Aylık Arşiv:: Temmuz 2018

yonetici
… Cumhuriyet Halk Partisi tarihi, Atatürk dönemi ve Atatürk sonrası dönem olarak iki ayrı bölüme ayrılmalıdır. Bu iki dönem arasındaki farklılık, gerçek karşılığını; devrimcilikle tutuculuk, bağımsızlıkla Batıcılık, halkçılıkla seçkincilik arasındaki ayırımlarda bulur. Atatürk sonrası CHP ise üç ayrı döneme ayrılabilir: İsmet İnönü’nün tek şef olduğu ilk dönem (1938-1945), partinin kapatılmasıyla sonuçlanacak olan ‘çok partili’...
yonetici
… 9-16 Mayıs 1935’te yapılan 4. Büyük Kongre, Atatürk’ün katılabildiği son CHP kongresidir. Türk siyasi tarihinde iz bırakan iki önemli özelliği vardır. Kemalist devrim, ideolojik ve örgütsel olarak en olgun evresine bu kongreyle ulaşmış ve bu nitelikte bir CHP Kongresi bir daha yaşanmamıştır. İkinci olarak, 4. Kongre’nin uygulama dönemi 26 Kasım 1938’de, yani Atatürk’ün...
yonetici
… Cumhuriyet Halk Fırkası, İkinci Büyük Kurultayı’nı 15-23 Ekim 1927’de yaptı. Bu kurultayın, parti ve Cumhuriyet tarihi açısından önemli bir yeri vardır. Birinci Kurultay kabul edilen Sivas Kongresi’nden sonra geçen sekiz yıl içinde; bağımsızlık savaşı kazanılmış, saltanat ve hilafet kaldırılmış, Cumhuriyet kurulmuş ve karşı devrim çıkışları bastırılarak yeni bir devlet, yeni bir toplum yaratılmıştı....
yonetici
… 23 Ekim 1923 günü, yani Cumhuriyet’in ilanından bir hafta önce; İçişleri Bakanlığına, Genel Başkan olarak Mustafa Kemal, Genel Sekreter olarak Recep Peker’in imzaladığı bir dilekçe verildi ve Halk Fırkası resmen kuruldu… Yeni Parti, hemen tümüyle, Sivas’ta ortaya çıkan ve Kurtuluş Savaş’ını gerçekleştiren Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin örgütsel ve düşünsel temelleri üzerine...
yonetici
[ … Hakimiyeti Milliye ve Yeni Gün gazeteleri, 7 Aralık 1922’de, Mustafa Kemal’in bir açıklamasını yayınladı. Açıklamada, “halktan gördüğüm sevgi ve güvene layık olabilmek için sıradan bir vatandaş olarak, yaşantım boyunca sürdürmek ve ülke yararına adamak amacıyla, halkçılık temelinde ve ‘Halk Fırkası’ adıyla bir parti kurmak istiyorum” deniyor; ülkenin siyasi geleceğiyle ilgilenen aydın ve...
yonetici
Devşirmeler, kökü silinmek istenen türedi bir kuşaktı. Görünüşte; ailesini, soyunu sopunu yadsımış, belleği ve kimliği yok edilmişti. Yalnızca Osmanlıydı. O bir ailenin bireyi değil, padişahın kuluydu; bir insan değil, adeta bir makineydi. Hıristiyan doğduğunu, isteği dışında Müslüman yapıldığını biliyordu. Yüksek yönetim yetkileri, dolgun ücret, siyasi ve idari ayrıcalıklarla donatılmışlar ve devleti yöneten yerlere getirilmişlerdi....
yonetici
… Osmanlı İmparatorluğu, ilk dış borcu 1854 yılında aldı ve sonra sürekli borçlandı. 1874 yılına dek 15 ayrı borçlanma yaptı. 20 yılda 239 milyon lira borçlandı ama faizler kaynakta kesildiği için eline 127 milyon lira geçti. 1863’te Osmanlı Bankası’na ‘Devlet Bankası’ statüsü verildi ve aynı yıl bir devlet bütçesi yapıldı. Ancak bu bütçe, kendine...
yonetici
… 180 yıl önce, 1838 yılında İngiltere’yle imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’yla, günümüzdeki uluslararası anlaşmalar arasında niteliksel olarak dramatik bir benzerlik vardır. Tarihin bu kadar aradan sonra ‘tekerrürü’, ekonomi değil, herhalde işbirlikçiliğe dayanan bir ihanet sorunu olmalıdır. 1838 ‘Baltalimanı Anlaşması’nın belli başlı maddeleri şöyleydi: 1-Anlaşma, Osmanlı ülkesinin her yerinde uygulanacaktır. Süresi sınırsızdır (ilelebet mer-i ve...
yonetici
… Bana muhtar şunları anlatmıştı: “Muğla’nın Ula nahiyesine bağlı Gölçük Köyü’nde 40 yıl muhtarlık yaptım. Okul benim zamanında yapılmıştır. Öyküsü ise şöyledir: 1929 yılında yani yeni harflere geçilmesinden hemen sonra, Atatürk’ün teşvikiyle köylerde bir okul yapma yarışı başlamıştı. Bizim köy, bu yarış başlamadan hemen önce, köye telgraf telefon teli çektirmeye karar vermiş ve beni...
yonetici
… Jön Türkler içinde sayılan Prens Sabahattin, Abdulhamit’in kızkardeşinin oğludur ve dayısına karşı mücadele etmiştir. 120 yıl önce gündeme getirdiği ‘ademi merkeziyetçilik’ görüşü; günümüzde ‘kamu yönetimi reformu’, ‘yerel yönetimlere yetki devri’ ya da ‘federasyonculuk’ adıyla yine gündemdedir. Atatürk’ün ulusal bağımsızlık savaşıyla önlediği bu Batı girişimi, dün de bugün de aynı amaca yöneliktir: “Yönetim yetkisinin...