Aylık Arşiv:: Ağustos 2017

Metin Aydoğan
…Atatürk’ün sınıf arkadaşı Salih Bozok, Selanik’in yitirilmesine (1913) neden olan koşullar için anılarında şunları yazar: “1909-1910 yıllarında Selanik’te benzerlerinden üstün bir yaşam ve canlılık hüküm sürüyordu. Meşrutiyet’i izleyen o günlerde Selanik’i yad ellere bırakmak hiçbir Türk vatanseverinin hayaline sığacak şey değildi. Bu aldanış, bir gaflet eseri miydi, yoksa yaşam ve politikanın gereklerini bilmemekten mi...
Metin Aydoğan
…Milli Birlik Üyesi Kurmay Albay (E) Haydar Tunçkanat 1965 yılında bir CIA Raporunu açıkladı. Rapor, Adalet Partisi (AP) yönetimi için ‘biz’ diye söz eden ve yüksek düzeyde politikacı izlenimini veren yerli bir CIA ajanı tarafından hazırlanmıştı. Kod adı E.M. olan CIA yetkilisi, raporu Türkiye CIA şefi Albay Dickson’a sunuyor ve M.P kodunu taşıyan Türk...
Metin Aydoğan
…Kuracağı partiye yani ‘Siyasi Savaş Makinesı’ olarak gördüğü Halk Fıkrası’na temel olacak örgütsel yapı, Anadolu’da hazırdı. Bu yapı, Kurtuluş Savaşı’nın ağır koşullarında, silahlı mücadele içinde olgunlaşmış özverili üyelere sahip Müdafaa-i Hukuk örgütleriydi. Ülkenin her yerini saran bu örgütler, işgalcileri ülkeden sürüp çıkaran ve Türkiye’yi zafere götüren mücadelenin, halk ayağını oluşturmuştu. Örgüt hala diriydi ve...
Metin Aydoğan
30 Ağustos Zaferi’nden bir gün sonra 1 Eylül’de; orduya, Akdeniz’i ilk hedef gösteren ünlü bildirisini yayınladı. Subay ve erlerine duyduğu sevgi ve güveni yansıtan bu bildiride ordusuna; “zalim ve mağrur bir ordunun asli unsurlarını, inanılamayacak kadar kısa bir zamanda yok ettiniz. Büyük ve soylu milletimizin fedakârlıklarına layık olduğunuzu kanıtlıyorsunuz. Sahibimiz olan büyük Türk milleti,...
Metin Aydoğan
…Hakimiyeti Milliye ve Yeni Gün gazeteleri, 7 Aralık 1922’de, Mustafa Kemal’in bir açıklamasını yayımladı. Açıklamada; “halktan gördüğüm sevgi ve güvene layık olabilmek için sıradan bir yurttaş olarak, yaşantım boyunca sürdürmek ve ülke yararına adamak amacıyla, halkçılık temelinde ve Halk Fırkası adıyla bir parti kurmak istiyorum” deniyordu. Bu açıklamadan hemen sonra, uzun yurt gezilerine çıktı....
Metin Aydoğan
…Ankara’nın Samanpazarı semtinde demirciler, bahçe korkulukları, sabanlar ve ele geçirdikleri her çeşit hurda demirden süngü yapan imalatçılar haline geldiler. Kadın ve çocuklar, bulunabilen “soğuk ve bakımsız barakalarda”; fişek doldurmakta, sargı bezi hazırlamakta, iç çamaşırı ya da çarık dikmektedir. Üretilen mallar, yiyecekler ve değişik biçimde elde edilen silahlar, yine kadın, çocuk, hatta yaşlılarla ve deve...
Metin Aydoğan
… Halkın kültürel gereksinimlerini karşılamak için, 1932’de Halkevleri kuruldu ve hızlı bir biçimde, ülke düzeyinde örgütlendi. Dil ve Edebiyat, Güzel Sanatlar, Tiyatro, Spor, Sosyal Yardım, Halk Dersane ve Kursları, Kütüphanecilik ve Yayın, Köycülük, Tarih ve Müze olarak dokuz çalışma kolu vardı. Önce 14 ilde açılan Halkevi şube sayısı, 1939’da 373’e, 1946’da 478’e çıktı; aynı...
Metin Aydoğan
…Eğitim ve öğretmenlere verdiği önemi gösteren en anlamlı konuşmayı, İzmir’in kurtuluşundan 1,5 ay sonra, 27 Ekim 1922’de Bursa’da, İstanbul’dan gelen kalabalık bir öğretmen topluluğu önünde yaptı ve şunları söyledi: “İstanbul’dan geliyorsunuz. Hoş geldiniz. İstanbul’daki aydınlık ocaklarının temsilcileri olan yüce topluluğunuz karşısında, duyduğum kıvanç sonsuzdur… Şu anda, en içten duygularımı izninizle söyleyeyim. İsterdim ki, çocuk...
Metin Aydoğan
25 Ağustos akşamı, Anadolu’nun dış dünyayla haberleşmesini tümüyle kesti. Karargahını Şuhut yakınlarındaki dağlık bölgeye, oradan Kocatepe arkasındaki bir tepeye taşıdı. 26 Ağustos sabahı, gün doğumuna bir saat kala, savaşı yöneteceği Kocatepe’ye geldi. ‘Düşüncelerine gömülmüş, konuşmuyordu. Durmadan Doğu’ya, güneşin doğacağı ufka bakıyordu. Orada kızıl pırıltı belirip, Anadolu yaylasına güneş doğarken birden, gürüldeyen bir gök gibi,...
Metin Aydoğan
…Türkler’in, Avrupalı kavimler üzerinde kurduğu üstünlük, İlk Çağ’a dek giden eski bir öyküdür. Milâttan sonra 5.yüzyılda, Avrupa’yı boydan boya geçip Atlas Okyanusu’na uzanan Hun akıncılar, Avrupalıları haraca bağlamış, bulundukları yerlerde kesin bir egemenlik kurarak, Batı ve Doğu İmparatorluklarına güçlerini kabul ettirmişti. Avrupalılar’ın Tanrının Kılıcı adını verdiği Attila (400-453) İtalya’ya girmiş, ölümsüz ülke diye tanımlanan...