İNGİLİZ DEMOKRASİSİ VE OY HAKKI

yonetici

… İngiltere’de adını halktan alan Avam (Halk) Kamarası’nda tek bir halk temsilcisi bulunmuyordu. Halkın oy verme hakkı yoktu. 19.Yüzyıl ortalarında bile İngiltere’de oy verme hakkına sahip insanlar, oy verme yaşındaki nüfusun ancak yüzde 10’u, tüm nüfusun ise yüzde 5’i kadardı. 1867 yılında “ileri bir demokratik reform” olarak kabul edilen yasa, o tarihte 33 milyon nüfusu olan İngiltere’de, ancak 2,5 milyon kişiye oy verme hakkı tanıyordu. Bu hak; 1913 yılında yani 20. Yüzyıl’da bile, 45 milyonluk nüfus içindeki 15 milyon reşit erkeğe verilmişti. Kadınların oy verme hakkı yoktu. Ayrıca, oy verme hakkına sahip olanlar, sahip oldukları zenginliğe bağlı olarak birden çok oy hakkına sahipti. Bu ‘hak’, sahip olunan servetin miktarına göre iki, üç, hatta yirmi oya kadar çıkıyordu. Örneğin, 200 dönüm arazisi olanın oyu 1 sayılıyorsa 2000 dönüm arazisi olanın oyu 10 sayılıyordu… Seçme ve seçilme hakları olmayan ve sayıları giderek artan işçiler, başlangıçta gizli olarak kurdukları dernek ya da birliklerde örgütlenmeye çalıştılar. Teröre varan bir siyasi baskı altındaydılar. Hemen hiçbir yasal hakka sahip değildiler. İlk yasal örgütlerini 1825 yılında; Meslek Birlikleri (TradeUnion) adıyla, o da “grev yapmaya teşebbüs etmeme” koşuluyla kurabilmişlerdi. Siyasi bir program çerçevesinde birleşerek mücadele etmeğe çalışan ilk girişim, 1837’den 1848’e dek ayakta kalabilen Chartism adı verilen akım olmuştu…

Kaynak: METİN AYDOĞAN; “Antik Çağdan Küreselleşmeye Yönetim Gelenekleri ve Türkler”

yonetici
yonetici

Yorum Yapabilirsiniz

three × 5 =