Aylık Arşiv:: Kasım 2017

Metin Aydoğan
… Özelleştirme yanlılarının savlarına karşın, Türkiye’de KİT’ler şaşılacak bir biçimde kâr ediyordu. Hazineye yük olmaları bir yana, elde ettikleri kazanç, ödedikleri vergiler ve yüklendikleri “görev zararlarıyla” (zararı bilinerek yapılan kamusal harcamalar) devlet gelirlerine önemli katkı sağlıyordu. Bu gerçeği hiçbir bilanço oyunu örtemiyordu. Hazine Müsteşarlığı’nın verilerine göre, KİT’ler 1998 yılında 10 katrilyon 559 trilyon lira...
Metin Aydoğan
… Azgelişmiş ülkelere özelleştirme politikaları dayatan gelişmiş ülkeler, kendi ülkelerinde söylediklerinin tersi uygulamalar yapıyor. Ekonomik alanda, dünyaya en geniş biçimiyle serbest piyasa ilişkileri öneriyorlar ama kendi ülkelerinde geniş kapsamlı karışmacı (müdahaleci) izlenceler uyguluyorlar. Azgelişmiş ülkelere, devletin küçültülmesini önerirken, kendi devletlerini sürekli büyütüyorlar… En gelişmiş 11 OECD ülkesinde, 1960 yılında yüzde 28 olan kamu giderlerinin...
Metin Aydoğan
… DYP Genel Başkanı ve 50. DYP-CHP Hükümetinin Başbakanı Tansu Çiller; 1994 yılında özelleştirme konusunda şunları söyledi: “Türkiye’de KİT’ler her dört günde bir trilyon lira zarar etmektedir. Bu kurumları yıkmak zorundayız. Eğitimin önünü açmak için, daha iyi sağlık hizmeti sunmak için buna mecburuz. Türkiye’de herşey devletin egemenliği altında. Kendi bölgesinde son sosyalist devleti yıkacağız....
Metin Aydoğan
… Günümüz dünyasında endüstriyel üretimi düşük, ekonomik ve mali yapılanması yetersiz gelişmekte olan ülkelerde, devletin ekonomik gücünü büyük oranda Kamu İktisadi Kuruluşları (KİT) oluşturur. KİT sorunu, esas olarak bir azgelişmiş ülke sorunudur. Dünyanın her yerinin her yönden paylaşıldığı bir dünyada azgelişmiş bir ülkenin; yaşam biçimine, ulusal varlığına ve geleceğine sahip çıkabilmesinin tek yolu, en...
Metin Aydoğan
Yabancılara ayrıcalık tanıma, Anadolu Selçuklularına dek giden eski bir öyküdür. Ekonomi başta olmak üzere, hukuk ve siyaset alanında verilen imtiyazlar; verildikçe bağlanan bağlandıkça verilen ödünler halinde yüzlerce yıl sürdü. Kolaycılıkla öngörüsüzlüğün iç içe geçtiği bu uygulamalar, Selçuklulardan sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun da yıkımını hazırlayan koşulları oluşturdu. Yabancılara, devletin güçlü olduğu dönemlerde bile, ekonomik yaşama, bağlı...
Metin Aydoğan
… Mustafa Kemal, Manastır İdadisi’ne girdiğinde, daha 15 yaşındayken; ülkesine karşı duyduğu sorumluluğu taşıyabilmek ve amacına ulaşabilmek için, iyi bir eğitime sahip olmak gerektiğini kavramıştı. Ancak, geleceğe yönelik amaçlarıyla, okulda verilen eğitim arasında, kapatılması güç bir düzey farkı vardı. Dünyadaki gelişmeleri, düşünce akımlarını öğrenmek, her konuda bilgili olmak istiyordu. Ancak, o dönem okullarında; bilgi...
Metin Aydoğan
… Mekke Şerifi Hüseyin, 10 Haziran 1916’da, savaşın en yoğun olduğu bir evrede Türk Ordusu’na karşı ayaklandı ve İngiliz desteğiyle Mekke’nin bağımsızlığını ilan etti; Lawrence’in yol göstericiliğinde Hicaz ve Güney Suriye’deki Osmanlı birliklerine baskınlar düzenledi. Mekke’yi ele geçirdiğinde, hastanedeki yaralı ve hastalara dek tüm Türk askerlerini öldürttü… Medine’yi savunan Türk birliği hiçbir yardım almadan,...
Metin Aydoğan
… Türk Ordusu, 1914’de başlayan Birinci Dünya Savaşı’nda; Çanakkale’den Hicaz’a (Arabistan’ın Batısı), Kafkasya’dan Basra’ya dek geniş bir coğrafyada çok ağır bir savaşa girişti. Dar bütçe ve yetersiz donanımla girilen ve yükünü Anadolu’daki 12 milyonluk Türk nüfusun yüklendiği bu savaşta, dünyanın en büyük askeri güçleri olan İngiltere, Fransa ve Rusya’yla savaştı… Teknolojiden çok; insan gücüne,...
Metin Aydoğan
… Son dönemde Türkiye’de, tutkulu bir Arap hayranlığıyla Suudilerin peşinde dolaşılıyor; onlara huşu içindeki müminler gibi mistik bir saygıyla bakılıyor. Milyonlarca Arap ülkeye sokuluyor. Oysa Araplar, özellikle de Suudi sülalesi, bugün yüceltilmeye çalışılan Osmanlı Devleti’ni arkadan hançerlemiş, ona büyük zarar vermişti. 1806’da, Emir Muhammed Suud, Osmanlı birliklerinin hiç ummadığı bir anda Mekke’ye saldırmış ve...
Metin Aydoğan
… Anadolu Selçukluları döneminde gelişen ve tüm meslek dallarını kapsayan Ahî örgütleri, eski Türklerde meslek ahlakına verilen önemin göstergeleridir. Soyluluk, cömertlik, yiğitlik (fütüvvet) geleneğine dayanan Ahî örgütleri; sevgiyi, barışı ve dürüstlüğü temsil eder, çırak ve kalfalar bu yönde eğitilirdi. Gündüz çalışma bittikten sonra kazanç Ahî Baba’ya getirilirdi. Çoğu kez dergahta birlikte yaşanır, birlikte yemek...