızı alabildim; bir de size imzalatma şansını yakalayabildiğim ‘Ekonomik Bunalımdan Ulusal Bunalıma’ kitabı var. Kitapçılara isimle sipariş veriyorum gelmiyor, hatta dört kitapçıya aynı anda kitabı sipariş verdim ama yok.

Öyle dolu ve o kadar da sade ki anlatım, ben bu iki kitap kadar akıcı kitap okumadım diyebilirim. Fakat kitabı okumam epey zaman alıyor, bu kadar göz göre göre yapılanlara halkı aptal yerine koymalarına şaşırıyor, üzülüyorum, sürekli okuyamıyorum, sinirimden ara veriyorum. Hiç ekonomi kitabı okuyamaz, hatta gazetelerin ekonomi sayfalarından da bir şey anlayamaz iken, şimdi arkadaşlarıma ekonomi anlatıyorum. Özelleştirmelerin ne olduğunu bilmez, hatta büyük bir sitemle devlet kurumlarındaki insanların çalışmadığını, özelleştirilirse çalışacaklarını, özel sektörün her zaman daha başarılı olabileceğini düşünüyordum. Yanılmışım demeye gerek bile yok artık sizin kitaplarınızı okuduktan sonra…

‘Türkiye Üzerine Notlar’ kitabınızdan sonra, kitapçıdan aynı gün 6 tane kitap aldım, sizin kitabınızdan sonra onları okumak zor geliyor. Atamızın böylesine bir deha olduğunu bilmemek çok üzdü beni. Ben Atatürk’ü meğer hiç tanımadığımı anladım. Kemalistleri ise senede bir toplanıp ‘Türkiye Laiktir…’ deyip dağılan bir gurup olarak düşünüyordum. Aslında da ümitsizdim, ta ki cumhuriyet mitingine katılana kadar. Kitabı okurken dedim ki, bu insanlar her şeye sahip ülkenin bütün köşe noktalarını ele geçirmişler bizim sesimiz cılız kalır çok azız. Ama Tandoğan mitinginde üniversite öğrencileriyle dolu otobüste saatlerce siyaset ekonomi konuşan insanlar ADK başkanlarının kısa ve öz konuşmaları… ‘Türkiye laiktir laik kalacak’ cümlesinin altında bırakın cümleleri kitaplar dolusu anlam olduğunu gördüm ve dedim ki hayır az değiliz. Tek iş ulusuna hizmet edecek insanları iş başına getirmek. Peki, bu günler Osmanlı’nın son dönemleri gibi mi; hayır. Yetişmiş insanlarımız, mükemmel yazarlarımız var. Böyle bir ortamda halkın bi-linçlenmesi, bir mermi gibi yerinden fırlaması küçük bir işarete bakar.

Üniversitedeki konferansınızı dinlemeden önce, bireysel çabalarla bir şey yapamayacağımızı düşünüyordum, haklıymışım da. Sizin açıklamalarınızdan sonra, artık aklımı tamamen meşgul eden tek şey var: ‘Nasıl örgütlenirim’. Hayatımda milat oldunuz. Keşke minnet duygularımı anlatabilecek birkaç cümle bulabilsem… Hayatınızda, eşiniz ve çocuklarınızla umut ve başarı dolu yıllar dilerim.

Serdar Bektaş, Samsun

—●—

Sayın Metin Aydoğan,

Biraz önce Türkiye Üzerine Notlar: 1923-2005 kitabınızı bitirdim. Kitabınızı okudukça müthiş öfkelendim, üzüldüm ve kahroldum. Bildiğimizi sandığımız gerçekleri bu kadar net ve açık bir şekilde, belgeleriyle görmek beni ürpertti. İşin bu boyutlara ulaşmış olması, bu kadar basit ve kolay biçimde ülkemizin satılması yani bir sömürge ülkesi durumunda olmamız beni şoke etti.

