Aylık Arşiv:: Aralık 2018

yonetici
[… İbn Sina (980-1037), Doğu Aydınlanması’nda Farabi’den sonra en yetkin filozof olarak kabul edilir. Batılılar, Avicenna adını takarak ona büyük önem vermişler ve yapıtlarını okullarında okutmuşlardır. Biruni’yle aynı zamanda ve aynı topraklarda yetişmiş, ilk Müslüman Türk Devleti olan Samanoğulları egemenliğindeki Türkistan’da, Buhara yakınlarındaki Afşar’da doğmuştu… Onsekiz yaşına dek, baba evinin kültürlü ortamında yetişti ve...
yonetici
[… Osmanlı Devleti’nin 1854 yılında aldığı ilk borç, 3 milyon sterlin tutarındaydı ve yüzde 6 faizliydi. Bu borca karşılık, Mısır’dan elde edilen cizye vergileri (Müslüman olmayan Osmanlı uyruklularından alınan vergi), Suriye ve İzmir gümrük gelirleri güvence olarak gösterilmişti… 1860 yılında yeniden dış borç alınmak istendi. Ancak daha önce borç vermek için her yolu deneyen...
yonetici
[… Türkiye’de 1934 yılına dek soyadı yoktu. Bu durum, yüzlerce yıllık geri kalmışlık sürecinin doğal sonucuydu. Batı’da sanayileşen ülkelerde, soylular (aristokratlar) yönetimden uzaklaştırılmış, kentsoylular (burjuvalar) yönetime gelmişti. Köylüler işçileşerek ‘eşit’ yurttaşlar olmuştu. Bireylerin toplum içindeki varlığını belirleyen bir araç olarak soyadı, bu süreç sonunda ortaya çıkmıştı. Bireyleri ‘eşit’ yurttaşlar haline getiren bireysel tanımlama, ulusallaşmanın...
yonetici
[… II. Abdülhamit’in 24 Eylül 1888 tarihindeki iradesiyle, Anadolu demiryollarının inşası ve işletme hakkı Almanya adına, Wüttenberglsche Vereins-Bank Müdürü Alfred von Kaulla’ya verildi. ‘Bağdat Demiryolu Hattı’ adı verilen girişimle, Almanya, gözdiktiği Ortadoğu’ya ulaşacaktı. Bu yola gereksinimi olan oydu ve bu gereksinimi karşılayacak yatırımı, Osmanlı devletine çok ağır koşullarla kabul ettirmişti. İngilizlerin Hindistan’da yaptığını onlar...
yonetici
Türkiye’de bugüne dek; 90 elektrik santrali, 11 liman, 41 kamu işletmesi, 121 kuruluştaki kamu hissesi, 11 otel-sosyal tesis, 4 bin 85 taşınmaz, 37 maden sahası, 4 gemi, 6 bin 808 makine-teçhizat, 155 isim hakkı, marka ve araç muayene hizmetleri özelleştirilmiştir. Satışların toplam tutarı 68,2 milyar dolardır. Ortak bir özellik olarak, satış bedelleri düşüktür ve...
Metin Aydoğan
[… Kurtuluş Savaşı başlarken hemen her olgu ve olanak değerlendirilmiş ve üç temel saptama yapılmıştır: Bu saptamalar sırasıyla şöyledir: 1-Türk toplumu, tarihsel, sosyal ve kültürel yapısı gereği yabancı işgale karşıdır ve bağımsız yaşama geleneğine sahiptir: ulus olarak yaşama istek ve azmini yitirmemiştir. Türk Halkına güven esastır… 2-Rus Devrimi, ulusal kurtuluş savaşları için önemli bir...
yonetici
… Birinci Dünya Savaşı, biter bitmez, Osmanlı İmparatorluğu hızla işgal edildi. İngiltere başta olmak üzere, Savaşın galipleri; uzun yıllar bir denge unsuru olarak yaşamasına izin verdikleri İmparatorluğu ortadan kaldırmaya karar vermişlerdi. Jeopolitik konum, Boğazlar, değerli madenler ve Ortadoğu petrolleriyle bu büyük ve varsıl ülke, Türklerin elinden alınacaktı. Savaş öncesi yapılan gizli anlaşmalarda; Boğazlar ve...
yonetici
… Müzik Türkler için çok eskiden beri yaşamın ayrılmaz bir parçası, belki de yaşamın kendisi gibidir. Müziğin teknik kurallarını geliştirerek çağdaş anlamda temelini atan Farabi ve İbn-i Sina’nın Türk olması bunun kanıtı gibidir. Türk toplumları, bu iki düşünüre gelene dek de, zengin bir müzik birikimine sahipti. Anadolu insanı bugün bile, eski Oğuz geleneğini sürdürür...
yonetici
… Rus Doğu bilimci Vasili W.Bertold’un, ‘gelmiş geçmiş en büyük İslam bilgini’ olarak nitelediği Türk bilimci Ahmet el-Biruni (973-1052) yalnızca Doğu’nun değil tüm Orta Çağ’ın en etkili düşünürlerinden biridir. Harizmi gibi Harzem’de doğan bu büyük Türk bilgini, yaptığı çalışmalarla kendi dönemine olduğu kadar, belki de ondan daha çok geleceğe yön verdi ve hemen tüm...
yonetici
… Osmanlı devşirmeciliği, köleleri yabancı unsur olarak yönetim dışı işlerde kullanan Roma köleciliğinden farklı olarak, devşirmeleri yani yabancı insanlar topluluğunu, köksüzleştirdiğini sanarak içsel bir güç durumuna getirmişti. Köksüzleştirirken köksüzleşen bu düzen, aslında kendini yıkacak bir güç yaratıyordu… Sistemli biçimde kişiliksizleştirilen devşirmeler; yüksek yönetim yetkileri, dolgun ücret, siyasi ve idari ayrıcalıklarla donatılmışlar ve devleti yöneten...