Aylık Arşiv:: Ekim 2017

Metin Aydoğan
… Kurtuluş Savaşı’nın tüm yükünü, yoksulluk içindeki Türk halkı çekti. Ankara Müftüsü Rıfat Efendi ve Anadolu müftüleri savaşa destek verip bu yurtsever göreve katıldı. Mustafa Kemal, The Chicago Daily Chronicle gazetesi muhabiri Paul Williams’a 1920’de şunları söylüyordu: “Anadolu’daki bu hareket, bir halk hareketidir; halkın desteği olmasa bu hareket ölür. Biz Türk halkının desteğinden başka...
Metin Aydoğan
… 20.Yüzyıl’a girilirken, sömürgeler için kıran kırana bir mücadele vardı. Amaca yönelik başarı için her türlü girişim yapılıyor; tutucu alışkanlıklardan, inanç ayrımlarından ve yerel özelliklerden yararlanılıyordu. Sömürgeci egemenliğin kapsamını, toplumsal geriliğin düzeyi belirliyordu. Kabileler, cemaat toplulukları ve despotik yönetimli geri kalmış ülkeler, kimi zaman askeri eyleme bile gerek duyulmadan, kolayca etki altına alınıyordu. Ancak,...
Metin Aydoğan
… Siyasi partiler, kitleleri örgütleyen ve onları doğrudan yönetime yönelten örgütlerdir. Bu nedenle, yönetimi elinde bulunduranlar; denetimleri altına alamadıkları partileri, gizli ya da açık engelleme eğilimi içindedirler. Yalnızca bugüne yönelik bir uygulama olmayan bu tutum, yaygın ve anlaşılır bir davranıştır. Bu tutum, yönetimi ele geçirme ve onu elde tutmanın tarih kadar eski bir yöntemidir....
Metin Aydoğan
… Siyasi partilerde, katılımcılığın ve merkezciliğin üst düzeydeki bileşimi olan demokratik merkeziyetçi işleyiş, parti çalışmalarını başarıya götüren tek yoldur. Demokratik işleyiş, üyeler arasındaki dayanışmayı ve kitlelere ulaşmayı; merkeziyetçilik, disiplin ve eylem yeteneğini sağlar… Demokratik tartışma ve merkeziyetçi disiplin birbirini yadsıyan değil tamamlayan ögelerdir. Disiplin adına özgür tartışmayı yasaklayan ya da yeterince uygulamayan partiler, güç...
Metin Aydoğan
… Azgelişmiş ülkelerde, etkisiz ve güçsüz çok sayıda parti ortaya çıkarken, gelişmiş ülkelerde bu konuda önemsenecek bir değişim görülmemektedir. Gelişmişlerde, düzenle bütünleşmiş iki ya da üç parti, varlığını yüzyıl öncesi konumlarının hemen aynısıyla sürdürmektedir. ABD’nin Demokrat ve Cumhuriyetçi, İngiltere’nin Muhafazakar ve İşçi, Almanya’nın Hıristiyan ve Sosyal Demokrat, Fransa’da (son yıllarda sayısı artsa da) Cumhuriyet...
Metin Aydoğan
… Halk Fırkası Tüzüğü, egemenlik hakkını sözden çıkarıp halka eylemsel olarak kazandırmak ve siyasi katılımcılığı geliştirmek için; Fırka örgütlerinin ‘köylere dek yayılmasını’ ve ‘köylülerin devlet siyasetine dolaysız katılmasını’ öngörüyordu. Batı demokrasilerinin hiçbirinde olmayan yüksek düzeyli bu katılımcı anlayış, ‘köy parti kongrelerini’ Halk Fırkası’nın temeli sayıyor, ‘hükümet işlerine ve devlet siyasetine ait herhangi bir işte,...
Metin Aydoğan
1923 yılında; Cumhuriyetin tarihsel evrimini, evrensel boyutunu ve gerçek niteliğini kavramış, aydın zümre yok gibidir. O güne dek, Türkiye’de, cumhuriyetçilik adına, bir düşünce akımı gelişmemiş, herhangi bir örgütlü eylem gerçekleştirilmemişti. Cumhuriyet sözcüğü, aynı şapka gibi, 19.yüzyıldan beri sövgü ve aşağılama tanımı olarak kullanılıyordu; tutuculuk dilinde karşılığı gavurluktu. Mustafa Kemal, Cumhuriyeti ilan ederken yenileşmenin örgütlü...
Metin Aydoğan
… Yurt gezilerinde saptadığı halk eğilimlerinden, aydın ve uzman görüşlerinden ve İzmir İktisat Kongresi kararlarından yararlanarak; kurulacak partinin programı için bir ön taslak oluşturan bir bildiri hazırladı. Bu bildiriye, Dokuz İlke (Umde) adını verdi… Dokuz İlke’nin giriş bölümünde, ‘ülkeyi ve ulusu parçalayarak yıkılma felaketinden kurtaran’ Büyük Millet Meclisi’nin, ‘ulusal egemenlik esasına dayanan bir halk...
Metin Aydoğan
Parti önderleri, ülke ve dünya koşullarını temelden kavramış, halkını tanıyan, savaşım ve örgütlenme yeteneği yüksek, en ileri unsurlardır. Kolay ve bol olarak yetişmezler. Onlar, doğal yeteneklerini örgütlü savaşımın eylemi içinde geliştirerek; güçlü bir istenç (irade) sağlamlığına, yüksek bilince ve sarsılmaz bir inanca yükselmiş insanlar olmalıdır. Halkın sorunlarını ve ülkenin koşullarını bilmelidirler. Parti başkanının gerçek...
Metin Aydoğan
… Kuracağı partiye yani ‘Siyasi Savaş Makinesı’ olarak gördüğü Halk Fıkrası’na temel olacak örgütsel yapı, Anadolu’da hazırdı. Bu yapı, Kurtuluş Savaşı’nın ağır koşullarında, silahlı mücadele içinde olgunlaşmış özverili üyelere sahip Müdafaa-i Hukuk örgütleriydi. Ülkenin her yerini saran bu örgütler, işgalcileri ülkeden sürüp çıkaran ve Türkiye’yi zafere götüren mücadelenin, halk ayağını oluşturmuştu. Örgüt hala diriydi...