ATATÜRK’TEN SONRA ÖĞRETMEN ÜZERİNE KURULAN BİTMEYEN BASKI

yonetici

… Öğretmen üzerine 1945’ten beri kurulan ve bugüne dek süren baskı, Cumhuriyet’le kazanılan pek çok değeri yok etti. Milli eğitimde günümüzde yaşanan bozulmaya neden oldu. Oysa Atatürk, ‘geleceğin nesillerini yetiştirecek olan’ öğretmenlere büyük önem veriyor, Türkiye’yi kurtuluşa götürecek ‘gerçek zaferi’, öğretmenlerin kazanacağını söylüyordu. Kurtuluş Savaşı’ndan hemen sonra, 27 Ekim 1922’de Bursa’da kendisini dinlemek için İstanbul’dan gelen kalabalık bir öğretmen topluluğuna şöyle seslenmişti. “İstanbul’dan geliyorsunuz. Hoş geldiniz. İstanbul’daki aydınlık ocakların temsilcileri olan yüce topluluğunuz karşısında duyduğum kıvanç sonsuzdur. Yüreklerinizdeki duyguları, kafanızdaki düşünceleri, doğrudan doğruya gözlerinizde ve alınlarınızda okumak, benim için olağanüstü bir mutluluktur. Bu anda, karşınızdaki en içten duygumu izninizle söyleyeyim: İsterdim ki çocuk olayım, genç olayım, sizin ışık saçan sınıflarınızda bulunayım. Sizin elinizde gelişeyim. Beni siz yetiştiresiniz. O zaman ulusuma daha yararlı olurdum. Ne yazık ki gerçekleşmesi olanaksız bir istekle karşınızdayım. Bunun yerine sizden başka bir dilekte bulunacağım: Bugünün çocuklarını yetiştiriniz. Onları yurda, ulusa yararlı insanlar yapınız. Bunu sizden istiyor ve diliyorum… Eğitimin sağlayacağı bilim ve tekniğin yardımıyla, Türk ulusu, Türk sanatı, Türk ekonomisi, Türk şiir ve yazını bütün incelik ve güzellikleriyle gelişecektir… Hanımefendiler, Efendiler! Ordularımızın kazandığı zafer, siz ve sizin ordularınızın zaferi için yalnızca ortam hazırladı. Gerçek zaferi siz kazanacak, siz yaşatacaksınız ve kesinlikle başarıya ulaştıracaksınız. Ben ve bütün arkadaşlarım sarsılmaz inançla sizi izleyeceğiz ve sizin karşılaşacağınız engelleri kıracağız”…Cumhuriyet öğretmenleri Atatürk’ün sözlerine uydular, yurt ve ulus yararına olağanüstü bir inanç sağlamlığı ve üretkenlikle büyük bir kavga içine girdiler. Büyük özverilerle, gerilik ve bilgisizlikle savaştılar. Yeni ve aydın bir kuşak yetiştirdiler. Ancak, henüz kendilerini ve Devrim’i koruyacak kadar güçlenmeden önderini yitiren bu kuşak, daha sonra önce hırpalanıp hor görüldü. Daha sonra kovuşturuldu, tutuklandı, hatta öldürüldü…

Kaynak: METİN AYDOĞAN; “Antik Çağdan Küreselleşmeye Yönetim Gelenekleri ve Türkler”

yonetici
yonetici

Yorum Yapabilirsiniz

nine + 4 =