Aylık Arşiv:: Nisan 2018

Metin Aydoğan
… 1923 yılında, Çin’in Kuzeyi’nde yer alan Scarauso-yol’da yapılan kazılarda, Çin Türk ilişkilerinin geçmişini aydınlatan önemli bulgular bulundu. ‘Geç Yontma Taş’ dönemine ait bulgular; Scarauso-yol’da kullanılan taş aletlere dayalı ilkel üretim (chopping-tool sanayi) ile Orta-Asya Gobi mikrolitik kültür (tarih öncesi alet kültürü) arasında, ortak özelliklere dayanan bir geçiş döneminin yaşandığını ortaya çıkarıyordu. Aynı tür...
Metin Aydoğan
… 10 Ağustos’daki Conkbayırı çatışmalarının en önemli anında, göğsünden vuruldu. Durumu gören yanındaki Yarbay Servet’e (Yurdatapan) susmasını işaret etti ve bir şey olmamış gibi davrandı. Mermi parçası, üst cebindeki saate denk gelmiş ve kendi söylemiyle, “büyükçe bir kan çukuru bırakmaktan” başka bir zarar vermemişti. Parçalanmış saati, aynı akşam, karargahta karşılaştığı Ordu Komutanı Liman von...
Metin Aydoğan
Osmanlı yönetimine karşı ilk Kürt ayaklanması, İngilizlerin bölgeye geldikleri yıllarda, 1806’da ortaya çıktı. İngilizler, padişahtan izin alarak yasallık kazandırdıkları Doğu Hint Şirketi’yle bölgeye gelmişlerdi. Şirket; misyoner, mühendis, arkeolog ve antropolog görünümlü casusların görev aldığı bir ihtilal örgütüydü… İngiltere’nin Ortadoğu’daki etkisini arttırarak Hindistan-Mısır arasındaki kara parçasında etkin olmak için çalışmalar yapıyordu. Arap ve Kürt aşiretlerine;...
Metin Aydoğan
… Cumhuriyet Halk Fırkası İkinci Büyük Kongresi (1927), bir tüzük değişikliği yaparak; Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik ve Halkçılık olarak tanımlanan üç anlayışı, partinin temel ilkesi haline getirdi. 1931 Kongre’sinde bunlara; Laiklik, Devletçilik ve Devrimcilik eklendi. Bu altı ilke, 1937’de Anayasaya maddesi haline getirilerek, yalnızca partinin değil, devletin de temel ilkesi oldu… Altıok, yaymaca (propaganda) amacı taşıyan...
Metin Aydoğan
… 1960’lı yılların sonunda, MHP’yi milliyetçilikten İslamcı çizgiye götüren ideologlardan Ahmet Er’in görüşleri, Washington’un Türkiye’ye önerilen politikaların hemen aynısıydı. Ahmet Er; “İslam bir ideoloji değil, bir hayat nizamıdır. Kaynağı İslam ve hak olmayan bir hareket başarıya ulaşamaz. Bizim milli hareketimizin kaynağı ve anlayışı da Kuran ve sünnete dayanmaktadır” diyordu. CIA Ortadoğu Direktörü ve ABD...
Metin Aydoğan
… İngiliz Hükümeti, Musul ve Kerkük bölgesini, Misakı Milli sınırları içinde gören yeni Türk Devleti’ni güç durumda bırakmak için, Doğu ve Güneydoğu’da karışıklıklar çıkarmaya yöneldi. 6 Mart 1921’de başlayan Koçgiri ayaklanması, Yunanlıların Bursa’dan saldırıya geçmelerinden iki hafta önce ortaya çıktı. 7 Ağustos 1924’te başlayan Nasturi ayaklanması, İngiltere’nin Musul sorununun ele alınması için, Milletler Cemiyeti’ne...
Metin Aydoğan
… Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları için; Türk Devrimi ve yarattığı halktan yana düzen demokrasi değil, halkı ezen bir diktatörlüktür. Tekelci büyük sermaye egemenliğine dayanan Batı’daki oligarşik düzen ise demokrasidir. Atatürk dönemindeki siyasi düzen, eğer demokrasi ya da diktatörlük kavramlarıyla açıklanacaksa, açıklamanın herkesin anlayabileceği karşılığı; bu düzenin halk ve ulus güçleri için demokrasi, ulus karşıtları...
Metin Aydoğan
… Avrupa’da, işçilerin sayıları ve bilinç düzeyleri arttıkça örgütlenmeye başladılar. Ancak, bu yöndeki girişimler, 19. yüzyıl boyunca aşırı güç ve yasal engellerle bastırıldı. Sıradan ya da kapsamlı her türlü örgütlü eylem ve hak isteme, şiddetle karşılaştı ve hemen her eylemde kan döküldü… Yaptıkları işin gereği olarak birbirlerine yakınlaşan ve dayanışma duyguları gelişen işçiler giderek...
Metin Aydoğan
Birinci Meclis, ulusal bağımsızlıktan ödün vermeyen, tutsaklığın her türüne karşı çıkan Müdafaa-i Hukuk anlayışının doğal sonucuydu. Ulusun yazgısına yön vererek toplumun her kesimini etkiliyor, güç aldığı halkı tam anlamıyla temsil ediyordu. Bağımsızlık savaşı yürütürken devlet kurmaya girişilmişti ve meşruiyetini ulusal varlığın korunmasından alıyordu. Dünya siyasi tarihinde örneği olmayan, gerçekten demokratik, savaşkan bir yönetim organı,...
Metin Aydoğan
… 23 Nisan 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne katılmak, kişisel çıkar sağlanacak bir uğraş değil, ölümü ve yargılanmayı göze alan ve yalnızca milli varlığı korumayı amaçlayan bir özveri girişimiydi. Bu Meclis, Batı parlamentoları gibi ayrıcalıklı sınıfların çıkarlarını değil, doğrudan halkın ve ulusun haklarını savunuyordu. Milletvekilleri, seçildikleri yörede sayılıp sevilen ve varlıklarını toplumun geleceğine...