Kemalizm ve Türk Devrimi Arşiv

Metin Aydoğan
1923’te, ülkede yatırıma dönüşecek bir sermaye birikimi, bağlı olarak sanayi yatırımı bulunmuyordu. Devletin birkaç silah atölyesi, Hereke ve Feshane gibi dokuma fabrikası dışında üretim yapan bir yer yoktu. Özel girişime ait büyük sanayi yatırımının kendisi değil, düşüncesi bile gündemde değildi. Ülke, Avrupa mallarının serbestçe satıldığı, bir açık pazar durumundaydı. Ulusal üretime dayalı ekonomik büyümeyi, toplumsal...
Metin Aydoğan
Cumhuriyet kurulduğunda ülke topraklarının çok azı tarıma açılabilmişti. Toprak dağılımı adaletsizdi. Köylünün önemli bir bölümü topraksızdı. Tarımın verimliliği, hemen tümüyle doğa koşullarına bağlıydı. Eşkıyalık köylüyü rahatsız ediyor ve ağaya sığınma eğilimini yaygınlaştırıyordu. Ürünün onda birini oluşturan Öşür vergisi, köylü üzerinde bir baskı aracıydı ve bu vergiyi toplayan mültezimler köylünün, korkulu rüyası haline gelmişti. Onda...
Metin Aydoğan
İzmir İktisat Kongresi, Türkiye için önem taşıyan günlerde toplanmıştı. Lozan ’da başlayan barış görüşmeleri, 4 Şubat’ta kesilmiş ve Türk Kurulu yurda dönmüştü. Avrupalılar; kapitülasyonlar, tazminatlar, ekonomik ayrıcalıklar, Boğazlar ve Irak sınır belirlemesi konusunda, kabul edilmez koşullar ileri sürüyor; Türkiye’yi, ekonomik dayanaklarıyla tam bağımsız ve özgür bir ulus devlet olarak kabul etmek istemiyordu. Konferans ’ın...
Metin Aydoğan
Cumhuriyet ilan edildiğinde nüfusun yüzde 80’inden çoğu köylüydü. Köylüler kapalı birimler halinde, ürettiğini tüketen ve yoksulluk sınırının altında yaşayan, örgütsüz ve dağınık bir kitle durumundaydı. Ulaşım gelişmemiş, pazar ilişkileri oluşmamıştı. 1927 yılı Sanayi Sayımı’na göre, el sanayi işletmeleri yani tamirhaneler dahil 33085 iş yeri ve bu işyerlerinde çıraklar dahil 76216 işçi vardı. Her işyerine...
Metin Aydoğan
“Çin mucizesini” yaratan 1978 yenileşmesinin uyguladığı kalkınma yöntemiyle, Türkiye’de 1923-1938 arasında uygulanan yöntem arasında büyük bir benzerlik vardır. Devletçiliğin belirleyici olduğu, özel girişime yer ve destek veren, yabancı sermayeyi denetleyerek kabul eden, sosyal piyasa ekonomisi denilen karma ekonomi, Türkiye’de Çin’den yarım yüzyıl önce bulunmuş ve uygulanmıştı. Bu gerçeği 6 bölüm olarak yayınlayacağımız “Kemalist Kalkınma...
Metin Aydoğan
Türkiye’de 1923 yılında, yönetim biçimi olarak Cumhuriyetin tarihsel evrimini, evrensel boyutunu ve gerçek niteliğini kavramış, aydın zümre yok gibidir. O güne dek, Türkiye’de, cumhuriyetçilik adına, bir düşünce akımı gelişmemiş, herhangi bir örgütlü eylem gerçekleştirilmemişti. Cumhuriyet sözcüğü, aynı şapka gibi, 19.yüzyıldan beri sövgü ve aşağılama tanımı olarak kullanılıyordu; tutuculuk dilinde karşılığı gavurluktu. Ordu ona bağlıydı...
Metin Aydoğan
Yoktan Var Etmek Eğitim Birliği Yasası’yla birlikte, girişilecek atılımlar için yoğun bir hazırlık çalışmasına girişildi. Öğretmen ve mali kaynak eksikliği, ilk elden aşılması gereken ana sorundu. Bu sorun, yalnızca eğitimcilerin değil, onlar başta olmak üzere, ülkedeki (ve ülke dışındaki) okumuş yazmış herkesin, “eğitim seferberliğinde” göreve çağrılmasıyla aşılmaya çalışıldı. Milli Eğitim Bakanlığı’nda, biraraya getirilen eğitim...
Metin Aydoğan
Cumhuriyet’in ilk döneminde binbir güçlükle oluşturulup uygulanan eğitim dizgesi, bugün büyük bir bozulma içindedir. Osmanlı’nın son döneminde yaşanan eğitim karmaşası yeniden yaşanıyor. Dışarda hazırlanıp içerde uygulanan eğitim izlenceleri (programları) gençlere öğrenmeyi değil, öğrenmemeyi öğretiyor. Çok başlı eğitim yeniden gündemde. Dinsel eğitim yayılıyor. Günümüzdeki çöküş ve geri dönüşü yaşarken, okulların açıldığı bu günlerde Cumhuriyet döneminde...
Metin Aydoğan
Baş giysisi sorununu, bir başka deyişle fesin yerine şapka giyilmesinin, uygarlık demek olmadığını kuşkusuz biliyordu. Ancak, “baş giysisi değiştirmenin, din ve iman değiştirme olduğunu” söyleyecek kadar geri inançların bulunduğu bir toplumda, gelişip ilerlemenin olanaksız olduğunu da biliyordu. Onun çözmek için uğraştığı ana sorun, düşüncelerde yaşayan boş inançları söküp atmak, bilimi ve özgür düşünceyi egemen...