ATATÜRK’ÜN EKONOMİ POLİTİKASI VE BUGÜN

yonetici

… 1922-1925 yılları arasında enflasyon yıllık yüzde 3, 1925-1927 arasında ise yüzde 1’di. Türk parası yabancı paralar karşısında değer yitirmiyor, tersine bazılarına karşı değer kazanıyordu. 1924 yılında 9,5 kuruş olan bir Fransız Frangı, 1929 yılında 7,7 kuruşa, 187 kuruş olan bir Amerikan doları 127 kuruşa düşmüştü. Bunlar dünyanın en güçlü paralarıydı. Sınırlı miktarda alınan dış borç ağırlıklı olarak demiryollarının devletleştirilmesinde ve devlet kibrit tekelinin yaratılmasında kullanıldı ve bu borçlar, Osmanlı’dan devralınan Düyunu Umumiye borçlarıyla birlikte zamanında ödendi… Bunca iş kolay başarılmamıştı kuşkusuz. Planlanan hedeflere ulaşmak için; sınırsız bir yurt sevgisi, inanç ve özveriden başka, bilinçli, kararlı ve devrimci bir tavır sergilenmişti. Mustafa Kemal, 18 Mart 1923 günü Tarsus’ta şunları söylemişti: “Ulusal ticaretimizi yükseltmek zorundayız. Bu basit fakat yaşamsal gerçeği bilerek, bilmeyenlere yolu ile anlatmalıyız. Anlamayanlara zorla anlatarak amacımıza doğru yürüyeceğiz”Atatürk öldükten sonra, her konuda olduğu gibi, dış ticaret politikalarında da Kemalist tutumdan sapıldı ve dış ticaret açığı; 1947’de 21,3 milyon, 1948’de 73,3 milyon, 1952’de 193 milyon, 1962’de 241 milyon, 1977’de ise 4 milyar 43 milyon dolara çıktı. Bu açık 1996 yılında 20 milyar doları aştı ve 2000 yılında 27,2 milyar, 2011’de 106 milyar dolar oldu…

Kaynak: METİN AYDOĞAN; “Bitmeyen Oyun”

 

yonetici
yonetici

Yorum Yapabilirsiniz

4 + 11 =