Aylık Arşiv:: Temmuz 2018

Metin Aydoğan
…  Hürriyet ve İtilaf Fırkası, 21 Kasım 1911’de kuruldu. Fırka’nın amacı, belki de tek amacı, İttihat ve Terakki’ye karşı çıkmak ve Batı’yla tam anlamıyla bütünleşmekti. Siyasi anlayışını Prens Sabahattin’in görüşlerinden alıyor, programında Osmanlıcılık, ademimerkeziyetçilik, teşebbüsi şahsi ve liberalcilikten yana olunduğu yazıyordu. Farklı kesimlerden insanlar, milliyetçi bir çizgiye yönelen ‘ittihatçıları durdurmak’ ve ‘iktidarlarına son vermek’...
Metin Aydoğan
… İttihat Terakki, II.Meşrutiyet’in ilanından sonra kendi kurduğu hükümete bakan vermedi. Daha sonraki hükümette de, yalnızca Adalet Bakanı örgüt üyesiydi. Hükümete girilmemesine karşın, aynı yıl içinde halka, kimin nasıl yapacağı belli olmayan sözler verdi. Program olarak açıklanan bildirgelerde; köklü ve ivedi siyasi yenilikler yapılacağı, dinine ve etnik kökenine bakılmaksızın halkın tümünün özgürlüklerden eşit olarak...
Metin Aydoğan
… İstanbul Askeri Tıbbiye öğrencilerinden beş kişi (Ohrili İbrahim Temo, Arapkirli Abdullah Cevdet, Diyarbakırlı İshak Sukuti, Kafkasyalı Mehmet Reşit, Bakülü Hüseyinzade Ali ) 1889’da bir araya gelerek ‘İttihadı Osmani’ (Osmanlı Birliği) adlı bir örgüt kurdular. İmparatorluğun dağılmasına engel olmak isteyen yurtseverler, kimseyi beklemeden kendi aralarında örgütleniyordu. Bu işin başını çekenler; Tıbbıye, Harbiye, Mülkiye öğrencileri...
Metin Aydoğan
… İttihat ve Terakki Cemiyeti, özellikle askeri amaçlı özel görevleri yerine getirmek için ‘fedai’ adını verdiği birimler oluşturmuştu. En güvenilir ve inanmış üyelerden oluşan bu birimler, silahlı şiddet dahil, her türlü yöntemi içeren eylemler gerçekleştirmişlerdir. ‘Fedailer’ eylem sırasında ölürse, yeminde verilen söz yerine getirilir ve ailelerinin bakımı üstlenilirdi. Örgütün emir ve amaçlarına aykırı davranan...
Metin Aydoğan
… 19. Yüzyılın son çeyreğinde kimi Osmanlı aydınları, o güne dek pek görülmeyen biçimde padişaha karşı örgütlü bir savaşım başlattı. Bu savaşıma katılanlar, Türkiye ve dünyada Jön Türkler adıyla tanımlandı. Önemli bir siyasi savaşıma girişmişlerdi ancak örgütlenme olarak giriştikleri savaşımı kaldırabilecek donanıma sahip değillerdi. Sayıları az ve etkisizdiler. Bilinç düzeyleri giriştikleri eylem için yeterli...
Metin Aydoğan
… Jön-Türk hareketi içinde yer alan Prens Sabahattin, ülkemizde ve dışarda üzerinde en çok durulan kişidir. Onun görüşleri de, öbür Jön Türk önderlerinde olduğu gibi; yüzeysel araştırmalara, bilimsel değeri olmayan incelemelere ve entelektüel olgunluktan yoksun savlara dayanıyordu. O dönemde Türkiye’de pek bilinmeyen ve Batı’da azgelişmiş ülkeler için geliştirilen sömürge liberalizmine yönelik yapay önermeler, hiç...
Metin Aydoğan
Birinci Dünya Savaşı, 28 Temmuz 1914’de başladı, 11 Kasım 1918’de bitti. Ekonomik dayanakları olmayan bir savaş bugüne dek görülmedi. Ticari yarışın siyasete taşınarak askeri eyleme dönüşmesi, büyük küçük tüm savaşların ortak özelliğidir. 20.Yüzyıl başında dünyanın genel bir çatışmaya gittiği görülüyordu. 1898-1914 arasında yerel ölçekli çatışmalar sürmekteydi. 1914 yazında ortaya çıkan ve 1918’de bittiğinde 32...
Metin Aydoğan
… Rufaî törenleri, insan aklının güç açıklayacağı taşkın gösteriler ve çırpınmalı haykırışlar halinde yapılırdı. On kadar mürit, şeyh karşısında yere diz çökerler, onun kısık bir sesle söylediği ‘Allah, Allah’ sözcüğünü yineleyerek, alınları yerdeki halıya değecek biçimde secdeye varırlardı. Bunu uzun bir sessizlik izler, daha sonra şeyhin yüksek sesle söylediği ve törene katılan tüm müridlerin,...
Metin Aydoğan
… İsrail, Kürtlere gerilla eğitimi verip, Türkiye’yi tehdit eden açıklamalar yaparken, Türkiye aynı günlerde İsrail’e, egemenlik haklarından ödün veren sıradışı haklar tanıyordu. İsrail bir süre önce, Türk Hükümeti’nden; ‘Türkiye’ye turist olarak giden İsrail vatandaşlarını korumak için’, Türk havaalanlarında ‘silahlı MOSSAD elemanlarının’ görev yapması için izin istemişti. İsrail’i eleştiriyor görünse de 59. AKP Hükümeti, bu...
Metin Aydoğan
… Çanakkale savaşları başlar başlamaz, Churcill başta olmak üzere, savaş kabinesi üyeleri ve askeri yetkililer düş kırıklığına uğradılar. Daha bir yıl önce, Balkan Savaşı’nda, ‘bir nefeste bir vilayeti bırakıp dağılan’ bir ordu yerine, dünyanın en büyük askeri gücüne karşı, ‘savunduğu toprağın bir karışı için, bir taburunun kanını bir nefeste kurban eden’ bir orduyla karşılaşmışlardı....