Aylık Arşiv:: Haziran 2015

Metin Aydoğan
Devlet biçimi olarak demokrasiden söz edildiğinde “kimler için” sorusuna verilecek yanıt, konu edilen demokrasinin niteliğini ortaya koyar. İnsanlık tüm toplumu kapsayan “genel” bir demokrasiyi henüz yaşamadı. Yaşananların ortak özelliği ise, başka tüm toplumsal kurumlar gibi belirli bir ekonomik yapıya ve bu yapının düzeyine bağlı olan kültürel gelişime bağlı olmasıdır. Tartışmalarda kısaca demokrasi olarak kullanılan kavramı, sanayileşen...
Metin Aydoğan
Doğu İstiklal Mahkemesi, 28 Haziran 1925’de Şeyh Sait Ayaklanması’na katılanlardan 48 kişiye ölüm cezası verdi. Karar bir gün sonra uygulandı ve Şeyh Sait başta olmak üzere 48 kişi asılarak idam edildi. Yazıyı bu nedenle yayınlıyoruz. Hakkâri’de yaşayan Nasturi papazlardan Nastoris tarafından kurulan Nastur tarikatına bağlı Hıristiyanlar, 7 Ağustos 1924’de ayaklandı. Ayaklanma, İngiltere’nin Musul sorununun ele alınması için...
Metin Aydoğan
12 Eylül, yıllarca süren aydın kırımının son ve en yıkıcı aşamasıydı. Yönetimi ele geçirenler, devletin bütün olanaklarını kullanarak yurtsever aydınları ağır bir şiddetle ezdi. Devlet kendi aydınını yok etti. 12 Eylül uygulamalarıyla 650 bin kişi gözaltına alındı ve bunların büyük çoğunluğuna işkence yapıldı. İşkenceler, yalnızca konuşturmak, bilgi sağlamak amacıyla değil, kişilikleri ezmek, direnme gücünü...
Metin Aydoğan
Türkiye’de, yurtsever gençler üzerinden gerçekleştirilen kirli siyasetin; uzun erimli bir izlence (program) olduğu, bu izlencenin dışarda hazırlandığı, ulusal varlığın en önemli unsuru olan aydınların hedef alındığı, artık bilinen bir gerçektir. Gençleri ve aydınları etkisizleştirmeye ve kimi zaman yok etmeye yönelen eylemler, durumu açıkça ortaya koymaktadır. Aydınkırımının amaç ve kapsamını gösteren kanıtlar, yalnızca olayların kendisi değildir. En...
Metin Aydoğan
Türkiye Cumhuriyet’i kurulduğunda sıkıntısı çekilen ana sorun; buyruk, yönerge ya da yasayla giderilemeyecek olan aydın eksikliğiydi. Cumhuriyet olanaksızlıklara karşın bu eksikliği gidermiş ve kendine uygun; özverili, inançlı ve yurtsever bir aydın kuşağı yetiştirmişti. Ülke bu kuşağın omuzları üzerinde yükselmiştir. Ancak, Atatürk öldükten ve Batı ile ilişkiye geçildikten özellikle de 1950’den sonra, bu kuşak ve yetiştirdiği...
Metin Aydoğan
21 Haziran 1934’de, uluslaşma sürecinde önemli yeri olan Soyadı Kanunu kabul edildi. Yazıyı bu amaçla yayınlıyoruz. Türkler, özgür ve katılımcı toplum düzenleri geliştirerek bireylerin; buduna bağlı, yalın ve sıradan, eşitler durumuna gelmesini sağlamıştır. Ancak bu eşitlik, kimliksizliğe ya da soyun göz ardı edilmesine asla yol açmamış, ilişkinlik (aidiyet) duygusu güçlü biçimde korunmuştur. Türklerde; boya,...
Metin Aydoğan
Halkın örgütlenmesi, Türkiye’de adeta cezalandırılması gereken bir eylem durumuna getirilmiş, örgüt sözcüğü yıllarca; devlet karşıtlığının, yasa tanımazlığın ya da gizli işlerin göstergesi yapılmıştır. Oysa, halkın zaman yitirmeden örgütlenmesi ve gelecekte kaçınılmaz gibi görünen ulusal savunmaya hazırlanması gerekiyor. Halkıörgütlemek aydınların görevidir. Aydınlar, önce kendilerini sonra kitleleri örgütler. Örgütlenmenin okulu yoktur ya da bu işin okulu...
Metin Aydoğan
 15 Haziran 1926 Mustafa Kemal Atatürk’e İzmir’de suikast tasarlanan gündür. Yazıyı bu nedenle yayınlıyoruz. Saltanatın kaldırıldığı 1922 yılından beri, gerçekleştirilen hemen her yeniliğe karşı çıkan “karşıtçılar cephesi”, Mustafa Kemal’le meşru sınırlar içinde başedemeyeceğini anlamıştı. Devrim atılımları uygulanıp halka mal oldukça o güçleniyor, karşıtları güç yitiriyordu. Çok yakında, hiçbir şey yapamaz duruma düşecekleri için, zaman...
Metin Aydoğan
Türkiye’de şiddetli ve yaygın bir yönetim bunalımı yaşanıyor. Yönetim yetkisini ele geçirenler, yetkilerini ülke ve halkın sorunlarını çözmek için değil, çıkar sağlamak ve dış istekleri yerine getirmek için kullanıyor. Sandıkla yoksulluk arasına sıkışan halk, demokrasi adı verilen siyasi kurmacayla kimliğine ve ülkesine yabancılaşıyor, edilgen kalabalıklar haline geliyor. Ülke yüz yıl öncesini yeniden yaşıyor. Ayrımlar...
Metin Aydoğan
Yazı yogunluğu nedeniyle 5 Haziran’da yayınlayamadığımız “Evrensel Tehlike; Çevre Kirliliği” yazısını bugün yayınlıyoruz. 5 Haziran Dünya Çevre günüdür. Çevre kirliliği ile doğal yapıya verilen zararlar, bugün karşımıza iç karartıcı bir tablo çıkarmaktadır. Sorumluları belli olan ancak, çözüm üretecek ve uygulayacak olanların ortalıkta görülmediği bu sorun, doğal yaşamın sürdürebilirliğini çekinceye sokan bir boyuta ulaşmıştır. Kirlilik,...