Sayın Hocam, kitabınızı okumaya başladığımdan beri tüm arkadaşlarıma ve dostlarıma kitabınızı kesinlikle okumaları gerektiğini belirtiyorum. En kısa zamanda diğer kitaplarınızı da temin etmeye çalışacağım. Tüm Türk insanının sizin kitaplarınızı okuması gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle elimden geleni yapmak istiyorum. Her türlü desteğe hazırım.

Atatürk ve Atatürkçü değerlerin nasıl yok edildiğini iki ay önce Çanakkale gezisine gittiğimde maalesef bir kez daha gördüm. Gezideki rehber Çanakkale Savaşlarını anlatırken resmen Atatürk’ü yok saydı, 19 Mayıs aslında Çanakkale’de yapılan bir savunmanın tarihi olarak bilinmelidir, dedi. Ben anlattıklarına itiraz ettim ve sizler yarı tarih bilgilerinizle bize itiraz ediyorsunuz dedi ve maalesef orada bulunan öğretmen arkadaşlarımın hiçbiri bana destek olmadı ve bu olay 85 tane öğrencinin yanında gerçekleşti. Bu olayı öğrenen bakanlık şube müdürü de rehberi savunur nitelikte konuştu. Bu çok üzücü olay da gösteriyor ki devlet eliyle Atatürk’ü yıpratma çalışmaları nasıl da bilinçli bir şekilde yürütülüyor.

Ben bir Atatürk Türkiyesi öğretmeni olarak bu gidişe dur demek istiyorum ama çok yetersiz kalıyorum. Sayın hocam, lütfen bir şeyler yapalım.

En derin saygılarımı sunuyorum.

Meral Kuşçu, Öğretmen-Salihli

—●—

Sayın Metin Aydoğan,

Sizinle fikren tanışmamız, 15 Ekim 2003 tarihinde, Afyon Atatürkçü Düşünce Derneği başkanı arkadaşım rahmetli Hüseyin Kırkıl aracılığı ile başladı.

Sevgili Hüseyin Kırkıl ile o kadar güzel bir çalışma ortamımız oldu ki, yarbay rütbesinde iken beni 2001 yılında Afyon ilinde “Yılın Atatürkçüsü” olmaya layık gördü. Afyon’dan ayrılıp Antalya’ya geldikten sonra da iletişimimiz hiç kesilmedi. Bir gün sizden bahsederek kitaplarınızı okumamı önerip, “sizin gibi insanlar bu yayınlarla kendini daha da geliştirmeli” dedi ve ardından kitaplarınızı gönderdi. Daha sonra bildiğiniz gibi rahatsızlandı Antalya’ya yanıma geldi ve tedavisi sürerken 2005 yılında Antalya’da vefat etti. Allah rahmet eylesin kendisine.

Kitaplarınızı okumaya “Bitmeyen Oyun” ile başladım. Gerçekten de birçok oyunun farkına o zaman yeni yeni varmış oldum. Derhal görüşlerimi bildirmek yerine eserlerinizin tümünü okuyup topluca bir değerlendirme yaparım düşüncesiyle sırası ile Yeni Dünya Düzeni Kemalizm ve Türkiye, Avrupa Birliğinin Neresindeyiz?, Ekonomik Bunalımdan Ulusal Bunalıma, Antik Çağdan Küreselleşmeye Yönetim Gelenekleri ve Türkler, Mustafa Kemal ve Kurtuluş Savaşı, Atatürk ve Türk Devrimi, Türkiye Üzerine Notlar 1938-2005 kitaplarınızı özenle okudum. Kitaplarınızın tamamında Atatürk ilkelerine ruh ve yön veren “Tam Bağımsızlık” anlayışının belirgin bir etkisi var. Kitaplarınızı okuyanlar eğer bu havayı koklayamıyor ve farklı mesajlar alıyorlar ise kendilerini kitaplarınızı okudum saymamalılar diye düşünüyorum.

