ENDERUN DEVŞİRMELERİ

yonetici

… Osmanlı devşirmeciliği, köleleri yabancı unsur olarak yönetim dışı işlerde kullanan Roma köleciliğinden farklı olarak, devşirmeleri yani yabancı insanlar topluluğunu, köksüzleştirdiğini sanarak içsel bir güç durumuna getirmişti. Köksüzleştirirken köksüzleşen bu düzen, aslında kendini yıkacak bir güç yaratıyordu… Sistemli biçimde kişiliksizleştirilen devşirmeler; yüksek yönetim yetkileri, dolgun ücret, siyasi ve idari ayrıcalıklarla donatılmışlar ve devleti yöneten bir konuma getirilmişlerdi. Ancak, can ve mal güvenliğinden yoksun biçimde yaşıyorlardı. Bu konumlarıyla üst düzey devşirmeler, sürekli ölüm korkusu içinde yaşayan ruh hastaları durumundaydılar… Devşirmeler, gerçek görüşlerini hiçbir zaman açıklamazlardı; yalancı ve ikiyüzlüydüler. Peşinde koştukları tek değer, para ve yönetim gücüydü. Osmanlı Devleti’ne gizliliği, ihanet ve entirikayı bunlar yerleştirmişti. Rüşvet, vurgunculuk, karaborsa, yasadışı gelir ve adam kayırmayı neredeyse yasal hale bunlar getirmişti. Yeniliğe karşı çıkmayı ve devlete karşı ayaklanmayı hak olarak görürlerdi. 1550’den sonra, yeniçerilerin evlenmesine izin verilince, çocukları Acemi Ocağı’na öncelikli olarak alınmış, devşirmecilik babadan oğula geçen ayrıcalıklı bir meslek haline gelmişti… Devşirmeler, gereksinim duydukları mal ve can güvenliğine kavuşmak için, yabancılarla bütünleşmekten çekinmediler ve ülke kaynaklarını yağmalamaya gelen Avrupalı büyük devletlerin işbirlikçileri oldular… Tanzimatçılık, mandacılık ya da günümüzdeki Batıcılık; kökleri devşirmelere giden işbirlikçiliğin değişik biçimleridir…

Kaynak: METİN AYDOĞAN; “Antik Çağdan Küreselleşmeye Yönetim Gelenekleri ve Türkler”

yonetici
yonetici

Yorum Yapabilirsiniz

19 − 19 =