Yakın Tarih (Türkiye) Arşiv

yonetici
17 Kasım 1922 günü ülkeden kaçan Vahdettin, ulus vicdanını gerçek anlamda rahatsız eden ağır suçlar işlemişti. Anadolu’da ordu yoksulluk içinde savaşırken; kadınlar, yaşlılar, çocuklar ölüm dahil her türlü eziyeti göze alıp ateş hatlarına silah götürürken; İstanbul’da, “en sıradan hamal bile özgürlüğün temeline bir taş koymak için yaşamını tehlikeye atmaktan çekinmezken”; Padişah, tüm ulusun kutsal...
yonetici
Birçok insan, Osmanlı Devleti’nin 470 yıllık payıtahtı İstanbul’un, yeni devletin de başkenti olmasını istiyordu. Oysa, Ankara’nın başkent yapılması, basit bir kent seçimi değil, tarihsel boyutu olan önemli bir siyasi yönelişti; dünya görüşüyle ilgili bir anlayıştı. Gücünü korumak için, Anadolu’yu yüzyıllar boyu sömüren ve bu işi yabancılarla birlikte yapmaktan çekinmeyen çürümüş İstanbul’la hesaplaşmak, “araya mesafe...
yonetici
8 Ekim 1912’de başlayan ve utanç verici bir yenilgiyle sonuçlanan Balkan Savaşı’nda, günümüzde ders alınması gereken birçok yön vardır. Balkan yenilgisinin nedeni, savaşı başlatan ülkelerin güçlü olması değil, yarı-sömürge haline getirilen Osmanlı İmparatorluğu’nda devlet yapısının içten çürümesiydi. Ordunun gereksinimleri karşılanmıyor, uzun yıllar yeniliklere kapatılarak baskı altına alınıyordu. İktidarlarını korumayı tek siyasi ölçüt sayan padişahlar,...
yonetici
Türkiye’de milli bayramları neredeyse yasaklayan AKP, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’u, kuruluş kutlaması için Suudi Arabistan Elçiliği’ne gönderdi. Son dönemde Türkiye’de, tutkulu bir Arap hayranlığıyla Suudilerin peşinde dolaşılıyor; onlara huşu içindeki müminler gibi mistik bir saygıyla bakılıyor. Oysa Araplar, özellikle de Suudi sülalesi, Osmanlı Devleti’ni arkadan hançerlemiş, ona büyük zarar vermişti. 1806’da, Emir Muhammed Suud,...
yonetici
12 Eylül Darbesi diyince akla; askerler, cezaevleri, idamlar ve aydınlara uygulanan yoğun kıyım geliyor. Bu doğrudur. Bunlar şiddet döneminin yaygın uygulamalarıdır ve o dönem insanlarının yaşadığı gerçeklerdir. Ancak, 12 Eylül’ün niteliği ve gerçek amacı konusunda görülemeyen ya da yeterince görülemeyen bir yanı vardır. Önemli olan bunu görmektir. 12 Eylül, ulusal pazarın uluslararası şirketlere koşulsuz...
yonetici
1838 yılında İngiltere’yle imzalanan Serbest Ticaret Antlaşması (Baltalimanı Anlaşması), günümüzdeki Avrupa Gümrük Birliği Protokolüne; 1839’da başlayan Tanzimat uygulamaları ise, Avrupa Birliği uyum düzenlemelerine denk gelir. Tarihin yüz yetmiş sekiz yıl sonra yinelenmiş olması, kuşkusuz bir ilkellik göstergesidir. Tarihten ders alınmadığı için, yaşananlar iki yüzyıl sonra yeniden yaşanmaktadır. Tanzimat Osmanlıyı çökertti, Gümrük Birliği Türkiye’yi yok...
yonetici
“Herkesin Türkiye’de bir çıkarı vardı; olmayanlar da icat ediyordu. Bir anlamda, çıkar çatışmalarının da ötesine geçilmiş, yıllara yayılan ‘uyutma antlaşmaları süreci’, yerini açık olarak yürütülen ‘nefret’ tutumuna bırakmıştı. ‘Barbar bir ulus’ olan Türkler’i, Avrupa’dan kovma fırsatı kaçırılmamalıydı. Lloyd George, sezgi gücünü yitirmiş; Türkler’in İstanbul’dan çıkarılmasında diretiyordu. Ateşli politikacılar, ‘Türkler’in İstanbul’u almasıyla bir çağ kapandı,...
yonetici
12 ülkenin katıldığı Lozan Konferansında, “esas görüşme ve tartışma İngiltere’yle Türkiye arasında oldu”. Lord Curzon, Ankara’dan gelenleri, eski Osmanlı Türkü sanıyordu. Ancak, yanıldığını çabuk anladı. “İlkelerini her şeyin üstünde tutan vatansever bir tutum” ve “şaşırtıcı bir irade sağlamlığıyla” karşılaştı? “Doğulularda böyle şey olmaz”, “Türkler nasıl bu hale geldi?” diyerek şaşkınlığını dile getiriyor, “nedenini bir...
yonetici
“Bilinen bir gerçektir ki, tarih bir milletin kanını, hakkını ve varlığını hiçbir zaman inkâr edemez. Bu nedenle, vatanımız ve milletimiz aleyhine verilen ve örtülerle gizlenen temelsiz hükümler, kanaatler muhakkak iflasa mahkumdur. Bütün iğrenç zulümlerden, bedbaht acizlerden, tarihimize karşı reva görülen haksızlıklardan üzüntü duyan milli vicdan, sonunda uyanış haykırışını yükseltmiş; Müdafaa-i Hukuk, Muhafaza-i Hukuk-u Milliye,...
yonetici
“Sorun, Atatürk’ün bir paşa fermanıyla yarattığı yapay ürün Türk Devleti ve Türk ulusudur. Sorun, Kemalizm ve Kemalizmin ulusçuluk ve laiklik ilkeleridir. Sorun, uyduruk, zorlama ve yapay Türk ulusudur. Böyle bir ulus yoktur. Olmadığını Türkiye’de yaşayan Türk–Kürt, Müslüman–laik, Alevi–devlet çatışmalarında görmekteyiz. Bu uyduruk ulusu Atatürk nasıl kurdu? Önce Ermenileri yok ettiler, sonra da Rumları. Kürtleri...