Metin Aydoğan
Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis,17 Şubat 1993 Çarşamba günü bindiği uçağının düşmesi sonucu, yanındaki 3 subay ve 1 astsubayla birlikte şehit oldu. Dönemin yetkilileri, uçağın buzlanma nedeniyle düştüğünü açıkladı ve üstünkörü bir soruşturmayla dosyayı kapattı. Oysa, durum oldukça karışıktı ve Eşref Bitlis sıradan bir komutan değildi. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’na katılmıştı. Geçmişi başarılarla...
Metin Aydoğan
Son dönemde yazılı ve görsel basında, sosyal medyada; güncelliği olmayan ve Türkiye’yi ilgilendirmeyen, karalamaya dayalı düzeysiz bir tartışma yaşanıyor. Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ne yönelik gerçekleri yansıtan her öğretici yazı, yazarına küfür olarak geri dönüyor. Gerçekler, yalana dayalı yaymacayla örtülmeye çalışılıyor. Türk töresine uymayan garip eylemler yapılıyor, Türkiye’nin konuğu olan turistler dövülüyor. Bilgisizliğin karanlığı içinde...
Metin Aydoğan
Atatürk hakkında, Türkiye ve dünyada farklı nitelikte 11 binden çok kitap ve araştırma yazısı yayınlanmış. Bu denli çok ve değişik yayını, niteliklerine göre 4 grupta toplamak mümkündür. İlk grup, nesnel bir tutumla yazılan ve bilimsel değeri olan kaynağa dayalı araştırmalardır. Yalana dayalı karalama amaçlılar ile bunun tam karşıtı aşırı övgücüler öbür iki gruptur. Son...
Metin Aydoğan
5 Şubat 1937’de Anayasa maddesi yapılan Altıok, yaymaca amaçlı sıradan bir tanımlama değil; direniş içinde oluşan, yaşama bağlı ve geleceğe yön veren ilkeler bütünüdür. Geri kalmışlıktan kurtularak gelişmek isteyen bir ulusun, kalkınıp güçlenmek için izleyeceği yolu gösterir. Bu işin nasıl yapılacağını açıklar. İnsanı esas alır, bilime ve gerçeklere dayanır. Herşeyden önce, çok yönlü, ileri...
Metin Aydoğan
Günümüzün sorunu olan küreselleşmenin gerçek sahiplerinin, uluslararası şirketler olduğu artık herkesin bildiği bir gerçektir. Büyük devlet politikası konumuna gelen ve şirket çıkarlarını temsil eden küresel politikanın belirlenip uygulanmasında, askeri ve ekonomik güç yanında çok önemli bir üçüncü güç vardır. Bu iletişim gücüdür. İletişim, günümüzde o denli etkili duruma gelmiştir ki, o olmasa küresel düzeyde...
Metin Aydoğan
Yabancılara; ekonomik, siyasi ve hukuksal alanda ayrıcalık (imtiyaz) tanıma, Anadolu Selçuklularına dek gider. Kolaycılıkla öngörüsüzlüğün içiçe geçtiği uygulamalar, verildikçe bağlanan bağlandıkça verilen ödünler halinde yüzlerce yıl sürdü. Selçuklulardan sonra Osmanlı Devlet’inin de yıkımını hazırlayan koşulları oluşturdu. Kapitilüsyon olarak da tanımlanan imtiyazlar süreci; yabancılara, ekonomik yaşama, bağlı olarak da siyasi yaşama, devletin güçlü olduğu dönemlerde...
Metin Aydoğan
Seçimler ve meclislerle halkın kendisini yönetecek kişileri belirlemesine, bugün demokrasi deniyor. “Oy” ve “sandık” kutsanıyor ve yönetimin bu biçimde oluşturulması çağdaşlık sayılıyor. Doğru gibi görünse de biraz düşünüp yaşananlara bakınca, bunda bir çarpıklık olduğu görülüyor. Türkiye’de; Meclis’in oluşumu, seçim yasaları, barajlar, dağıtılan paketler, din ticareti, para ve medya kullanımına bakınca; oluşturulan siyasi düzenin, seçilecekleri...
Metin Aydoğan
20.Yüzyıl’a, ‘Emperyalizm ve Ulusal Kurtuluş Savaşları çağı’da denir. Bu çağı, başardığı anti-emperyalist savaşla Türkiye başlatmıştır. Türkiye’nin başardığı Devrimi’nin önemi, 21. yüzyıl’a girerken daha çok öne çıkıyor. Bu önem, azgelişmiş ülkelerin kurtuluştan sonra ulusal haklarından ödün vermeden, nasıl ve ne biçimde kalkınacağını göstermede yoğunlaşıyor. Türk Devrimi; azgelişmiş bir ülkenin; tekelci bir dünyada, doğal ömrünü tamamlamış...
Metin Aydoğan
Faşizm ve Nazizm, ekonomik temelleriyle incelendiğinde günümüzdeki küreselleşme uygulamalarından öz olarak, ayrımlı olmadığı görülecektir. İtalya ve Almanya’da açık şiddet ve terörle sağlanan ekonomik işleyiş; İngiltere, Fransa ya da ABD’nde “demokratik” yöntemlerle sağlanmış ve sağlanmaktadır. Bu, kolay görülebilir bir gerçektir. Kendilerini uygarlığın gerçek yaratıcıları olarak sunan Batılılar bu nedenle, İtalya ve Almanya’da 20.yüzyılın ilk yarısında...
Metin Aydoğan
Türk Ordusu, 1914’de başlayan Birinci Dünya Savaşı’nda, Çanakkale’den Hicaz’a (Arabistan’ın Batısı), Kafkasya’dan Basra’ya dek geniş bir coğrafyada çok ağır bir savaşa girdi. Yetersiz bütçe ve eksik donanımla girilen, yükünü Anadolu’daki 12 milyonluk Türk nüfusun çektiği bu savaşta, dünyanın en büyük askeri gücü olan İngiltere, Fransa ve Rusya’yla savaşıldı. Türk Ordusu, bu büyük savaşta kimsenin...