Aylık Arşiv:: Aralık 2017

Metin Aydoğan
Türkiye, bugün 1938’in değil, 1919’un koşullarını yaşıyor. Gizli işgale dönüşen dışa bağımlılık, ulusal varlık için kalıcı sorunlar yaratıyor. İktidar sahipleri, ele geçirdikleri devlet gücünü yitirmemek için, her yolu meşru sayan bir tutum içindeler. Halk yoksul ve sahipsiz. Büyük bir bölümü dostu, düşmanı seçemiyor. Gelinen noktanın sorumluluğunu taşıyan çıkar peşindeki politikacılar, ayrıcalıklarını korumak için; tedirginlik...
Metin Aydoğan
… ABD Savunma Bakanı Mc Namara 1967 yılında Temsilciler Meclisi Dış İşler Komitesi’nde şöyle diyordu: “… Ortadoğu, taşıdığı stratejik önem nedeniyle, Birleşik Devletler açısından önemlidir. Bu bölge siyasi, askeri ve ekonomik çıkarlarımızın birleştiği kavşaktır ve Ortadoğu petrolü, Batı için yaşamsal önemdedir”. Ortadoğu’nun Batı için ‘yaşamsal önemde’ olması yeni bir olgu değildi. Önemine bağlı olarak...
Metin Aydoğan
… Batı başkentlerinden yapılan açıklamalar. giderek gözkorkutmaya (tehtide) dönüşüyordu. Almanya Dışişleri Bakanı Hans Dietrich Genscher, Almanya’nın önemli gazetelerinden Süddeutsche Zeitung’a, verdiği demeçte; “Biz Yugoslavya’da yeni bir model oluşturduk, Türkler de Kürtlerle, buna benzer bir model üzerinde anlaşmalıdır” diyordu. Aynı gazete, daha sonra Wolfgang Koydl imzasıyla yayınladığı başyazıda Türkiye hakkında şunları yazmıştı: “On yıl içinde,...
Metin Aydoğan
… IMF Türkiye Masası Şefi Carlo Cottarelli 27 Ağustos 1999’da, Washington’da şu açıklamayı yaptı: “Hükümet’in (57. Ecevit Hükümeti), Sosyal Güvenlik Reformu’nun onaylanması Türkiye ekonomisi için önemli bir adım. Bu reformun, büyük bir deprem felaketinin hemen ardından yapılması, Türk Hükümeti’nin bize verdiği taahhütler doğrultusunda, reform sürecine devam ettiğini gösteriyor”… Cottarelli bu açıklamayla, uygulamaları kendilerinin yaptırdığını...
Metin Aydoğan
… Küreselleşme uygulamaları arttıkça yasadışı kitlesel göçler yayıldı. Yoksul yörelerde, kendini ve ailesini besleyemeyen milyonlarca insan; doğduğu topraklardan, yerleşik alışkanlıklarından ve kimliklerinden koparak dünyanın her yerine dağıldı/dağılıyor. Yüzyıl başında, yoksul Avrupalılar Amerika’ya; yüzyıl ortalarında, Kuzey Afrikalılar ve Ortadoğulular Batı Avrupa’ya göç etti. Şimdi ise dünyanın her yerinden varsıl ülkelere doğru küresel bir göç yaşanıyor....
Metin Aydoğan
… Serbest piyasa ekonomisi günün modası. Azgelişmiş ülke insanlarına; sürekli olarak, yaşadıkları sorunların kaynağının ülkelerinin serbest piyasa ekonomisine zamanında ve yeterince geçememiş olması gösteriliyor. Toplumcu anlayışın bırakılması, kapıların dış dünyaya açılması, kamu mallarının satılması, korumacılığa son verilmesi vb., ayakta kalmanın tek yolu olduğu söyleniyor. Oysa, gelişmiş ülkeler bunları kendi ülkelerinde uygulamıyor. Gümrük vergilerini kaldırıyor...
Metin Aydoğan
… Ekonomik ve politik gerilimlerin, çatışma ve savaşların, baskı ve sömürünün, yoksulluğun, bozulan doğal çevrenin; insanlar üzerinde baskı oluşturduğu bir dönem yaşanıyor. Endüstriyel egemenlik ve politik nüfus alanları için çatışma, hala dünyanın biçimlenmesini belirleyen kritik sorun durumunda. Tarih sanki yeniden yaşanıyor. 20. Yüzyıl başlarken yaşanan sorunlarla günümüz sorunları arasında temel bir ayrım görülmüyor. Yalnızca...
Metin Aydoğan
… Ankara İstiklâl Mahkemesi, elli sanıktan; dördüne ölüm, dokuzuna onar yıl hapis cezası verdi; otuz yedi sanığı suçsuz buldu. Ölüm cezası verilenler; İttihatçı gizli örgütün önderleri, Eski Maliye Nazırı Cavit Bey, Eski İaşe Nazırı Kara Kemal, Artvin Milletvekili Hilmi Bey ve İttihat ve Terakki’nin Yazmanı Nail Bey’di… Cezaların uygulanmaması için, Avrupa’da baskı düzeyine ulaşan...
Metin Aydoğan
… Suikastçıların başında; genç bir deniz teğmeni olan Rize Milletvekili Ziya Hurşit, emekli Jandarma Yüzbaşısı, İttihatçı Sarı Edip Efe ile İttihat ve Terakki Merkez Yönetim Kurulu Üyesi ve eski Maarif Vekili, İzmit Milletvekili Şükrü Bey vardı. Yakınında bulunmuş bu kişileri tanıyordu ve bulundukları yere gelmeleri için onlara yardım etmişti. Ziya Hurşit’i, yaşı küçük olmasına...
Metin Aydoğan
… Saltanatın kaldırıldığı 1922 yılından beri, gerçekleştirilen hemen her yeniliğe karşı çıkmış olan karşıtçılar cephesi, onunla meşru sınırlar içinde baş edemeyeceğini anlamıştı. Devrim atılımları uygulanıp halka mal oldukça o güçleniyor, karşıtları güç yitiriyordu. Çok yakında, hiçbir şey yapamaz duruma düşecekleri için, zaman yitirmeden ve hangi biçimde olursa olsun durdurulmalı, kurmakta olduğu yeni düzen, daha...