Genel Arşiv

yonetici
Karasuları, Hava Sahası, Kıta Sahanlığı, ada işgalleri ve Yunan Adalarının Silahlandırılması’ndan oluşan Ege “sorunu”, özgünlüğü olan bir konular bütünüdür. Yunanistan, arkasına aldığı uluslararası desteğe dayanarak; Ege konusunu dilediği gibi yorumluyor, kararlar alıyor ve aldığı kararları uyguluyor. Türkiye’deki yetersiz yönetimi bir fırsat olarak görüyor ve arkasına aldığı uluslararası destekle Türkiye’ye karşı siyasi üstünlük sağladığına inanıyor....
yonetici
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son birkaç yılda, Batı’yla özellikle de ABD’yle çelişkileri olduğunu gösteren açıklamalar yaptı; ABD’yle çatıştığı izlenimi verdi. Açıklamaları değerlendiren bir kısım yorumcu; ‘Erdoğan’ın Washington’un verdiği desteği yitirdiğini’, ‘üzerinin çizildiğini’ ya da ‘Batı gözünde miyadının dolduğunu’ söyledi. Bir başka kesim; ‘AKP’nin dış politikada ister istemez Atatürkçü politikaya döndüğünden’,...
yonetici
Sevr’i incelemenin, insana acı veren bir yanı vardır. Yüzyıl önce, Kurtuluş Savaşı ve Türk Devrimi’yle önlenen bu emperyalist saldırının, bugün uygulanan politika haline gelmesi, örneği olmayan toplumsal bir trajedidir. Antlaşma’nın siyasi ve ekonomik koşulları, Atatürk’ün ölümünden sonraki süreçte özellikle de 2000’den sonra hemen tümüyle gerçekleşti. Türk Silahlı Kuvvetleri, 1952’de NATO’ya girişle büyük zarar gördü...
yonetici
“İdeal ele geçince, ideal olmaktan çıkar, yaşanır bir şey olur… Bazı şeyler, kanunla, emirle, milletçe omuz omuza boğuştuğunuz halde düzelmezler. Adam fesi atar, şapkayı giyer ama alnında fesin izi vardır. Siz sarıkla gezmeyi yasaklarsınız, kimse sarıkla dolaşmaz. Ama bazı insanlardaki görünmeyen sarıkları yok edemezsiniz. Çünkü onlar zihniyetin içindedir. Zihniyet binlerce yılın birikimidir. O birikimi...
yonetici
‘Kürtçe eğitim’, ek yabancı dil olarak Türkçeyi öğretmeyecekse, ‘anadilde eğitim’ Türkçe bilen Kürtlerin sayısını doğal olarak azaltacaktır. Oysa, Türkçe Kürt kökenli yurttaşların gereksinimidir. Bu insanlar, Türkçe öğrenmediklerinde; Türkiye pazarı içinde üretim ve yatırım yapma, çalışma, kamu hizmetlerinde görev alma olanaklarını yitirecekler ve Doğuya sıkışacaklardır. Bu durum, bölünmeden başka bir sonuç vermeyecektir. ‘Anadilde eğitim’ uygulaması...
yonetici
Adnan Menderes hükümeti, 5 Mart 1959’da, ABD’ye Türkiye’ye silahlı müdahale hakkı veren bir anlaşma imzaladı. Anlaşma, “Türkiye, doğrudan ya da dolaylı olarak; tecavüz, sızma, yıkıcı faaliyet ya da sivil saldırıya uğraması durumunda” ABD’ye askeri müdahale hakkı tanıyordu.  “Tecavüz, sızma, yıkıcı faaliyet, sivil saldırı” gibi kavramların ne anlama geldiğini ve hangi durumda oluşacağını Amerikalı yetkililer...
yonetici
Ülkenin içinde bulunduğu ve giderek ağırlaşan sorunlardan kaygı duyanlar, aynı soruyu soruyor ve yanıt arıyor: ‘Ülkenin durumu iyi değil, ne yapılmalı’. Tartışmalarda, üç eğilim öne çıkıyor. Bir kesim; askeri işgal olmasa da siyasi ve ekonomik işgalin olduğunu, koşulların 1919 koşullarına benzediğini söylüyor. Ulus bütünlüğünü amaç edinen bir anlayışla; toplumun her kesimini içine alan bir...
yonetici
Türkiye, bugün 1938’in değil, 1919’un koşullarını yaşıyor. Gizli işgal’e dönüşen dışa bağımlılık, ulusal varlığı yok etmeye yönelen kalıcı sorunlar yaratıyor. Durumu görenler, henüz yeterince örgütlü değil. Günümüzdeki olumsuzlukların sorumluluğunu taşıyan politikacılar, yaşananları, ‘küresel çağın zorunlu sonucu’ ya da ‘karşılıklı bağımlılığın kaçınılmazlığı’ olarak meşrulaştırmaya çalışıyor. Yoksullaşan örgütsüz halk, dostu düşmanı seçemiyor. Ekonomik çöküntüyle yaratılan kavram...
yonetici
Başarılı olabilmek için, büyük bir irade gücüne, nitelikli düşünsel donanıma ve sınırsız bir yurt sevgisine gereksinim vardı. Bu nitelikler, ‘doğal sürükleyici bir güç’ olarak onun yaradılışında bulunuyordu. Aynı nitelikler, yoksul ve eğitimsiz görünen Türk halkının mayasında vardı. İnançlı bir yurtseverin yapması gerekeni yapacak; kendi gücünü, kaynağı olan millet gücüyle birleştirerek ülkesini kurtaracak bir eyleme;...
yonetici
Ordu komutanlığı döneminde yaptığı yazılı uyarılar içinde, 20 Eylül 1917 ile 24 Eylül 1917 tarihini taşıyan iki rapor, çok başka bir öneme ve yere sahiptir. Genelkurmay ile Sadrazam Talat Paşa’ya gönderdiği raporlar, savaşın sonucunu, Mondoros Mütarekesi’nden 13 ay önce görmüş ve hükümeti uyarmıştır. Kimi araştırmacının, ‘kurşuna dizilmesine bile yol açabilecek’ kadar disiplin aşımı olarak...