Genel Arşiv

Metin Aydoğan
Mustafa Kemal, Kütahya–Eskişehir yenilgisinden sonra cepheye geldi ve kararlı tutumuyla, sorumluluğu “Hükümet Başkanı olarak” üzerine aldı. Ordu, yitik vermeden Sakarya’nın doğusuna çekilecek ve orada konuşlanacaktı. Orduya ve halka güveninin değişmediğini gösteren bir dirilik, savaşın zaferle sonuçlanacağından kuşkusu olmayan bir kararlılık içindeydi. Söz ve davranışları, kararları, hatta yalnızca cepheye gelmiş olması bile, yenilginin acısını yaşayan...
Metin Aydoğan
Başarılı olabilmek için, “büyük bir irade gücüne”, nitelikli düşünsel donanım ve sınırsız bir yurt sevgisine gereksinim vardı. Bu nitelikler ise, “doğal sürükleyici bir güç” olarak onun yaradılışında bulunuyordu. Aynı nitelikler, yoksul ve eğitimsiz görünen Türk halkının doğal yapısında da vardı. İnançlı bir yurtseverin yapması gerekeni yapacak; kendi gücünü, kaynağı olan millet gücüyle birleştirerek, ülkesini kurtaracak...
Metin Aydoğan
Türkler’in yüksek disiplinli, donanımlı, iyi örgütlenmiş, büyük ve güçlü ordular kurup bu orduları, adeta bir yenilmezlik efsanesine dönüştürebilmeleri; yaşam biçimlerine olduğu kadar, kuşkusuz teknolojik gelişkinliğe bağlı bir sonuçtur. “Gelişkin” toplumlar, gelişkin ordular kurarlar. Bu konuda erişilen düzey, aynı zamanda, orduları içinden çıkaran toplumun gelişkinlik düzeyinin de bir göstergesidir. Ortak bir ulusal istence dönüşen savaşçılık ruhuyla, teknoloji geliştirme ve...
Metin Aydoğan
Harp Okulunda, öğrenciler, yönetimden gizliyerek gerçekleştirdikleri toplantılarda, yorum ve tartışmalar yapıyor, güzel konuşma yarışmaları düzenliyordu. Bu işlerin önde gelen yürütücüsü Mustafa Kemal’di. Güzel konuşuyor, bilgisiyle arkadaşlarını etkiliyordu. “Ancak özgür düşünceli insanlar, vatanlarını kurtarıp onu koruma gücüne sahip olabilirler” diyordu. Bilgi Açlığı Kimi olayları, özellikle uluslararası ilişkilerin kendine aykırı gelen sonuçlarını anlayamıyor; ilişkilere neyin, nasıl yön...
yonetici
20.Yüzyıl başında, Yemen’den Arnavutluk’a, Kafkasya’dan Trablusgarp’a dek, çok geniş bir alanda savaşan subaylar, çatışmalar içinde pişerek kendilerini yetiştirdiler. Gittikleri hemen her yerde onları bekleyen; donanımsızlık, her türlü yoksulluk ve ihanet ayaklanmalarıydı. Maaşsız ve güvencesiz durmadan savaştılar. “Ülkenin bir ucundan bir ucuna koşuyor, eriyip gidiyorlardı”. Sivil ya da asker Türk aydını, canını dişine takarak, onur...
yonetici
“Gençler! Geleceğe güvenimizi güçlendiren ve sürdüren sizsiniz. Siz almakta olduğunuz eğitimle, bilgiyle, insanlıktaki üstün niteliklerin, yurt sevgisinin, düşünce özgürlüğünün en değerli örneği olacaksınız. Ey yükselen yeni nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz…”                          30Ağustos 1924, Mustafa Kemal Atatürk Özgürlük Çağrısı Mustafa...
yonetici
 “Yunan mitralyözleri, dalga dalga gelen Türk askerlerini ot gibi biçti. Biraz sonra, ölüler tel örgülerin önünde ehramlar gibi üst üste yığılmış, katı toprağın yüzünde akan kanlardan kızıl gölcükler oluşmuştu. Ancak arkadan gelenler, arkadaşlarının ölüleri üzerine basarak tırmanıyor ve tel örgüleri aşıyordu. Kemalettin Sami, bu kırıma fazla bakamadı, başını çevirdi. Sonra tepeden bir imamın ezan...
yonetici
23-31 Ağustos 1925, Atatürk’ün ilk kez şapka giyerek yaptığı ve halkı şapka giymeye çağırdığı Kastamonu gezisini yaptığı günlerdir. Yazıyı bu nedenle yayınlıyoruz. Baş giysisi sorununu, bir başka deyişle fesin yerine şapka giyilmesinin, uygarlık demek olmadığını kuşkusuz biliyordu. Ancak, “baş giysisi değiştirmenin, din ve iman değiştirme olduğunu” söyleyecek kadar geri inançların bulunduğu bir toplumda, gelişip ilerlemenin...
yonetici
Girişilecek ulusal savaşımın üstesinden gelebilmek için; halka ulaşmak, onu yerinde örgütlemek, yerel unsurlardan halk önderleri çıkarmak ve bunları ulusal örgütün öncüleri haline getirmek gerekmektedir. Yerel örgütler, bu amacı gerçekleştirecektir. Ulusal hakların savunulmasında yer alacak yerel örgütler, yüzyıl başında kendiliğinden ortaya çıkan Müdafaa-i Hukuk, Reddi İlhak ve Kuvvayı Milliye örgütlerinin günümüz koşullarındaki benzerleri olacaktır. Benzerliğin nedeni, koşullar...
yonetici
Kadın hareketi, son dönemde, dünyada ve Türkiye’de şimdiye dek görülmeyen garip ve çarpık bir kılığa büründü. Demokrasi adı altında Kürtçülük yapan, sayısı az sesi yüksek bir hareket haline geldi. Aktarmaya dayalı düzeysiz söylemlerle, kadın haklarının değil PKK ya da HADEP’in yaymacası yapıldı. “PKK’nın temelinde kadın vardır”, “Kürt kadını gerillaya katılarak ordulaşmıştır”, “özgürlüğe yürüyen kadınla, özgür...