Aylık Arşiv:: Aralık 2016

Metin Aydoğan
Türkiye, bugün 1938’in değil, 1919’un koşullarını yaşıyor. Gizli işgal’e dönüşen dışa bağımlılık, ulusal varlığı yok etmeye yönelen kalıcı sorunlar yaratıyor. Durumun ayırdına varanlar, henüz yeterince örgütlü değil. Gelinen noktanın sorumluluğunu taşıyan politikacılar, yadsımadıkları bu gerçeği, “küresel çağın zorunlu sonucu” ya da “karşılıklı bağımlılığın kaçınılmazlığı” olarak meşrulaştırmaya çalışıyor. Yoksullaşan örgütsüz halk, dostu düşmanı seçemiyor. Ekonomik...
Metin Aydoğan
Partilerle siyasi demokrasi arasında, biribirini etkileyip geliştiren ikili bir ilişki vardır. 19.Yüzyıl Avrupa’sında işçiler, siyasi savaşımın araçları olarak parti örgütlenmesini bulup yetkinleştirirken, siyasi demokrasinin sınırlarını da kendilerinden yana genişletmiş oldular. Başlangıçta, emekçilerin partilerde örgütlenmemesi için her türlü baskıyı kullanan egemenler, istemlerine baskıyla ulaşamayacaklarını anlayınca, partileri dolaylı yoldan ele geçirmeye ya da doğrudan kendi partilerini...
Metin Aydoğan
Günümüz dünyasında endüstriyel üretimi düşük, ekonomik ve mali yapılanması yetersiz gelişmekte olan ülkelerde, devletin ekonomik gücünü büyük oranda Kamu İktisadi Kuruluşları (KİT) oluşturur. KİT yatırımlarının artması ve bu yatırımların verimli bir işleyiş içinde geliştirilmesi, azgelişmiş ülkelerin kalkınabilmesi için tek şanstır. Dünyada, devletin ekonomik destek ve katılımı olmadan kalkınabilmiş ülke yoktur. Batı’nın gelişmiş ülkelerinin kalkınması...
Metin Aydoğan
26 Aralık 1925 günü çıkarılan iki yasayla Miladi Takvim’e geçildi ve zaman ölçümü yani saat düzeni yenilendi. Osmanlı döneminde; uzun süre Türk Takvimi’yle, Hicri Kameri takvimi birlikte kullanılmıştı. I.Mahmut döneminde, 1740’da, Hicret tarihinden başlayan, ancak Güneş yılı esasına dayanan ve yılbaşını 1 Mart kabul eden; Rumî, Malî ya da Hicri Şemsi denilen yeni bir...
Metin Aydoğan
Kimi kitapların boyutu küçüktür ve insana eti ne ki budu ne olsun dedirtir. Enderdir ama okuyunca bilgiyle yüklü bir bombayla karşılaşırsınız. Bilinç düzeyi ve aktarımdaki ustalık sıradışıdır. Anlaşılması güç karmaşık sorunlar, yalın ve akıcı bir dille aktarılmıştır. Çok yönlü araştırma, kültürel birikim ve yoğun emek ürünüdür. Kolay okunur. Ender rastlanan bu kitaplar yalnızca yazarının...
Metin Aydoğan
Anayasa sayılacak ilk metin, 23 Aralık 1976’da ilan edilen I.Meşrutiyet’le kabul edildi. 2.Abdülhamid’in Batılılara güven vermek için düzenlediği bu içi boş girişim, kimi tarihçi tarafından mutlak monarşiye karşı atılan demokratik bir adım olarak nitelendirilir. Bu doğru değildir. I.Meşrutiyet, bugünkü anayasa değişikliği gibi, devlet yönetiminin en üstünde olan kişinin istemini yerine getirme girişimidir. Bu girişimi...
Metin Aydoğan
Dünya Bankası’nın kredi işleyişinde görev almış bir kişi olan Amerikalı Ekonomist John Perkins şunları söylüyor; “Kendi arabasını yapamayan ülkeleri borçlandırıp otobanlar yaptırırız. Sonra onlara arabalarımızı satarız. Sonra bankalarını satın alırız. O bankalardan halka ucuz kredi verip daha çok araba almalarını sağlarız”.(×) Bu sözler, Türkiye’de uygulanmakta olan ulaşım politikasını açıklar niteliktedir. Kimi insanlar; köprülere, otoyollara...
Metin Aydoğan
Binlerce yıla dayanan Türk-İran ilişkileri, birbiri içine girerek gelişen bir süreçler toplamıdır. Bu uzun süreç, bugüne dek gelen bütünleşmeler ve kaynaşmalarla dolu, geniş bir tarih dönemini kapsar. Tarihsel olarak Türk-İran ilişkilerinin Türkler için anlamı, bu ilişkilerin genel Türk tarihinin bir parçasını, İranlılar için ise, tarihlerinin neredeyse tümünü kapsamasıdır. Büyük Göçler’in çıkış noktası Orta Asya’ya...
Metin Aydoğan
Dünya tarihinde, Türkler kadar çok ve çeşitli devlet kurmuş bir başka ulusun olmadığı, bugün artık herkesin kabul ettiği bir gerçektir. Her dönemde ve sürekli biçimde, dünyanın çok geniş alanlarına yayılan Türkler, yaşadıkları her yerde; büyük-küçük, etkili-etkisiz, kalıcı-geçici o denli çok ve değişik devlet kurmuşlardır ki, Türk tarihi bir anlamda devlet kurmanın tarihi gibidir. Uzun...
Metin Aydoğan
Orta Asya’dan Kalde’ye, Sümer’den Hindistan’a, Etiler’den Asurlular’a dek birçok kültürden pay alarak gelişen İran uygarlığı; binlerce yılın yarattığı olgunluğa, özgün bir inceliğe ve uyumlu bir bütünlüğe ulaşmıştır. Bu büyük uygarlık içinde; yazın (edebiyat), bilim, bilgelik (felsefe), yontuculuk (heykelcilik), resim, el sanatları, mimarlık ve kent planlaması alanlarında; dönem dönem çağını aşan yapıtlar üretildi. Ancak, İran’ı...