Atatürk Arşiv

yonetici
Cumhuriyetin kabul edildiği 1923 yılında tekniğine uygun karayolu ve köprü yoktu. Çoğunlukla toprak olan yollar, bahar ve kış aylarında aşılması güç çamur çukurları haline gelirdi. Kışın kardan bahar aylarında dere ve nehir taşmasından ulaşım dururdu. Ulaşım o denli güçtü ki, tahıl tarımı yapılan yörelerden başka yörelere ürün götürülemez, bu nedenle sahil kesimlerine dışarıdan buğday...
yonetici
Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım, 14 Ocak 1923 günü öldü. 13 gün sonra 27 Ocak’ta İzmir’e gelen Mustafa Kemal, annesinin mezarı başında, bugün herkesin ders alması gereken bir konuşma yaptı ve şunları söyledi: “Annemin ruhuna ve bütün ecdat ruhlarına sözvermiş olduğum vicdan yeminini tekrar edeyim. Annemin kabri önünde ve Allah’ın huzurunda yemin ediyorum. Bu kadar...
yonetici
5 Aralık 1934 Çarşamba günü yapılan Anayasa değişikliğiyle, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi ve Atatürk, o akşam, tüm kadınlara seslenen bir bildiri yayınladı. Bildiride, şunları söylüyordu: “Seçme ve seçilme hakkı, Türk kadınına toplum yaşamında, başka birçok milletin kadınlarından daha yüksek bir yer kazandırmıştır… Belediye seçimlerine katılarak siyasi yaşamda kendini deneyen Türk kadını, şimdi...
yonetici
Mustafa Kemal’in yanında yer alarak, Kurtuluş Savaşı’nda önder konuma gelen üst düzey komutanlar, Batıcılığın, bağlı olarak mandacılığın etkisi altındaydılar. Hüseyin Rauf (Orbay), Ali Fuat (Cebesoy), Refet (Bele), Albay İsmet (İnönü), Amerikan mandasına sıcak bakan komutanlardı. Mustafa Kemal, en yakınında bulunan bu insanları, mandacılığın çıkmazlığı konusunda ikna etmek için yoğun çaba harcadı. Albay İsmet, Kazım...
yonetici
Sağlığı, 1935’ten sonra bozulmaya başladı. Bu kez görülen, eski hastalıklarından birinin depreşerek onu yeniden rahatsız etmesi değil, dış görünüşüne yansıyan genel bir çöküntüydü. Kendini güçsüz hissediyor, çabuk yoruluyor ve eski verimiyle çalışamıyordu. Ten rengi hızla solmuş, yüz hatlarında derin kırışıklıklar oluşmuştu. Onda pek görülmeyen bir yorgunluk ve bu yorgunluğa bağlı bir bezginlik görülüyordu. Ancak,...
yonetici
Ulus Gazetesi, 2 Kasım 1935 ile 7 Aralık 1935 arasındaki 35 günde, Atatürk’ün 21 yazısını yayınladı. İsimsiz yayınlanan yazılarda, Türkçenin kökleri çok eskilere gidilerek araştırılıyor, geniş kapsamlı bu çalışmanın sonuçları ‘Güneş Dil Teorisi’ adı verilerek tartışmaya açılıyordu. Gazete, daha sonra Atatürk’ün kitapçık haline getirdiği görüşlerini, ‘Güneşdil Teorisi-Esası ve Kaynakları’ başlığıyla 14 sayfalık bir broşür...
yonetici
1 Kasım 1928’de kabul edilen yasayla, Arap harflerine dayanan Osmanlı alfabesine son verildi ve Türkçe’ye uyumlu Latin harflerine geçildi. Arap harfleriyle okuyup yazmak, Türk insanı için aşılması güç bir engel durumundaydı. Karmaşık bir yapıya sahip Arapçada, harfler sözcüklerin başına, ortasına ya da sonuna geldiğinde ayrı seslerle okunuyordu. Bu durum, okuma yazma yaşına gelmiş Türk...
yonetici
Osmanlı tarihçilerine göre; Türkler İslamiyet öncesinde göçebe barbarlardı, bilim ve edebiyata uygun bir dilleri yoktu, Türkçe Arapça ve Farsça’nın sözcük ve kural egemenliği altına girmeden yaşayamazdı. Türkler, “uygarlık bakımından tarihsiz, bilim ve edebiyat bakımından dilsizdi”.(x) Devlet politikasına dönüştürülen ortak söylem böyleydi. Atatürk, kişisel araştırmalarla başlayıp bilimsel ve toplumsal bir devrim niteliği kazanan Türk dil...
yonetici
Büyük Millet Meclisi, 623 yıllık Osmanlı Saltanatına, 1 Kasım 1922’de son verdi ve Vahdettin sıradan bir yurttaş haline geldi. Ulus vicdanını rahatsız eden ağır suçlar işlemişti. Anadolu’da ordu yoksulluk içinde savaşırken; kadınlar, yaşlılar, çocuklar ölüm dahil her türlü eziyeti göze alıp ateş hatlarına silah götürürken; İstanbul’da, ‘en sıradan hamal bile özgürlüğün temeline bir taş...
yonetici
Türk Devrimi’nin cumhuriyet anlayışı, kimi ülkelerde olduğu gibi, kişi, zümre ya da soy egemenliğini örtmek için kullanılan, adıyla uyumsuz biçimsel bir yönetim anlayışı değildir. Batı’da ya da Doğu’da görülen hiçbir cumhuriyet biçimine benzemiyordu. TBMM, yönetim anlayışını Fransız cumhuriyetçiliğinden ya da İngiliz parlamentarizminden değil; Göktürk toy’larındaki katılımcılıktan, Anadolu Ahi paylaşımcılığından ve İslamiyetin danışma (meşveret) geleneklerinden...