Genel Arşiv

Metin Aydoğan
Massachusetts’ın ilk valisi JohnWinthrop, yeni dünyanın insanlık için eşsiz bir örnek, “bir tepenin üzerindeki kent” olduğunu söylüyordu. Thomas Paine için Amerika “insanlığın sığınağı”ydı. 18.yüzyıl ortalarında Horace Greeley, “Batıya git genç adam ve ülkenle birlikte büyü” diyordu. Tarihçi James Oliver ise şunları söylüyordu: “Tanrı’nın eli onları Batıya sürdü ve onlar beraberlerinde en iyi şeyleri; uygarlığı, eğitimi, refahı, cumhuriyetçi hükümeti...
Metin Aydoğan
AB ve IMF’ye verilen “ulusal programlar”, küresel egemenliğin, azgelişmiş ülkelere vermek istediği biçimi sağlayacak “iş programları” niteliğindedir. Kimi çevreler buna açık bir biçimde “ev ödevi” de diyor. Yönetim yetkisini elinde bulunduran politikacılar, Brüksel ve Washington’da üretilen programları “ev ödevi” sayıp gereklerini yerine getirmede büyük istek gösteriyor. Her program yeni bir programı gerekli kılıyor ve uygulamalar yayıldıkça...
Metin Aydoğan
Dünya’nın bugünkü durumunu izlemek, yüz yıllık eski bir fotoğrafa bakmak gibidir. Etkinlik bölgeleri için mücadeleler, ülkeler ve bölgeler arası gerilimler, askeri ve ekonomik sorunlar, gücün belirleyiciliği, ticari rekabet, uluslararası sermaye hareketleri ve pazar çatışmaları, boyutları büyümüş sorunlar olarak niteliği değişmeden sürüyor. Yüzyıl başındaki İngiltere’nin yerini bugün ABD aldı. İngiltere–Fransa sömürgeciliğine karşı Alman tepkisinin yerinde...
Metin Aydoğan
Günümüzde açığa çıkarılması gereken ana sorun, kürselleşme adıyla yaşanmakta olan sürecin, toplumsal gelişimin nesnelliğine uyan ve insanlığı ileri götüren bir olgu olup olmadığıdır. Küreselleşme, toplumsal gelişime ve yaşama uygun ileri bir gelişme mi, yoksa gelişimini tamamlayarak asalaklaşan bir düzenin ilerlemeye ayak diremesi mi? Küreselleşme, söylendiği gibi “insanlığın altın çağa girişi” mi, yoksa; insanları kimliksizleştiren, doğayı...
Metin Aydoğan
19.Yüzyılda hemen her iş kolunda ortaya çıkmaya başlayan tekelleşme eğilimi, rekabetin yarattığı serbestlik ortamını ve bu ortamın getirdiği politik kurumları ortadan kaldırmaya ya da yozlaştırmaya başladı. Toplumsal yaşamın biçimlenmesi tekel gereksinimlerine, bilimsel gelişme tekel kazancına bağımlı duruma geldi. Fiyatları artık, serbest piyasa koşullarında oluşan gerçek değerler değil, yüksek kazanç içeren tekel kararları belirliyordu. Üretimin...
Metin Aydoğan
Türkiye’deki özelleştirmelerin hemen tümü, Dünya Bankası’nın, bağlı olarak Amerikan danışmanlık şirketlerinin belirleyiciliği ve yönlendiriciliği altında yapılmaktadır. Bunlardan BOOZ–Allenve Hamilton TCDD, CS Firs BostonErdemir, Price Waterhause Sümerbank, Samuel Montaqu Petkim, Chase Manhattan Bank Tüpraş, Solomon Brothers Petrol Ofisi, Department of Employmeny Education and Training (DEET) Kardemir ile ilgilendi. Danışmanlık firmaları bunlarla sınırlı değildir ve sayıları çoktur. Türkiye’de hemen her iş...
Metin Aydoğan
Arap ülkelerinde son dönemde gerçekleşen ve bölge insanına; kan, gözyaşı ve karmaşadan başka bir şey getirmeyen olaylara “Arap Baharı” deniyor. Yaşananlardan kendini çabuk kurtaran Mısır ve başka Arap ülkelerinde 20.yüzyılda gerçekten bir “bahar” yaşanmıştır. Bu bahar, Türk Kurtuluş Savaş’ından sonra Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı kapsayan; Mısır, Cezayir, Libya, Tunus ve Fas’ı içine alan anti-emperyalist kurtuluş savaşlarıdır....
Metin Aydoğan
Avrupalılar, sömürgeciliği “evrimin üst basamağındaki gelişmiş beyaz insanın”, “vahşi ülkelere” uygarlık götürme olarak gördüler. Onlar için, dünyada iki tür insan vardı; beyazlar ve diğerleri ya da Avrupalılar ve vahşiler. Asya sarı, Amerika kızıl, Afrika karaydı. Irkçılık Avrupa’da, en üstteki yöneticiden en sıradan insana dek, kabul gören bir anlayış oldu. Sömürgecilerin dünyanın her yerinde giriştiği en...
Metin Aydoğan
Kendilerini “demokratik ülke” olarak tanımlayan Batılı ülkeler, konu ekonomik çıkar ve petrol olduğunda; “demokratik nezaketlerine” kan bulaştırmaktan çekinmezler. Demokrasi, insan hakları, özgürlük söylemleri dillerinden düşmez ancak rejime ve devlete karşı işlenen suçlar sözkonusu olduğunda katıksız despotlar haline gelirler. Bölmek istedikleri azgelişmiş ülkelerde, azınlık haklarının kararlı savunucularıdırlar ancak kendi ülkelerinde hiçbir azınlığa yaşam hakkı tanımazlar. Soykırıma karşı yasalar...
Metin Aydoğan
Çok eski çağlara dek giden bozkır kültürünün doğayla iç içe geçip onunla bütünleşen bir derinliği vardır. Bozkır insanı, doğayla kaynaştığı için duru ve önyargısız; yaşamdan kopmadığı için de devrimcidir. Doğayla uyumlu yaşamak, yaşamın kurallarını kavramayı, bu kavrayış da dünyayı tanımayı ve anlamayı sağlayan bir düşünce zenginliği yaratır. En somut gerçek, doğa ve yaşamın kendisidir....