Aylık Arşiv:: Haziran 2018

Metin Aydoğan
… İngiltere’de adını halktan alan Avam (Halk) Kamarası’nda tek bir halk temsilcisi bulunmuyordu. Halkın oy verme hakkı yoktu. 19.Yüzyıl ortalarında bile İngiltere’de oy verme hakkına sahip insanlar, oy verme yaşındaki nüfusun ancak yüzde 10’u, tüm nüfusun ise yüzde 5’i kadardı. 1867 yılında “ileri bir demokratik reform” olarak kabul edilen yasa, o tarihte 33 milyon...
Metin Aydoğan
… Amerika’da kurulan toplumsal düzen, İngiltere’deki gibi, büyük toprak sahipleri, ticaret ve sanayi burjuvazisi ve mali-sermaye gücünün egemenliğine dayanır. ABD’yi bunlar kurmuştu. Birleşik Devletler anayasasını hazırlayanlar; köle çalıştıran büyük toprak sahipleri, zengin tüccarlar ve bankerlerdi… Bu anayasa, seçme ve seçilme hakkını mülk sahibi beyaz erkeklere tanıyordu. Kadınlar, mülksüz beyaz erkekler, zenciler ve kölelerin oy...
Metin Aydoğan
… Kurtuluş Savaşı’nda, Demirci Kaymakamı İbrahim Ethem tarafından TBMM adına kurulan ‘Demirci Müfrezeleri’, silahlı çatışma yanında düşmana karşı yoğun bir psikolojik savaş yürüttü. Müfreze için hazırlanan yönetmelik, Türk gerilla mücadelesinin özelliklerini ortaya koyan, müfrezelerin görev ve yetki alanlarını belirleyen özgün belgelerdir. İlk bölümde şunlar yazılıdır: “Akıncı müfrezeleri 25-30 kişiden oluşur. Bölgeye göre, piyade ya...
Metin Aydoğan
… 2.Dünya Savaşı sonrasının egemeni ABD, dünya düzeninin işleyişiyle ilgili yeni yöntem ve uygulamalar geliştirdi. Borç ilişkilerinin politik boyutu derinleşti ve uluslararası ilişkiler ABD ağırlıklı olarak yoğunlaştı. Sosyal, kültürel ve askeri alanda tek merkezli belirleyicilik ve ekonomik denge sağlandı. Gerçekleştirilen küresel ilişkiler ağına ‘Yeni Dünya Düzeni’ adı verildi. Bu düzende yardımın aldığı yeni biçimi,...
Metin Aydoğan
… Alparslan Türkeş, 1961 yılında Cumhuriyet gazetesinden Cevat Fehmi Başkurt’la yaptığı görüşmede şunları söylemişti: “Atatürk devrimleri yerinde saymadı, aksine geriledi. Din, kıyafet ve en önemlisi anlayış olarak geriledi… Son zamanlarda Anadolu’yu hiç dolaştınız mı? Çarşafın nasıl kapkara bir yangın halinde bütün yurdu sardığını gördünüz mü? Gerileme yalnız bu alanlarda olmadı. Örneğin Türkçecilikte oldu. Türkçecilik...
Metin Aydoğan
… İngiltere’nin, İstanbul Büyükelçiliği aracılığıyla yürüttüğü iç çatışma politikası, Saray tarafından kabul gördü ve Anadolu’yu kan gölüne çeviren acımasız bir ayaklanma başladı. ‘Kurnaz ve korkak ama aptal olmayan’ Vahdettin; millicilerle uzlaşıyor görünerek İstanbul’da meclis toplama girişiminde olduğu gibi, adını ve makamını doğrudan ortaya koymadı. Halifelikle somutlaşan manevi gücünü kullanarak, iç savaşı başlattı. Milliyetçileri, kendisinin...
Metin Aydoğan
Türkiye, akçalı vaatler ve düzeysiz söylemlerle dolu bir seçim dönemi yaşadı ve yönetimde bulunanlar yerini korudu. Ortadan ikiye bölünmüş ya da belki iki bine! bölünmüş Türkiye, belirsiz geleceğe doğru yol almayı sürdürmeye karar verdi. Sorun yaratanlara, bir kez daha sorunu çözme yetkisi verildi. Türkiye, akçalı vaatler ve düzeysiz söylemlerle dolu bir seçim dönemi yaşadı...
Metin Aydoğan
… Eski Türklerde, devlet yetkilileri görevlerini yaparken; toplum yararını, devleti ve halkın çıkarlarını korumayı herşeyin üzerinde tutardı. Yönetimin en üstündeki kağana bağlı olarak çalışan, katılım yetkileri yüksek görevliler bulunur, bunlar uygulamalarda kurultay kararlarına kesin biçimde bağlı kalırlardı… Batı Göktürklerinde, ‘şadapit’ adı verilen bu üst yöneticilerin atamalarında, bilgi ve yeterliliğe yani liyakata büyük önem verilirdi....
Metin Aydoğan
… Japonya’da, 1868 Yılı’nda halkı temsil edecek meclis kurma kararı alındı. İlerici Parti’nin ilk işi, dinsel eğitim kurumlarını kaldırarak, hiçbir koşulda ödün verilmeyen laik eğitimi yaygınlaştırmak oldu. Sanayi, ticaret, kültür ve hukuk alanlarında köklü yenileşmelere gidildi. Geri kalmışlıktan kurtulmak ve çağdaş uygarlığa yetişmek için toplumun bütün kurumlarında tutuculukla mücadeleye girişildi. Ard arda gelen ayaklanmalar;...
Metin Aydoğan
… Siyasi partilerin yönetim düzeni içinde yer alıp günümüzdeki konuma gelmesi, Batı’da başlayan ve son iki yüz yılı kapsayan bir süreçtir. Partilerin, ortaya çıkışı, gelişip siyasete yön vermeleri, 19. yüzyıl Batı kapitalizminin gereksinimlerine ve gelişme isteğine uygun düşer. Demokrasinin kurulup geliştirilmesi amacıyla değil, sınıf mücadelesini yürütmek için kurulmuşlardır. Batı Avrupa’da sert geçen sınıf çatışmalarının...