Aylık Arşiv:: Şubat 2016

Metin Aydoğan
  Türkiye’de, ulusçuluğu yadsıyan ümmetçilik ya da ulusçuluğu ümmetçilikle kaynaştırmağa çalışan siyasi girişimler, çok yönlü ve yaygın bir girişim olarak, yeni bir aşamaya gelmiştir. Ümmetçiler ve Türk-İslam Sentezciler, Batıcılıkla kolayca uyuşmaktadır. Uyuşmanın temelinde, Amerikalıların Ilımlı İslam adını verdiği, ulusçuluğu ümmetçilik içinde eritmeyi amaçlayan ve azgelişmiş ülkelere yönelen küresel politikalar vardır. Kavramlar üzerinde, yaşanmakta olan...
Metin Aydoğan
  Son dönemde Türkiye’de, tutkulu bir Arap hayranlığıyla Suudilerin peşinde dolaşılıyor; onlara huşu içindeki müminler gibi mistik bir saygıyla bakılıyor. Oysa Araplar, özellikle de Suudi sülalesi, bugün yüceltilmeye çalışılan Osmanlı Devleti’ni arkadan hançerlemiş, ona büyük zarar vermişti. 1806’da, Emir Muhammed Suud, Osmanlı birliklerinin hiç ummadığı bir anda Mekke’ye saldırmış ve muzaffer bir kumandan görüntüsüyle...
Metin Aydoğan
  Birinci Dünya Savaşı’nda Türk Ordusunun karşılaştığı ihanet, “sinir bozucu” bir acıyı içerir. Bir yandan ileri teknoloji ile donatılmış İngiliz Ordusuy’la savaşılırken, öte yandan bu Ordu’yla bağlantılı Arap çetelerinin saldırılarıyla uğraşıldı. Olanaksızlıklar ve karşılaşılan vahşet, her türlü öngörünün üzerindeydi. Ayrıcalıklı haklarla yüzyıllarca Osmanlı Devleti’nin uyruğu olarak yaşayan Araplar, açıklanması güç bir acımasızlıkla Türk Ordusu’nun...
Metin Aydoğan
  Arap ülkeleri ve yöneticileriyle ilişki kurmak, son dönemde moda oldu. Üst düzey devlet yetkilileri, Arap coğrafyasındaki hemen her olaya ilgi gösteriyor, resmi ya da özel ilişkiler kuruyor; kamuya açıklanmayan görüşmeler yapıyor. Din inancıyla sarmalanmış Arapçılık, Türkiye’de yeniden yayılıyor, yayılma ideolojik düzeyi aşarak günlük yaşamı etkileyen baskı unsuru haline geliyor. Bu olumsuz gelişmenin geçmişten...
Metin Aydoğan
  Cumhuriyet ilan edildiğinde nüfusun yüzde 80’inden çoğu köylüydü. Köylüler kapalı birimler halinde, ürettiğini tüketen ve yoksulluk sınırının altında yaşayan, örgütsüz ve dağınık bir kitle durumundaydı. Ulaşım gelişmemiş, pazar ilişkileri oluşmamıştı. 1927 yılı Sanayi Sayımı’na göre, el sanayi işletmeleri yani tamirhaneler dahil 33085 iş yeri ve bu işyerlerinde çıraklar dahil 76216 işçi vardı. Her...
Metin Aydoğan
kemalist kalkınma 1 resim
“Çin mucizesini” yaratan 1978 yenileşmesinin uyguladığı kalkınma yöntemiyle, Türkiye’de 1923-1938 arasında uygulanan yöntem arasında büyük bir benzerlik vardır. Devletçiliğin belirleyici olduğu, özel girişime yer ve destek veren, yabancı sermayeyi denetleyerek kabul eden, sosyal piyasa ekonomisi ya da karma ekonomi denilen kalkınma yöntemi, Türkiye’de Çin’den yarım yüzyıl önce bulunmuş ve uygulanmıştı.“Türk Tipi Kalkınma” olarak tanımlanan uygulamalar,...
Metin Aydoğan
izmir iktisat kongresi 2 17022016
“… Amacımız odur ki, bu ülkenin insanları ürettikleriyle; tarımın, ticaretin, sanatın, emeğin ve yaşamın temsilcileri olsun. Ve bu ülke, artık yoksul ve kimsesizler ülkesi değil, zenginler ülkesi, zenginlikler ülkesi olsun. Yeni Türkiye’ye çalışkanlar diyarı denilsin. En büyük makam, en büyük hak, çalışkanlara ait olsun… Eğer vatan, kupkuru dağlardan, sert kayalardan, mezralardan, çıplak ovalardan ve...
Metin Aydoğan
izmir iktisat kongresi 16022016
İzmir İktisat Kongresi, Türkiye için önem taşıyan günlerde, 17 Şubat 1923’te toplandı. Lozan’da başlayan barış görüşmeleri, 4 Şubat’ta kesilmiş ve Türk Kurulu yurda dönmüştü. Avrupalılar; kapitülasyonlar, tazminatlar, ekonomik ayrıcalıklar, Boğazlar ve Irak sınır belirlemesi konusunda, kabul edilmez koşullar ileri sürüyor; Türkiye’yi, ekonomik dayanaklarıyla tam bağımsız ve özgür bir ulus devlet olarak kabul etmek istemiyordu....
Metin Aydoğan
  “Şimdi Türkler hızla borçlanmaktadırlar. Ancak yirmibeş yıl sonra Osmanlı toplumunda borçlanmaya karşı muhalif unsurlar ortaya çıkacaktır. İşte o zaman, gerek alacaklarımız ve gerekse bunların faizleri tehlikeye düşecektir. Bu nedenle Osmanlı Devleti’nin maliyesi, ekonomisi ve servetleri üzerindeki çıkarlarımızı koruyabilecek Türk yöneticilere ihtiyacımız olacaktır. Ben, bu ‘yerli misyonerlerin’, bizden ve yapacağımız siyasi baskılardan çok daha...
Metin Aydoğan
  1838 yılında İngiltere’yle imzalanan Serbest Ticaret Antlaşması, günümüzdeki Avrupa Gümrük Birliği Protokolüne; 1839’da başlayan Tanzimat uygulamaları ise, Avrupa Birliği uyum düzenlemelerine denk gelir. Konu incelendiğinde, tarihin yüz yetmiş yedi yıl sonra bu denli yinelenmiş olması çoğu kimseye şaşırtıcı gelecektir. Tarihten ders alınmadığı için, yaşananlar yeniden yaşanmaktadır. Tanzimat Osmanlıyı çökertti, Avrupa Birliği Türkiye’yi yok...