Kemalizm ve Türk Devrimi Arşiv

Metin Aydoğan
12 Temmuz 1932, Dil Devrimi’nin temelinde yer alan, Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin kuruluş günüdür. “Türkçe’nin Gücü” yazısını, bugünün anısına ve Türkçenin gelişimine katkı koyanlara saygı için yayınlıyoruz. Türkçe, Selçuklular ve Osmanlılar tarafından yaklaşık bin yıl, resmi dilden uzak tutuldu ve hiçbir devlet desteği almadı. Tersine; savsaklandı, aşağılandı ve baskı altına alındı. Buna karşın, başta...
Metin Aydoğan
Türk toplumu üzerinde uzun yıllar etkili olan yerleşik Arap siyasetine göre, Araplar dışındaki hiçbir Müslüman kavim; künye (soyadı) alamaz, künye almak yalnızca Arapların hakkıdır. Osmanlı padişahlarının siyasi çıkarıyla örtüşen ve din kuralıymış gibi sunulan bu tutum, Tüklerin 20.yüzyılın ortasına dek soyadsız kalmasına kaynaklık etmiştir.X Soyadı Eski dönemlerde, dünyanın her yerinde olduğu gibi, Türklerde de...
Metin Aydoğan
Kurtuluş Savaşı sonrasında, iç ulaşım o denli güçtü ki, tahıl tarımı yapılan yörelerden başka yörelere ürün götürülemiyor, bu yüzden, özellikle sahil kesimlerine, dışarıdan buğday getiriliyordu. Ulusal pazarın canlanabilmesi için, Anadolu kent ve kasabalarının, hatta köylerinin acilen, ulaşılabilir duruma getirilmeleri gerekiyordu. Oysa, hazinede bu işe ayrılacak para yoktu. Demiryolu işletmeciliği tümüyle yabancıların elindeydi bu alanda...
Metin Aydoğan
14 Mart 1827, modern tıp eğitiminin Türkiye’de başladığı gündür. Bayram olarak ilk kez, 14 Mart 1919’da İstanbul’da, işgale karşı eylem biçiminde kutlandı. Tıbbiye öğrencileri, yanlarına hocalarını da alarak değişik etkinlikler düzenledi. 14 Mart o günden sonra, içinde bulunduğu haftayı da kapsayarak Tıp Bayramı olarak kutlanıyor. Sağlıkçılarımızın bayramını kutluyor ve ülkemizde “Sağlık Devrimi”ni gerçekleştiren Cumhuriyet...
Metin Aydoğan
TBMM, 3 Mart 1924 günü Urfa Milletvekili Şeyh Saffet Efendi ve elli arkadaşının verdiği; Hilafeti kaldırılması ve Osmanlı soyundan olanların yurt dışına çıkarılması hakkındaki önergeyi kabul ederek yasalaştırdı. Hilafetin kaldırılması, devlet ve toplum yapısında yer etmiş, din inancıyla ilişkili, dörtyüz yıllık bir kurumun varlığına son verilmesiydi. Atatürk yeniliğin öncüsü olarak, güçlü ve duruma hakim...
Metin Aydoğan
17 Şubat 1926’da kabul edilen Medeni Kanun, Hukuk Devrimi’ni yeni bir aşamaya ulaştırdı. Aileyi güçlendirme, çocuk ve yetimleri koruma ya da kadın haklarını gözetme gibi; Türklerin önem verdiği özelliklere sahip bu önemli girişim, çağdaşlığa yönelen devrimci bir atılımdı. Mustafa Kemal, iki yıl önce, Hukuk Devrimi’ni başatırken şunları söylemişti: “Devrimcilerin en büyük ve sinsi düşmanı,...
Metin Aydoğan
Günümüz dünyasında endüstriyel üretimi düşük, ekonomik ve mali yapılanması yetersiz gelişmekte olan ülkelerde, devletin ekonomik gücünü büyük oranda Kamu İktisadi Kuruluşları (KİT) oluşturur. KİT yatırımlarının artması ve bu yatırımların verimli bir işleyiş içinde geliştirilmesi, azgelişmiş ülkelerin kalkınabilmesi için tek şanstır. Dünyada, devletin ekonomik destek ve katılımı olmadan kalkınabilmiş ülke yoktur. Batı’nın gelişmiş ülkelerinin kalkınması...
Metin Aydoğan
26 Aralık 1925 günü çıkarılan iki yasayla Miladi Takvim’e geçildi ve zaman ölçümü yani saat düzeni yenilendi. Osmanlı döneminde; uzun süre Türk Takvimi’yle, Hicri Kameri takvimi birlikte kullanılmıştı. I.Mahmut döneminde, 1740’da, Hicret tarihinden başlayan, ancak Güneş yılı esasına dayanan ve yılbaşını 1 Mart kabul eden; Rumî, Malî ya da Hicri Şemsi denilen yeni bir...
Metin Aydoğan
30 Kasım 1925’te çıkarılan, 13 Aralık 1925’te yürürlüğe giren yasayla Tekke ve Zaviyeler kapatıldı. Bu yasayla, şeyhler ve dervişler, tekkelerini kapatmakla kalmadılar, yan örgütleri durumundaki derneklerini de dağıttılar. Kendilerine ayrıcalık sağladığına inandıkları biçimsiz giysilerini çıkardılar. Herkes gibi; ceket, iskarpin, pantolon, kasket ya da şapka giydiler, kravat taktılar. Sokakta hiç kimse, onları artık diğer insanlardan...
Metin Aydoğan
1 Kasım 1928’de kabul edilen yasayla, Arap harflerine dayanan Osmanlı alfabesine son verildi ve Türkçe’ye uyumlu latin harflerine geçildi. Ulusal kültürün, bağlı olarak uluslaşmanın güçlenip yerleşmesi için, bireylerin kolayca anlayıp yazabileceği bir yazı olmalıydı. Arap harfleriyle okuyup yazmak, Türk insanı için aşılması güç bir engel durumundaydı. Karmaşık bir yapıya sahip Arapçada, harfler sözcüklerin başına,...