LOZAN VE LORD CURZON

yonetici

Lord Curzon, çaresizliğini o denli açık ediyordu ki, “Türkiye için rahatsız edici oluyorsa, kapitülasyon yerine başka bir sözcük kullanabiliriz” gibi gülünç önerilerde bulunabiliyordu. Türk kurulunun ekonomik bağımsızlık isteklerine karşı başlangıçtaki alaycı yaklaşımı, giderek saldırgan bir karşıtlığa dönüşüyor; alaycılığın yerini, kaygı ve korku alıyordu. Öyle görülüyordu ki, Türkler ekonomik bağımsızlık konusunda, söylediklerinin bilincindeydiler ve bunları elde etmeden, herhangi bir belgeye imza atmayacaklardı. Curzon, dizginleyemediği bir öfke ve çoğu kez diplomatik nezakete uymayan bir saldırganlık içine girmişti. ABD Delegasyonu’nda yer alan ve daha sonra Türkiye’de Büyükelçilik yapan Charles H.Sherrill’in anılarında aktardıkları, Curzon’un Lozan’daki ruh halini ortaya koyuyordu: “Curzon’un odasına gitmiştik. Bir anda Curzon göründü. Kızgın bir boğa gibi odaya girdi. Bizlere baktı ve parmağını havada dolandırarak aşağı yukarı yürümeye başladı. Durmadan ter döküyor ve içerdekilerin yüzlerine bakıyordu. Birden bağırdı: ‘Dört korkunç saatten beri oturumdayız. İsmet her sözümüze şu bayat ve adi sözcükle yanıt verdi; bağımsızlık ve ulusal egemenlik! Curzon’a, İsmet Paşa’nın hangi sorunda anlaşmazlık çıkardığını sordum. ‘Ekonomik ve hukuksal sorunda’ yanıtını verdi… Herşey bitmişti. Curzon ızdırap ve korku içindeydi. İsmet Paşa’yla görüşmemizin yararlı olup olmayacağını sorduk; yeniden harekete geçmek istediğimizi söyledik. İsmet Paşa’yla bir saat kadar konuştuk. Korkunç derecede yorgun olduğu görünüyordu. Kendilerine önerilen ekonomik maddelerin, Türkiye’yi malî ve sınaî tutsaklığa sürükleyeceğini söylüyordu… Türkçe birkaç sözcük söyleyerek ayağa kalktı. Sonradan, aramızda bulunan ve Türkçe bilen Gillespie’den, ‘kalbim tıkanıyor’ dediğini öğrendik…”

Kaynak: Metin Aydoğan; “ATATÜRK VE TÜRK DEVRİMİ”

yonetici
yonetici

Yorum Yapabilirsiniz

two × 5 =