Yakın Tarih (Türkiye) Arşiv

yonetici
Atatürk, 29 Ekim 1933 günü şunları söylemişti; “İdeal ele geçince, ideal olmaktan çıkar, yaşanır bir şey olur… Bazı şeyler, kanunla, emirle, milletçe omuz omuza boğuştuğunuz halde düzelmezler. Adam fesi atar, şapkayı giyer ama alnında fesin izi vardır. Siz sarıkla gezmeyi yasaklarsınız, kimse sarıkla dolaşmaz. Ama bazı insanlardaki görünmeyen sarıkları yok edemezsiniz. Çünkü onlar zihniyetin...
yonetici
(24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlu Olsun)   ‘Eğitim seferberliği’nde eğitim düzeyi ne olursa olsun okul görmüş herkes göreve çağrıldı. Emekli devlet memurları, mesleği bırakmış öğretmenler, konumu ne olursa olsun okuma yazma bilen herkes, öğretmen olmaya davet edildi. Askerdeki ‘uyanık’ çavuşlara önce okuma yazma, sonra okuma yazmayı öğretme öğretildi. Bunlar terhisle birlikte, maaş bağlanarak, köylerine...
yonetici
Mustafa Kemal’in yanında yer alarak, Kurtuluş Savaşı’nda önder konuma gelen üst düzey komutanlar, Batıcılığın, bağlı olarak mandacılığın etkisi altındaydılar. Hüseyin Rauf (Orbay), Ali Fuat (Cebesoy), Refet (Bele), Albay İsmet (İnönü), Amerikan mandasına sıcak bakan komutanlardı. Mustafa Kemal, en yakınında bulunan bu insanları, mandacılığın çıkmazlığı konusunda ikna etmek için yoğun çaba harcadı. Albay İsmet, Kazım...
yonetici
17 Kasım 1922 günü ülkeden kaçan Vahdettin, ulus vicdanını gerçek anlamda rahatsız eden ağır suçlar işlemişti. Anadolu’da ordu yoksulluk içinde savaşırken; kadınlar, yaşlılar, çocuklar ölüm dahil her türlü eziyeti göze alıp ateş hatlarına silah götürürken; İstanbul’da, “en sıradan hamal bile özgürlüğün temeline bir taş koymak için yaşamını tehlikeye atmaktan çekinmezken”; Padişah, tüm ulusun kutsal...
yonetici
1 Kasım 1928’de kabul edilen yasayla, Arap harflerine dayanan Osmanlı alfabesine son verildi ve Türkçe’ye uyumlu Latin harflerine geçildi. Arap harfleriyle okuyup yazmak, Türk insanı için aşılması güç bir engel durumundaydı. Karmaşık bir yapıya sahip Arapçada, harfler sözcüklerin başına, ortasına ya da sonuna geldiğinde ayrı seslerle okunuyordu. Bu durum, okuma yazma yaşına gelmiş Türk...
yonetici
Osmanlı tarihçilerine göre; Türkler İslamiyet öncesinde göçebe barbarlardı, bilim ve edebiyata uygun bir dilleri yoktu, Türkçe Arapça ve Farsça’nın sözcük ve kural egemenliği altına girmeden yaşayamazdı. Türkler, “uygarlık bakımından tarihsiz, bilim ve edebiyat bakımından dilsizdi”.(x) Devlet politikasına dönüştürülen ortak söylem böyleydi. Atatürk, kişisel araştırmalarla başlayıp bilimsel ve toplumsal bir devrim niteliği kazanan Türk dil...
yonetici
Büyük Millet Meclisi, 623 yıllık Osmanlı Saltanatına, 1 Kasım 1922’de son verdi ve Vahdettin sıradan bir yurttaş haline geldi. Ulus vicdanını rahatsız eden ağır suçlar işlemişti. Anadolu’da ordu yoksulluk içinde savaşırken; kadınlar, yaşlılar, çocuklar ölüm dahil her türlü eziyeti göze alıp ateş hatlarına silah götürürken; İstanbul’da, ‘en sıradan hamal bile özgürlüğün temeline bir taş...
yonetici
Türk Devrimi’nin cumhuriyet anlayışı, kimi ülkelerde olduğu gibi, kişi, zümre ya da soy egemenliğini örtmek için kullanılan, adıyla uyumsuz biçimsel bir yönetim anlayışı değildir. Batı’da ya da Doğu’da görülen hiçbir cumhuriyet biçimine benzemiyordu. TBMM, yönetim anlayışını Fransız cumhuriyetçiliğinden ya da İngiliz parlamentarizminden değil; Göktürk toy’larındaki katılımcılıktan, Anadolu Ahi paylaşımcılığından ve İslamiyetin danışma (meşveret) geleneklerinden...
yonetici
BU YAZI 17 EKİM 2017 TARİHİNDE YAZILDI AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, belirli bir süreden beri, Batı’yla özellikle de ABD’yle çelişkileri olduğunu gösteren açıklamalar yapıyor; ABD ile çatıştığı izlenimi veriyor. Açıklamaları değerlendiren bir kısım yorumcu; ‘Erdoğan’ın Washington’un verdiği desteği yitirdiğini’, ‘üzerinin çizildiğini’ ya da ‘Batı gözünde miyadının dolduğunu’ söylüyor. Bir başka...
yonetici
Atatürk, 15 Ekim 1927 Cuma günü okumaya başladığı Nutuk’u, günde altı saat okuyarak altı günde bitirdi. Yazmaya başlamadan önce; dokuz ay boyunca bilgilerini yeniledi, belge topladı ve mücadele arkadaşlarıyla sıkça bir araya geldi. Düşüncelerini yazıya dökerken, yakın çevresinin görüş ve değerlendirmelerini aldı. Anımsıyamadığı ayrıntılar için, olayları birlikte yaşadığı insanları bulduruyor, onların görüş ve değerlendirmelerini...