Siz, eserlerinizde bir bakıma beni yenileyen ve belki de değiştiren, geliştiren kişi oldunuz. Gerçi 2001 yılında “Yılın Atatürkçüsü” ödülünü Atatürk ilkelerini iyi yorumladığım ve uyguladığım için vermişlerdi ama sizi okuduktan sonra ve ardından sayenizde Attila İlhan’ı da daha iyi anlamaya başladıktan sonra, daha önceki Atatürkçülük yorumunun sadece “seçkinci bir alafrangalık” olduğunu anladım. Yalan yok.

Sizi okumadan önce Kemalist olmak benim için kendi duygularımı tatmin aracı idi. Emperyalistlerle işbirliği yapmaktan ise onurlu ama umutsuz bir başkaldırış idi. Ancak, Yeni Dünya Düzeni Kemalizm ve Türkiye kitabını okuduktan sonra benim için umutsuzluk diye bir kavram kalmadı. Sizin de önsözde belirttiğiniz gibi Kemalizm’in gücünün ve dünyaya olan etkilerinin farkına vardım. Mücadelem, umutsuz bir başkaldırışın ötesine geçip, kendinden emin zafere koşan bir neferin duygularına, coşkusuna dönüştü. Şunu anladım ki savunduğum fikrin gücüne inanmadan zafer kazanılmaz.

Sıkça anlattığım bir fıkrayı size de anlatmak istiyorum. Köyün birinde uzun süredir yağmur yağmıyormuş. Köylüler defalarca köy imamına yağmur duası için müracaat etmişler ama imam sürekli köylüleri atlatmış. Köylüler dayanamayıp bir gün imamın kapısına dayanınca imam çaresiz köylülerin önüne düşmüş. Yürüyerek 10 kilometre ilerdeki kutsal tepeye varmış ve yağmur duası için düzen almışlar. İmam dua’ya başlamadan önce çevresine şöyle bir bakmış ve “arkadaşlar ben bu duayı yaptıramam zira hazır değilsiniz ve duaya ihtiyacınız yok” deyince köylüler isyan etmişler. “Olur mu hocam bunca yolu boşuna mı yürüdük geldik” deyince imam dayanamamış; “Yahu ben de onun için söylüyorum, köyden 10 kilometre uzağa geldik ve dönüş için bir tekiniz bile yanına şemsiye almamış, bu inançsızlıktır. Bu dua kabul olmaz” demiş.

Sayenizde şemsiyem elimde zaferi bekliyorum ve zafere, Kemalizm’in gücüne inanıyorum.

Kitaplarınızı okumadan önce (özellikle Antik Çağdan Küreselleşmeye kitabını) Batı uygarlığını gözümde büyütür, uygarlığın beşiği ve günümüzdeki tek temsilcisi olduklarını düşünürdüm. Kemalizm’in de bu uygarlığa ulaşmak ve onu geçmek olduğunu sanırdım. Sizi okuduktan sonra Batının gerçek yüzünü, bu moderniteyi nasıl kan, sömürü ve katliam ile kurduklarını anladım. Tarihimizin nasıl çarpıtıldığını anladım. Uygarlık denilen kavramın üstün teknoloji, yüksek gelir seviyesi gibi ölçüler ile açıklanamayacağını. İnsani değerleri de içermesi gerektiğinin farkına vardım.

Ulusal Kurtuluş mücadelesini yapabilmek için toplumsal bir uzlaşma gerektiğini, Mustafa Kemal’in yaptığı gibi yabancılarla işbirliği yapanların dışında Antiemperyalist tüm güçlerin etnik, siyasi, dinsel ayrılıkları ertelemesi gerektiğini kavradım.

Günümüz partilerinin çözüm olmadığını ve kendini Atatürkçü ilan eden herkesin sözüne itibar etmememiz gerektiğini anladım. Karşıdevrim sürecinin 1950’de değil 11 Kasım 1938’de başladığını anladım.

Kısacası sevgili Metin Aydoğan siz ve sevgili Attila İlhan beni çok değiştirdi. Size ve rahmetli Attila İlhan’a sonsuz teşekkürler sunuyorum. Size çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

23 Kasım 2007

Ömer Öztürkmen, Jan.Kur.Alb.(E)- Antalya