Aylık Arşiv:: Ocak 2017

Metin Aydoğan
Eşitliğin ve adalet duygusunun topluma egemen kılınması, bunun devlet politikası haline getirilmesi ve yönetim erkinin kurumlar arasında paylaşılması, Türk yönetim geleneğinin temel özelliğidir. Yönetim biçimine yön veren töre; toplumda kabul gören sosyal birikimler ve gereksinimlere yanıt veren yeniliğe açık geleneklerdi. Töreyi güncelleştiren ve onun uygulama koşullarını belirleyen buyruklar, halkın katıldığı toplantılarda kabul edilirdi. Bu...
Metin Aydoğan
  İngiltere’de, ilerde partileşmeye gidecek ilk siyasi kümeleşmeler, 19.yüzyıl başlarında ortaya çıktı. Kurulu düzenin kral yetkesine (otoritesine) bağlı kalmasını isteyenlerle (Tory’ler), seçilmiş kurullar aracılığıyla yönetimde pay almak isteyenler (Whig’ler), kendi aralarında örgütlenmeye başladılar. Tory ya da Whig temsilcilerin oluşturduğu parlamentoyu halk seçmiyordu. Oy verme hakkı, yüksek gelirlilerle sınırlıydı. Ayrıca, oy verebilenler, varsıllık düzeyine bağlı...
Metin Aydoğan
Türkiye’de bugün yaygın ve yoğun bir kimliksizleşme yaşanıyor. Yetki ve güç sahipleri, varsıl işbirlikçiler, sanatçı görünümlü çıkarcılar; aynı yerden buyruk almışçasına, ülkeyi ayakta tutan değerlere sınır tanımaksızın saldırıyor. Bu tutum, kalıcılığı olan politik işleyiş durumuna getiriliyor. Yozlaşma ve yabancılaşmanın geçerliliği olan bir istem durumuna getirilmesinin kuşkusuz bir nedeni vardır. Yaşananlar, tarihte kayıtlı süreçler toplamı...
Metin Aydoğan
Anayasa değişikliğine oy veren milletvekilleri, TBMM’nin yetkilerini denetimsiz olarak partili bir başkana veriyor. Bunu yaparken, içinde bulundukları Meclis’i olduğu kadar partilerini de işlevsiz kılıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Gazi Meclis, “partili başkanın” isteklerini yerine getiren basit bir aracı; iktidar partisi ise buyrukları uygulayan bir tür şirket haline geliyor. Türk yönetim geleneklerine ters bu durum, küreselleşmeci...
Metin Aydoğan
Almanya’da 19.yüzyıl sonlarına dek siyasi parti yoktu ancak örgütlenmeyi bekleyen pek çok düşünce akımı ve görüş vardı. Köklerinin Alman tarihinde olduğunu ileri süren muhafazakarlar ve liberaller, geleceğe egemen olacağını açıklayan sosyal demokratlar; kentsoyluların, çiftçilerin, tarım emekçilerinin ya da işçilerin derneklerini partiye dönüştürmenin çabası içindeydiler. Bu çaba, o dönem Almanya’sının, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki...
Metin Aydoğan
Selçuklular’ın Orta Asya’dan alıp İslam hukukuyla birleştirerek geliştirdiği ve daha sonra Osmanlılara devrettiği toprak düzeni özgündür ve sürekli gelişen bir bütünlüğe sahiptir. Bu iki devlet geliştirdiği toprak düzeniyle, Orta Çağ toplumlarının tümünün temelini oluşturan toprak sorununu, çağdaşlarından çok daha ileri biçimde çözdüler, onlara örnek oldular. Kurdukları devlet ve bu devletin dayandığı ekonomik-siyasi düzen, Orta...
Metin Aydoğan
Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım, 14 Ocak 1923 günü öldü. 13 gün sonra 27 Ocak’ta İzmir’e gelen Mustafa Kemal, annesinin mezarı başında, bugün herkesin ders alması gereken bir konuşma yaptı ve şunları söyledi: “Annemin ruhuna ve bütün ecdat ruhlarına sözvermiş olduğum vicdan yeminini tekrar edeyim. Annemin kabri önünde ve Allah’ın huzurunda yemin ediyorum. Bu kadar...
Metin Aydoğan
Küreselleşme, tekelci şirket egemenliğidir. Gelişmiş ülkelerde, tekelci büyük şirketler, özellikle mali sermaye şirketleri, yalnızca ekonomiye değil; siyasetin temel gücü olan devlet örgütlerine de egemen olmuştur. Bu nedenle gelişmiş ülkelerdeki devlet etkinliğinin belirgin özelliği, şirket istem ve gereksinimlerine göre yürütülmesidir. Rockefeller 1950’li yıllarda Başkan Eisenhower’a gönderdiği mektupta şunları yazıyordu: “Standart Oil için iyi olan Birleşik...
Metin Aydoğan
Rusya’yla ilişkilerin niteliğini ve gelecekte alacağı biçimi görmek için; Batı’nın Ortadoğu’ya yönelişini, kısa ve uzun erimli hedeflerini; Türkiye’nin konumunu ve Rusya’nın amacını bilmek, bunları birlikte değerlendirmek gerekir. Bu yapıldığında gerçek durum kolayca görülecek ve geleceğe yönelik bulanık görüntü netlik kazanacaktır. Türkiye, Batı ve Rusya arasındaki ilişkilerde, yapısal karşıtlıklar vardır ve bu ilişkiler köklü dönüşümler...
Metin Aydoğan
Türkiye’de, ulusçuluğu yadsıyan ümmetçilik ya da ulusçuluğu ümmetçilikle kaynaştırmağa çalışan siyasi girişimler, çok yönlü ve yaygın bir girişim olarak, yeni bir aşamaya gelmiştir. Ümmetçiler ve Türk-İslam Sentezciler, Batıcılıkla kolayca uyuşmaktadır. Uyuşmanın temelinde, Amerikalıların Ilımlı İslam adını verdiği, ulusçuluğu ümmetçilik içinde eritmeyi amaçlayan ve azgelişmiş ülkelere yönelen küresel politikalar vardır. Kavramlar üzerinde, yaşanmakta olan yozlaşma...