Aylık Arşiv:: Nisan 2017

Metin Aydoğan
Kabile ekonomisi, yeni-Osmanlıcılık, eyaletçilik, yerel yönetimcilik gibi tanımlamalarla dile getirilen; devletsiz ve örgütsüz cemaat toplumları, uluslararası şirketler için en uygun pazar tipidir. Din, dil, yerel kültür, mezhep ve etnik köken gibi eskiye dayanan toplumsal oluşumlar, bu tür pazarların yaratılmasının dayanak noktalarıdır. Budayanaklar, ulus-devletin yerine geçirilmek istenen ‘yeni’ toplum biçiminin yaratılmasında, gelişmiş ülkelere neredeyse hazır...
Metin Aydoğan
Birinci Meclis, ulusal bağımsızlıktan ödün vermeyen, tutsaklığın her türüne karşı çıkan Müdafaa-i Hukuk anlayışının doğal sonucuydu. Ulusun yazgısına yön vererek toplumun her kesimini etkiliyor, güç aldığı halkı tam anlamıyla temsil ediyordu. Bağımsızlık savaşı yürütürken devlet kurmaya girişilmişti ve meşruiyetini ulusal varlığın korunmasından alıyordu. Dünya siyasi tarihinde örneği olmayan, gerçekten demokratik, savaşkan bir yönetim organı,...
Metin Aydoğan
4, 18 ve 19 Mart’ta yayınladığım yazılarla arkadaşlarımı, 16 Nisan’da yapılacak referandumda HAYIR için çalışmaya çağırmıştım. Referandum yapıldı ve bildiğiniz olaylar yaşandı. Aldığım iletilerden, arkadaşlarımın büyük bir üzüntü içinde olduğu görülüyor. Benzer duyguları ben de taşıyorum. Üzüntüyü arttıran ana sorun, referandum sonucunun EVET olarak açıklanmasından çok, yasa tanımazlığın resmi tutum haline gelmesidir. Halk iradesinin...
Metin Aydoğan
  Köy Enstitüleri, 17 Nisan 1940’ta kuruldu. Değişik ülkelerin eğitim sistemleri içinde, Köy Enstitüleri kadar üzerinde çalışma ve tartışma yapılan bir başka eğitim kurumu çok azdır. Bu okullar, ulusal ya da uluslararası araştırmalara konu oldular; dünya eğitbilim ansiklopedilerine girdiler, dünyanın birçok ülkesinde örnek alındılar. Kapatılmalarının üzerinden 63 yıl geçti ama Köy Enstitüleri hâlâ tartışılıyor....
Metin Aydoğan
“Millet vicdanına dayanan ve yüce meclisinizde toplanan yüksek milli irade, saygıdeğer kurulunuza meşruiyet ve yasallık kazandırmıştır… Yüce meclisiniz, milletin yargısına karar vermenin sorumluluğunu, yalnızca yasa yapma ve yasa koyma ile görevli olarak değil, milletin yazgısıyla doğrudan uğraşarak taşıyacaktır… Ülkemizin şimdiye kadar geçirdiği bunalımlara, felaketlere; kimi zaman Avrupa’yı taklit etmek, kimi devlet işlerinin yönetimini kişisel...
Metin Aydoğan
Birinci Meclis, ulusal bağımsızlıktan ödün vermeyen, tutsaklığın her türüne karşı çıkan Müdafaa-i Hukuk anlayışının doğal sonucuydu. Ulusun yazgısına yön vererek toplumun her kesimini etkiliyor, güç aldığı halkı tam anlamıyla temsil ediyordu. Bağımsızlık savaşı yürütürken devlet kurmaya girişilmişti ve meşruiyetini ulusal varlığın korunmasından alıyordu. Dünya siyasi tarihinde örneği olmayan, gerçekten demokratik, savaşkan bir yönetim organı,...
Metin Aydoğan
Özgürlüğe yönelik adalet duygusunun, topluma egemen kılınarak devlet politikası haline getirilmesi, Türk yönetim biçiminin temel özelliğidir. Bu İslamiyetten önce de böyleydi, sonra da böyledir. Türkler, devleti başından beri, içe dönük baskı aracı olarak değil; toplumun tümünü temsil eden ve dışa karşı kullanılan bir güç haline getirdi. Bu tutum, onlara katılımcı, eşitlikçi ve özgürlükçü yönetim...
Metin Aydoğan
Azgelişmiş ülkelerde, yolsuzluk çamuruna bulaşmamış, karanlık ve karışık ilişkilere girmemiş hükümet yetkilisi ve üst düzey yönetici aramak, dünyada saf ırk aramak gibidir. Ele geçirilen yönetim yetkisi, ülke ve halkın haklarını korumak için alınan sorumluluklar değil, artık para ve yönetme hırsının tatmin araçlarıdır. Üçüncü bir sektör haline gelen bu ilişkiler, yazılı olmayan özel ‘yasalara’ sahiptir...
Metin Aydoğan
Suriye ve Ortadoğu, ABD ve Rusya için önemlidir. Ortadoğu’nun petrol ve doğalgazına bağımlı olan Avrupa Birliği ve Çin için de önemlidir. O nedenle Suriye’deki çatışmayı, bloklar arası çatışma olarak görmek gerekir. Ortadoğu’daki egemenlik yarışı, kalıcı bir çatışmayı barındırmaktadır. Suriye, tarihte olduğu gibi bugün de ve Anadolu’yla birlikte; Doğu-Batı arasındaki “altın köprü”dür. Amerikalılar bu nedenle,...
Metin Aydoğan
Kerkük’ü “Kürdistan”a bağlama hazırlığındaki Mesud Barzani, 27 Şubat’ta Türkiye’ye geldi ve devlet temsilcisi gibi karşılandı. Göndere Kürdistan bayrağı çekildi. Karşılama biçiminden duygulanan ve Türkiye’de ilk kez Kürdistan bayrağıyla karşılandığını söyleyen Barzani, ülke ayırımı yapmadan Kürtlerin tümünü kast ederek; “Kürdistan Bayrağı asıldığında her Kürt hangi duyguyu yaşadıysa bende aynı duyguyu yaşadım” dedi. Bu söze hükümetten...