BALKAN SAVAŞI’NDAN ÇANAKKALE’YE

yonetici

… Çanakkale savaşları başlar başlamaz, Churcill başta olmak üzere, savaş kabinesi üyeleri ve askeri yetkililer düş kırıklığına uğradılar. Daha bir yıl önce, Balkan Savaşı’nda, ‘bir nefeste bir vilayeti bırakıp dağılan’ bir ordu yerine, dünyanın en büyük askeri gücüne karşı, ‘savunduğu toprağın bir karışı için, bir taburunun kanını bir nefeste kurban eden’ bir orduyla karşılaşmışlardı. “Herkes, bulunduğu taşa, toprağa; sarılmış, ölüyor ama tutunduğu yeri bırakmıyordu”. İki savaş arasında orduda görülen direnç gücü ve savaşkanlık farkı, birçok insan için, ‘anlaşılması olanaksız’ boyuttaydı. Ancak, elbette bir bilinmezlik olayı değildi. Türk halkında varlığını sürdüren yurt savunma güdüsü; yönetim yeteneği yüksek, bilinçli ve atılgan komutanlık istenciyle buluşunca, Çanakkale’deki direnişi ortaya çıkarmıştı. Aynı sonuç, dört yıl sonra, yapılamaz denilen Anadolu direnişinde alınacak; Kurtuluş Savaşı’yla, büyük güçlerin Türkiye’ye yönelik plan ve uygulamaları, Çanakkale’de olduğu gibi geçersiz kılınacaktır. Çanakkale, Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı ya da bir başka deyişle, Kurtuluş Savaşı Çanakkale’nin bir sonucu olarak görülebilir. Mustafa Kemal’in her iki savaşta, birliklerine verdiği buyruklar, gönderdiği yönergeler arasındaki benzerlik, bu savın kanıtı gibidir. 26 Ağustos 1922 sabahı, askerlerine, “Yunanlıların kazandığını görmektense, gök kubbe başımıza yıkılsın… Ölümü göze alanlar bir adım öne çıksın” derken; 15 Nisan 1915’te Çanakkale’de, Kemalyeri’ne topladığı komutanlarına “Bire kadar hepimiz ölerek düşmanı kesinlikle denize dökmek zorundayız… İçimizde ve komuta ettiğimiz askerlerde, Balkan utancını bir daha görmektense, burada ölmeyi seçmeyenlerin bulunacağını, kesinlikle kabul etmem” diyordu. Balkanlar’la Çanakkale arasında yaratılan savaşkanlık farkı, bu sözlerle dile getirilen komutanlık iradesinin doğal sonucuydu…

Kaynak: METİN AYDOĞAN; “Mustafa Kemal ve Kurtuluş Savaşı”

yonetici
yonetici

Yorum Yapabilirsiniz

sixteen − one =