İŞGAL ACISI

yonetici

İşgal İstanbul’u; ihanetle direnişin, erdemle onursuzluğun, sefaletle sefahatın iç içe yaşandığı ve çürümüş bir düzenin tüm hastalıklarıyla birlikte çökmekte olduğu bir başkenttir. İşgalcilerle birlik olmak için her şeylerini vermeye hazır işbirlikçiler, türedi zenginler, düşkün kadınlar, ahlaksız ilişkiler ve kumar; İstanbul’un Avrupalı yüzüdür. Nişantaşı’nın işbilir dönmeleri, Galata Ermenileri, Kurtuluş’un saldırgan Rumları ve Yahudi oligarşisi; işgalcilerle bütünleşerek İstanbul’a adeta el koymuştur. Fener Rum Patrikhanesi’nin papazları, Yunanistan’a bağlı, kararlı Rum milliyetçileri olarak çalışmaktadır. 1918’de, bir başka İstanbul daha vardır. Bu, acı ve yoksulluk içindeki Müslüman Türk İstanbul’dur. Beşiktaş’tan Eyüb’e, Üsküdar’dan Beykoz’a uzanan bu İstanbul, sessizliğe bürünmüş kan ağlamaktadır. 1911’den beri aralıksız süren savaşlar onu yiyip bitirmiştir. Yalnızca Dünya Savaşı’nda; 654 bin genç insanı şehit olmuş, 891 bini sakat, 2 milyon 167 bini yaralı olmak üzere 3 milyon 58 bini iş göremez hale gelmiştir. Bu büyük yıkımdan, İstanbul’un Türk mahalleleri payına düşeni almıştır. Erkeksiz kalan evler, açlık ve yoksulluk içindedir. Evlere düzenli gelir girmemektedir. Dışarda çalışmaya alışık olmayan kadınlar, aileyi ayakta tutmak için, çarşaflarını giyip kendilerine yapabilecekleri bir iş aramaktadır. Analar çökmüş, sandıklar kilerler boşalmıştır…

Kaynak: Metin Aydoğan; “MUSTAFA KEMAL VE KURTULUŞ SAVAŞI”

yonetici
yonetici

Yorum Yapabilirsiniz

11 − 8 =