Aylık Arşiv:: Eylül 2015

Metin Aydoğan
Türk edebiyatı; Arapça, Farsça ve bu dillerin Türkçe’yle karışımından oluşan Osmanlıca başta olmak üzere; Doğu ve Batı Türkçesi içindeki birçok Türk lehçesiyle de sayısız yapıt üretmiştir. Üretilen yapıtların niteliğini, sayısını, yayıldığı alanı ve yaptığı etkiyi ortaya koymak için; çok geniş bir araştırmaya ve uzmanlığa gereksinim vardır. Yalnızca Doğu Türkçesiyle üretilen yapıtlar ve yalnızca 150...
Metin Aydoğan
Bu yazıyı; Dil Bayramı nedeniyle yayınladığımız “Uluslaşma Sürecinde Dilin Önemi” yazımızı bütünlemesi amacıyla yayınlıyoruz. Türkçe, Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği süresince, 6 yüzyıl, boşlama (ihmal) ve ilgisizlik nedeniyle, devlet katında “can çekişen” bir dil durumuna gelmişti. Yüksek sınıf, Arapça ve Farsça öğrenip konuşmaktan onur duyuyordu. Farsçaya güzel söz söyleme yolu, Arapçaya Peygamber’in konuştuğu dil olduğu için kutsal gözle bakılıyordu....
Metin Aydoğan
  Birinci Türk Dil Kurultayı 26 Eylül-5 Ekim 1932’de yapıldı. Kurultay’ın başlangıç günü olan 26 Eylül, Türkiye’de Dil Bayramı olarak kutlanmaktadır. Büyük dil atılımını başlatan Kurultay; “Türk dilinin dünya dilleri içindeki yerini saptamış”, “Türkçenin kökeni araştırmış”, “Türk lehçe, şive ve ağızları bilimsel yöntemlerle incelemiştir”. Atatürk, dokuz gün süren kurultayın bütün oturumlarına katılmış, sunulan bildirileri...
Metin Aydoğan
“Bugünkü okullarda yetişen gençlere ülke yönetimi teslim edilemez. Biz, laik okullara karşı imam–hatip okullarını bir seçenek olarak düşünüyoruz. Devletin kilit mevkilerine yerleştireceğimiz kişileri, bu okullarda yetiştireceğiz.”             Cevdet Sunay TC 5.Cumhurbaşkanı Eğitimde Yönetim Devri: İkili Anlaşma Türkiye, 27 Aralık 1949 tarihinde ABD ile “Türkiye ve ABD Hükümetleri Arasında Eğitim Komisyonu Kurulması...
Metin Aydoğan
Dünya nüfusunun üçte ikisinin alış veriş yapacak parası yok, vitrin seyreder durumdalar. Bir milyar insan aç. İki milyar insan yoksulluk sınırı altına yaşıyor. Üçyüz milyon insan gıda yardımı alamazsa yaşayamaz durumda. Sekizyüz milyon insan sağlık hizmetlerinden yararlanamıyor. Dünyada 1,5 milyar kent yoksulu var. Buna karşın dünyanın en varsıl 200 kişisinin toplam serveti, en yoksul...
Metin Aydoğan
TBMM bugün, Kurtuluş Savaşını ve devrimleri yapan meclisten çok başka bir yerdedir. Serbest seçimlerle belirlendiği ve çok partiden oluştuğu söylenen meclisin, halkı ve milli iradeyi temsil ettiği ileri sürülmektedir. Bu doğru değildir. Türkiye’de geçerli olan siyasi dizge, söylendiği gibi çok partili bir düzen değil, gerçekte bir tür tek parti düzenidir. Her partinin adı, genel...
Metin Aydoğan
Türkiye, bugün 1938’in değil, 1919’un koşullarını yaşıyor. Gizli işgal’e dönüşen dışa bağımlılık, ulusal varlığı yok etmeye yönelen kalıcı sorunlar yaratıyor. Durumun ayırdına varanlar, henüz yeterince örgütlü değil. Gelinen noktanın sorumluluğunu taşıyan politikacılar, yadsımadıkları bu gerçeği, “küresel çağın zorunlu sonucu” ya da “karşılıklı bağımlılığın kaçınılmazlığı” olarak meşrulaştırmaya çalışıyor. Yoksullaşan örgütsüz halk, dostu düşmanı seçemiyor. Ekonomik çöküntüyle yaratılan...
Metin Aydoğan
Türk halkı, koşulların ağırlığına ve tüm yoksunluklarına karşın; milli mücadeleyi, kurulmakta olan orduyu ve önder olarak bağlandığı Mustafa Kemal’i tartışmasız destekledi. Elinden geleni değil, ‘elinden gelmeyeni bile!’ veriyordu. Özellikle Sevr’in imzalanmasından sonra ve özellikle köylüler, Anadolu’nun elden çıkmakta olduğunu anlayarak, yaşam dahil herşeyi göze alarak direnişe katıldılar. Malı ya da bedeniyle katılamayanlar, savaşa adeta...
Metin Aydoğan
Mustafa Kemal’in tam bağımsızlığı amaçlayarak ülkeyi işgalden kurtarma girişimi; Adana’da başlattığı, İstanbul’da geliştirdiği ve Samsun’da uygulamaya soktuğu dokuz aylık bir hazırlık döneminden sonra, 19 Mayıs’ta yeni bir aşamaya ulaştı. Mondros Mütarekesi henüz imzalanmamışken, ülkenin işgal edilerek parçalanacağını önceden görmüş, hazırlıklarını buna göre yapmıştı. Ulusun kurtuluşu; halkın örgütlenmesine dayalı silahlı savaşın ve ulusal bağımsızlık kararlılığının,...
Metin Aydoğan
13 Eylül, Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktasını oluşturan Sakarya Zaferi’nin yıldönümüdür. Yoksul bir ulusun, sıradışı yoksunluklar içinde kazandığı bu savaşın, günümüzde ders çıkarılacak birçok yönü vardır. Savaşan askerler üniformasızdır ve paçavraya dönen giysiler içindedir. Yüzde yirmi beşinin ayakları çıplaktır. Silah donanımı eksiktir. Açlığını gidermek için doğadan ot toplayıp yemektedir. Ön safta çarpışan subayların yüzde sekseni,...