Atatürk Arşiv

Metin Aydoğan
Atatürk'ün Dış Politikası
Atatürk’ün uyguladığı dış politika sonucunda, Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren ve Lozan’dan kalan sorunları çözdü ve Tuna boylarından Orta Asya’ya, Rusya’dan Basra’ya dek geniş bir alanı, emperyalist devletlerin etkili olamadığı barış bölgesi durumuna getirdi. Bu başarı, aynı zamanda, Türkiye’nin dört bir yanının, dostluğa dayalı, sağlam bir güvenlik kuşağıyla çevrelenmesi demekti. Yunanistan’la olan göç ve azınlık sorunlarını çözdü,...
Metin Aydoğan
2 Temmuz 1932’de Ankara’da, Atatürk’ün de katıldığı Birinci Türk Tarih Kurultayı toplandı. Kurultay, unutulmuş olan Türk tarihini ortaya çıkaran nitelikli çabanın başlangıcı oldu. Yazıyı, bu büyük çabada emeği geçenlere saygı için yayınlıyoruz. “Türkiye’de arkeolojik kazılar, birçok yerde birden başladı ve arttı. 1931’den beri Atatürk, kendisinden miras umulan ‘halalara yapılan resmi ziyaretler’ gibi, bunların her...
Metin Aydoğan
“Ekonomi demek, herşey demektir. Yaşamak için, insanlık için ne gerekiyorsa, onların tümü demektir. Tarım demektir, ticaret demektir, çalışma demektir, herşey demektir. Hayat demek, ekonomi demektir”                       Mustafa Kemal Atatürk “Ekonomi Herşeydir” 1938 Ekim Sonu… Hastalık ilerlemiş, kaçınılmaz son yakınlaşmıştı. Yerli ve yabancı hekimlerin tümü, tıbbın...
Metin Aydoğan
Bu yazıyı, bir metrekaresine 6500 mermi düşen Gelibolu Yarımadası’nda şehit olanların anısına saygı için yayınlıyoruz. 19 Şubat, Çanakkale Savaşlarının başlangıcının yıldönümüdür. Sonuçlarıyla, Türkiye’nin olduğu kadar dünyanın da geleceğini belirleyen bu büyük savaş, savaştan çok, inançta birleşmiş yoksul bir ulusun neleri başaracağını gösteren bir destandır.  Gelibolu Yarımadası’nda bugün küçük bir mermer anıtın yükseldiği Kemalyeri, Mustafa...
Metin Aydoğan
Atatürk; kadını kendi yaşam ortamında tutsak haline getiren, tutucu kurallar ve buna bağlı olarak yaşamla çelişen önyargılar ortadan kaldırılmadıkça, Türk ulusunun da tutsaklıktan kurtulamayacağına inanıyordu. Kadın özgürlüğünün kişisel boyutunu insan onuruyla, toplumsal boyutunu ise uygarlık gelişimiyle ilgili bir sorun olarak görüyordu. Ona göre, kadını özgürleştirmemiş bir toplum gelişemez, tutsaklıktan kurtulamazdı. “Kuşku yok ki devrimci...
Metin Aydoğan
İstanbul’da bulunduğu altı ay boyunca, durmadan çalıştı. Hemen “her kapıyı çaldı.” Güvenilir bulduğu yetki sahiplerine, “askeri birlikleri terhis etmemelerini” ve işgal güçlerine olabildiğince, “örtülü engeller çıkarmalarını” söylüyordu. Dost bildiklerinden başka; düşman saydığı kişiler, düzeysiz ve yetersiz görevliler, hoşlanmadığı insanlar ve yabancılarla bile konuştu. İstanbul’da kaldığı süre içinde, Vahdettin’le dokuz, Sadrazam Damat Ferit’le iki, Harbiye Nazırları Şakir ve Abdullah...
Metin Aydoğan
Atatürk, 10 Kasım’da son nefesini verdiğinde, arkasında 57 yıllık bir yaşam ve bu kısa yaşama sığdırılan görkemli bir savaşım, tarihin gördüğü en büyük yenileşme eylemini bıraktı. Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türk ulusu için anlamı; özgürlükle tutsaklığın, varlıkla yokluğun ya da gönençle yoksunluğun en yalın ve en belirgin ayrımıydı. Yaşam direncini yitirmiş kabul edilerek, yok edilmek...
Metin Aydoğan
Atatürk, Nutuk’u yazmak için yaklaşık dokuz ay bilgilerini yeniledi, belge topladı. Mücadele arkadaşlarıyla sıkça bir araya geldi, kendi düşünce ve hazırlıklarını aktarırken, onların “görüş ve değerlendirmelerini” aldı. Anımsıyamadığı ayrıntılar için, olayı birlikte yaşadığı insanları bulduruyor, değinmek istediği bir olayı birkaç kanaldan doğrulamadan kullanmıyordu. Gerçeği yansıtamama ya da yanlış kanı uyandırma kaygısı, çalışmasının her aşamasına egemendi. Doğruluğunu gördüğü uyarıları kesinlikle değerlendiriyor, uyarılara hak...
Metin Aydoğan
İstanbul, 6 Ekim 1923 günü Tümgeneral Selahattin Adil komutasındaki 5.Kolordu’nun kente girmesiyle işgalden kurtarıldı. Birkaç yıl öncesinde düşlere bile giremeyen ve Anadolu’daki halk savaşıyla sağlanan bu başarı, Türk ulusu için kuşkusuz büyük bir olaydı. Ancak, bu olayın İstanbul için, bir kentin eylemsel (fiili) kurtuluşunun ötesinde tarihsel ve kültürel bir boyutu vardı. İstanbul, çürüyen bir...
Metin Aydoğan
Türkiye’de 1923 yılında, yönetim biçimi olarak Cumhuriyetin tarihsel evrimini, evrensel boyutunu ve gerçek niteliğini kavramış, aydın zümre yok gibidir. O güne dek, Türkiye’de, cumhuriyetçilik adına, bir düşünce akımı gelişmemiş, herhangi bir örgütlü eylem gerçekleştirilmemişti. Cumhuriyet sözcüğü, aynı şapka gibi, 19.yüzyıldan beri sövgü ve aşağılama tanımı olarak kullanılıyordu; tutuculuk dilinde karşılığı gavurluktu. Ordu ona bağlıydı...