Aylık Arşiv:: Mayıs 2015

Metin Aydoğan
Türkiye’de uzun süredir; “Kürt sorunu”, “azınlık hakları”, “anadilde eğitim” gibi tanımlarla bir tartışma yaşanıyor. Sayıları az etkileri yüksek bir takım insanların, medya gücünü kullanarak başlattığı tartışma, bugün hükümet uygulamalarına dek gelmiş, somut uygulamalara dönüşmüştür. Buna karşın bilimden ve gerçeklerden uzak, sürekli yinelemelerle sürdürülen bu ilkel tutum gereken yanıtı yeterince almamış, halk aydınlatılamamıştır. Oysa, söylenen ve...
Metin Aydoğan
1919’da Anadolu’yu örgütlerken, bir generalin halkın içine girerek onları direnişe çağırması Türkiye’de nasıl ilk kez yaşanmışsa, “bir devlet başkanının başkentinden çıkıp” halkla yüzyüze konuşup tartışması da ilk kez yaşanıyordu. Bu tutumuyla, eski yöneticilerden ayrılıyor, “yönetenle yönetilenler arasında yeni ve dolaysız bir ilişki kurarak” çok eskiden beri kurmayı düşündüğü halk devleti yolunda ilerliyordu. Halkın gelişme isteğinin yönetim gücü...
Metin Aydoğan
Avrupa Devletlerinin Türkiye politikası, kökleri eskiye giden ve çıkara dayanan saldırgan bir anlayışa dayanır. 20.yüzyıl başından bugüne dek çok şey değişmiş, ancak Avrupalıların Kürt politikası değişmemiştir. İngiltere’nin 1920’lerdeki Kürt politikasını ele alan Internationale Press gazetesi 5 Ağustos 1930 tarihli sayısında şunları yazıyordu: “Eğer bugün İngiliz ‘bilginleri’ dünya tarihinde önce Kürtlere karşı ‘adalet’ sağlanması gerektiğinden ve...
Metin Aydoğan
Türkiye’de 200 yıldır tartışılan Batılılaşma konusu, günümüzde ilginç bir duruma geldi. Birbirinden çok ayrımlı söylemi olan siyasi oluşumlar, Batıcılık düzleminde bir araya gelmiş durumdalar. “Liberaller” bir kenara bırakılırsa; dün Batının batıllığını ileri süren “İslamcılar” bugün Avrupa Birliği’ne girmeyi, ABD ile birlikte yürümeyi savunuyor. Kürtçüler, sözcülüğünü yaptıkları Batınındemokrasi getireceğine, kendilerine bir ülke kazandıracağına inanıyor. “Sosyalistler”, işçi sınıfının küresel direnişinden, enternasyonalizmden,...
Metin Aydoğan
Mustafa Kemal, Türk Ordusu’nun İzmir’e girip kurtuluşu gerçekleştirdiği günlerde; “Milli mücadelemizin ilk dönemi kapandı, şimdi ikinci dönemi açacağız… Sanılıyor ki bütün isteklerimizi elde ettik, her şey bitti. Oysa, yapacaklarımız asıl bundan sonra başlıyor, gerçek mücadele şimdi başlıyor” demişti. Kazanılan büyük zaferin coşkusu yaşanırken, ülke işgalden kurtarılmışken, “yeni bir mücadeleden”, “ikinci bir savaştan” sözetmek ne anlama...
Metin Aydoğan
Tam bağımsızlığı amaçlayarak ülkeyi işgalden kurtarma düşünce ve eylemi; Adana’da başlattığı, İstanbul’da geliştirdiği ve Samsun’da uygulamaya soktuğu dokuz aylık bir hazırlık döneminden sonra, 19 Mayıs’ta yeni bir aşamaya ulaştı. Mondros Mütarekesi henüz imzalanmamışken, ülkenin işgal edilerek parçalanacağını önceden görmüş, hazırlıkları buna göre yapmıştı. Ulusun kurtuluşu, halkın örgütlenmesine dayalı silahlı savaşın ve ulusal bağımsızlık kararlılığının,...
Metin Aydoğan
Türkiye’de, düşüngüsel (ideolojik) ayrılıklar ileri sürerek sürekli bölünen “sosyalist” kümelerin birleştikleri belki de tek ortak nokta, Cumhuriyet’e ve Kemalizme karşıtlıktır. Karşıtlığı ulusların kaderlerini tayin hakkını tanıma üzerine yoğunlaştırıyorlar ve Kürt kalkışmasını desteklemedikleri için, Kemalistleri faşistlikle suçluyorlar. Emperyalizmin Kürtlerle kurduğu ilişkinin niteliğini görmemeleri olanaksız. Sosyalist kuramcıların demokrasi ve ulusal sorun üzerine yazdıkları ortada. Buna karşın,...
Metin Aydoğan
Türkiye’de, çok particiliğe geçildiği 1946’dan beri bir borç sorunu yaşanıyor. Hazır para kolaycılığıyla girişilen ve süreç içinde ülkeyi tutsaklığa götüren borçlanmanın, gelişmiş-azgelişmiş ülke ilişkileri açısından ne anlama geldiği, neye hizmet ettiği ve nasıl işlediği bilince çıkarılmalıdır. Bu yapıldığında, Osmanlıyı yıkan Türkiye Cumhuriyeti’ni tutsaklığa götüren borç ilişkisinin boyut ve kapsamı kavranacak, bu ilişkinin büyük devlet...
Metin Aydoğan
Türkiye, bugün 1938’in değil, 1919’un koşullarını yaşıyor. Gizli işgal’e dönüşen dışa bağımlılık, ulusal varlığı yok etmeye yönelen kalıcı sorunlar yaratıyor. Durumun ayırdına varanlar, henüz yeterince örgütlü değil. Gelinen noktanın sorumluluğunu taşıyanlar politikacılar, yadsımadıkları bu gerçeği, “küresel çağın zorunlusonucu” ya da “karşılıklı bağımlılığın kaçınılmazlığı” olarak meşrulaştırmaya çalışıyor. Yoksullaşan örgütsüz halk, dostu düşmanı seçemiyor. Ekonomik çöküntüyle yaratılan kavram kargaşası...
Metin Aydoğan
  Kenan Evren ve 12 Eylül diyince akla; askerler, cezaevleri, idamlar ve aydınlara uygulanan yoğun kıyım geliyor. Bu doğrudur. Bunlar şiddet döneminin yaygın uygulamalarıdır ve o dönem insanlarının yaşadığı gerçeklerdir. Ancak, Kenan Evren ve 12 Eylül’ün niteliği ve gerçek amacı konusunda görülemeyen ya da yeterince görülemeyen bir yanı vardır. Önemli olan bunu görmektir. 12 Eylül,...